100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de

Ferhat KOÇ

1. Dünya Savaşının 100. yılındayız. Bu savaşın en önemli cereyan sahalarından biri de Çanakkale’dir. İngiltere ve Fransa öncülüğündeki İtilaf güçleri Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirmeye, Osmanlı Devleti’ni can evinde vurmaya çalıştılar.

Önce dünyanın en güçlü donanmalarıyla denizden geçmek istediler, fakat başarılı olamadılar. Sonra da karadan geçmek için yüzbinlerce asker çıkardılar. Yine sonuç alamadılar.

Aradan bir asır geçti, fakat hâtırası hâlâ yaşıyor. Çanakkale toprağına hem bugünkü vatanımız sınırları dahilinde ve hem de o zamanki Osmanlı sınırları içinde kalan coğrafyalardan, hatta bütün İslam coğrafyasından gelen kahramanlar karışmış durumda. Bu yüzden Çanakkale toprağı bütün vatan toprağı hükmünde.

 

Çanakkale Savaşı, zamanında nasıl bütün dünyanın dikkatle takip ettiği bir harpse, 100. yıldönümü de, bütün dünyayı ilgilendiren bir yıl dönümüdür. Döneminde Çanakkale’de Osmanlı devletine karşı savaşanlar oradaki varlıklarını nasıl zamanın basın araçları yoluyla dünyaya duyurduysa, Osmanlı yönetimi de bu savaşın milletimize ve dünyaya bütün yönleriyle duyurulması için çeşitli faaliyetler yürütmüştür. Bu faaliyetlerin en belli başlısı, İstanbul’dan götürülen bir “Edebi heyet” in Çanakkale cephesini ziyaretidir. Çanakkale Muharebeleri sırasında 28 Haziran -10 Temmuz 1915 tarihleri arasında, zamanın Harbiye Nezâreti’nin davetlisi olarak Çanakkale Cephesi, bir grup edebiyatçıya (Ömer Seyfettin, Hamdullah Suphi, Ali Canip, Celal Sahir, Hakkı Süha, Faik Ali, Enis Behiç vs.) ziyaret ettirilmiş ve dönüşte de bu yazarlar intibalarını kaleme almışlardır. Heyete ağırlık edebiyatçılarda olmakla beraber, müzikçiler ve ressamlar da bulunmaktaydı.

Benzer bir faaliyet, Suriye, Filistin ve Lübnan’dan 31 kişilik bir “ilim heyeti ”nin ekim ayındaki cephe ziyaretidir. “İlim Heyeti” denilmekle beraber, heyette ilim adamları dışında şairler, edibler, hatibler ve gazeteciler de bulunmakta idi.

Söz konusu ziyaret, İstanbul’da Padişah Mehmed Reşad’ın Yıldız sarayındaki kabulü ile başlar. İstanbul’da askeri tesisler, silah imalathaneleri gezilir ve Çanakkale’ye intikal edilir. Çanakkale cephesi savaş devam ederken gezilir ve orada savaşmakta olan Halep ve Şam alayları ile karşılaşılır. Heyet üyeleri Savaşın komutanlarını ziyaret eder. Söz konusu heyet döndükten sonra da cephedeki izlenimlerini yazar. Arapça olarak kaleme alınmış bu izlenimler bir kitapta toplanır.

Türkiye Yazarlar Birliği olarak bu tarihî ziyareti yeniden canlandırıp başta Arap ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden Müslüman yazarları Çanakkale-Gelibolu’da bir araya getirmeyi amaçlayarak   bir  proje hazırladık. Projemiz  Başbakanlık Yurtdışı Türkler Başkanlığınca kabul görünce gerekli hazırlıkları tamamlayarak  20 Ekim günü davet edilenlerle İstanbul’da bir araya geldik.

21 Ekim-25 Ekim 2015 tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz bu faaliyetin İslam coğrafyasının birlik şuurunu pekiştirecek bir işlevi olacağını ümit ediyoruz.

İlim Heyeti 100 Yıl Sonra Çanakkale’de programına, Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Irak, Suudi Arabistan, Mısır, Tunus, Bosna, Kosova ve Azerbaycan’dan ilim adamları ve yazarlar katıldı.

20 Ekim’de İstanbul  Radsson BLU hotel’de bir araya gelen davetliler birlikte Ovalı restoranda yenen akşam yemeğinde tanıştılar Sohbetler edildi. Misafirler arasında dedesi Çanakakale’de şehid olan Suriyeli Dr.Mahmut El-Saide El- Doghm ,Suriyeli Yrd.Doç. Dr.Salem Khalaf dedesi Balkan cephesinde şehid düşmüş,Dedesi Çanakkale cephesinde Gazi olmuş Lübnanlı Prof dr.Esma Chamly Halvani bulunuyor. ,

100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale'de" projesinin yöneticisi Çankırı,  Karatekin Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Çakır, Çanakkale Savaşları'nın Türk edebiyatındaki yansımaları üzerine akademik çalışma   yaparken, 100 yıl önce Çanakkale Savaşları sırasında iki heyetin bölgeye geldiğini tespit ettiğini belirtti. 

Çakır, şu bilgileri verdi  "Bunlardan biri 'İstanbul Edebiyat Heyeti' adı altında Temmuz 1915'te askerlerimizi ziyaret eden heyet. İkinci heyeti ise Ekim 1915'te Cemal Paşa, Suriye'den yola çıkarıyor.Suriye, Filistin, Lübnan, o coğrafyanın önde gelen gazeteci, yazar, din adamı, alimlerinin oluşturduğu 31 kişilik bir heyet, önce İstanbul'a daha sonra da Çanakkale'ye geliyorlar. Bu gezi Kurban Bayramı'na rastlıyor. 19 Ekim 1915'te buraya gelen heyet, bayram namazını askerler ile birlikte kılıyor.100 yıl sonra bu geziyi hatırlamak istedik  diyen Çakır, şunları söyledi  "Çanakkale Savaşları'nın 100'üncü yılında böylesine önemli, 100 yıl önce gerçekleştirilen bu stratejik geziyi yeniden canlandırmak istedik. 100 yıl sonra bu geziyi hatırlamak istedik. Bu çerçevede aynı coğrafyada ve biraz daha bu coğrafyayı genişleterek Azerbaycan, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan, Ürdün, Tunus, Suudi Arabistan, Yemen Bosna-Hersek, Kosova'dan tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi din adamı, gazeteci, yazar, akademisyenleri Çanakkale'de buluşturmak istedik. 100 yıl önce gelenler, nasıl ki intibalarından oluşan bir kitap yazmışlar ise 100'üncü yılda da gelenlerden intibalarından izlenimlerinden oluşan bir kitap hazırlamak istedik.Geziye katılanların izlenimlerinden oluşan üçüncü kitabı yayımlayacağız"        

İstanbul’dan – Çanakkale’ye

Ülkemizin, kültürünün ve 100 yıl önceki savaş ve zaferin tanıtılması açısından büyük bir önem taşıyan, ‘’İlim heyeti 100 yıl sonra Çanakkale’de’’ projesine davet edilen ilim adamları; Doç.Dr Tahir Şahbaz(Azerbaycan), Dr.Admir Mulaosmanovic (Bosna), Samir Atiyya (Filistin), Dr. Mahmoud el-Saied El-Doghim (Suriye), , Nasir Musa Qamash (Ürdün), Omar Bdoor (Ürdün), Prof.Dr. Abdulbaki Shamsan (Yemen), Mustafa Al- Habbab (Suudi Arabistan), Dr.Esssam Abdel Shafy (Mısır), Prof. Dr. Esma Chamıly Halwani (Lübnan), Prof.Dr. Nimetullah Hafız (Kosova), Prof.Dr. Ali Khairi Matrood (Irak).Mehpara Sultanova(Azerbaycan) Dr. Nashat AQtash (Filistin) Dr.Essam Abdel Shafy (Mısır) Prof.Dr. Mohammed Dalaf Ahmed(Irak) ile TYB’ yöneticileri D .Mehmet Doğan, İbrahim Ulvi Yavuz ,Ferhat Koç, A .Fatih Gökdağ ,Memiş Okuyucu,  Prof Dr.Kazım Ürün, Prof  Dr .Ömer Çakır, Serkan Çakır, Gazeteci Mustafa Özcan ve Kerime Yıldız Perşembe sabahı İstanbul’dan hareket ederek Tekirdağ yoluyla Bolayır’da Şiir Namık Kemal ve Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşa’nın kabirlerini ziyaret ederek Gelibolu üzerinden Çanakkale’ye geçtiler.

Destani Direnişin sembolü olan Türbeler

İlim heyeti İstanbul’dan hareketten sonra ilk olarak Bolayır’da Namık Kemal ve Gazi Süleyman Paşa’nın türbelerini ziyaretle başlıyor.100 yıl önde ilim heyeti aynı türbeleri ziyaret etmişlerdi, Rumeli Fatihi olan Gazi Süleyman Paşa batının kapılarını Osmanlıya Gelibolu’dan sal üzerinde geldiği yiğitleriyle Bolayır’dan açmış, İngilizler saldırılarına  bu türbeleri bombalayarak başlamışlar. Namık Kemal Gelibolu mutasarrıfı iken çok sevdiği Süleyman Paşa’nın türbesini ziyaret eder ve öldüğünde buraya defnedilmesini vasiyet eder. Sakız adasında vefat edince de buraya getirilir. Çanakkale’deki destani direnişin sembolü olan Namık Kemal ve Gazi Süleyman Paşanın türbesi Sultan Abdulhamid Han tarafından yaptırılmıştır.

Gelibolu’da özellikle 14. Ve 15. Yüzyılda yapılan Osmanlı yapılarından çoğu günümüze ulaşmamıştır. Gelibolu’da ayakta kalabilen yapıların en önemlileri Orhan Gazi döneminde yapılan Bolayır’daki Gazi Süleyman paşa camii ve Türbesi,1:Murat dönemine Ulucami (Hüdavendigar Camisi) ve 2. Murat dönemi yapılarından Azaplar Namazgahı, Yazıcıoğlu Camisi ve Türbesi .Saruca Paşa Türbesi ve Hamamı, Sofca Halil Mescidi ,Ahmed Bican ve Mehmed Bican Türbesi, Bayraklı Dede Türbesi ve Kasaboğlu Ali Bey hamamıdır. Bu tarihi Mekanlardan yolumuz üzerinde olanları ziyaret ediyoruz. Gelibolu yarımadasındaki en ilgi çekici eserlerin başında Namazgah geliyor. Deniz manzaralı Namazgah hem Marmara’yı hem de boğazı görmektedir. Oldukça geniş bir alan olan Fener Meydanı’nın denize yakın kısmında bulunan Namazgah, aslında bir ismi de Azaplar olan bir açık hava camisidir. Cami ismini sefere çıkan Azapların burada namaz kılmasından almıştır.

Heyet Çanakkale’ye geçmek üzere Gelibolu’ya ulaşıyor. Geminin hareket saatine kadar öğle yemeği yeniyor, çaylar içiliyor ve sohbetler yapılıyor. Çanakkale’ye geçen heyet Zileli oteline yerleşerek bir müddet istirahat ettikten sonra Akşam yemeği öncesinde emekli öğretim üyesi ‘’Kemal Çelik Çanakkale-Gelibolu savaşları’’ ile ilgili  İngilizce olarak Bir buçuk saati bulan slaytlı  bir sunum yaptı... Kemal Çelik savaş alanlarını gezerken bizlerle birlikte olarak misafirlerimizi ve bizleri bilgilendirdi.

100 yıl sonra Çanakkale projesi ÇANAKKALE Ticaret Borsası Kongre Salonunda misafirlere anlatıldı

Cuma sabahı Çanakkale cephesini 100 yıl önce ziyaret eden ’ilim Heyeti’nin hatırasını yaşatmak için Ortadoğu ve Balkanlar’dan ilim adamları, yazarlar ve gazetecilerin katıldığı “100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de” projesi Ticaret Borsası kongre salonunda yapılan toplantıyla tanıtıldı.Toplantı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının okunmasıyla başladı. Toplantıya Çanakkale Valisi Hamza Erkal, T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Doç .Dr. Kudret Bülbül, ile Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Irak,Suudi Arabistan, Mısır, Tunus, Bosna, Kosova ve Azerbaycan’dan 21 gazeteci ve yazar ile birlikte Türkiye’den gazeteci, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Vali Erkal, yaptığı konuşmada, "Nasıl ki insanlar gelip birlik ve beraberlik içinde bu vatanı savundular, aynı şekilde 100 yıl sonra biz de yek vücut halinde hareket etmeliyiz" dedi.
 Doç. Dr. Kudret Bülbül, “Çanakkale’de canhıraş bir mücadele devam ederken, Akif’in hani kollar, bacaklar uçuşuyor diye çok güzel tasvir ettiği o canhıraş çaba devam ederken, bir fitne alıp yürüyor, ’Çanakkale’de yeterince mücadele ediliyor mu?’ diye. Bir taraftan kahraman ordumuzun morali yüksek tutulmaya çalışılıyor, bir taraftan tabii ki memalik-i Osmaniye’nin unsurlarının yüksek tutulması gerekiyor. Bunu sağlamak adına böyle bir program organize ediliyor. Bütün bunlar olurken, bu notlar gerçekten 1915 de mi yazılmış, yoksa bugün mü yazılmış diye tereddüt ettim. Bugün yine parçalama planları yeniden haritayı çizme planları var” dedi.
Mehmet Doğan ise, “Yüzyıl önce yine bugün torunlarını kabul ettiğimiz kişilerin dedeleri bu toprakların misafirleri olmuştu. İşte biz bu azizi hatırayı yad etmek için buradayız. 100 yıl sonra zihnimizin Çanakkale’sini geçilmez kılmak için buradayız. Çanakkale bütün coğrafyamızdır. 100 yıl önce müşterek savaşımızı Çanakkale’de şerefle, şanla bitirdik. Emperyalizmin kibrini kırmayı başardık” diye konuştu. TYB Şeref başkanı D.Mehmet Doğan ise, “Yüzyıl önce yine bugün torunlarını kabul ettiğimiz kişilerin dedeleri bu toprakların misafirleri olmuştu. İşte biz bu aziz  hatırayı yad etmek için buradayız. 100 yıl sonra zihnimizin Çanakkale’sini geçilmez kılmak için buradayız. Çanakkale bütün coğrafyamızdır. 100 yıl önce müşterek savaşımızı Çanakkale’de şerefle, şanla bitirdik. Emperyalizmin kibrini kırmayı başardık” diye konuştu.
Konuşmaların ardından davetlilere çeşitli hediyeler takdim edildi.

İlim Heyeti 18 Mart Çanakkale Üniversitesinde

"100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de" Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer’i ziyaret etti. Rektör Prof. Dr. Yücel Acer, İlim Heyetinin gerçekleştirdiği ziyaretten onur duyduğunu ifade ederek ÇOMÜ hakkında bilgiler verdi. Acer “23 yılda çok büyük bir üniversite haline geldik. Her alanda üniversitemizde çalışmalar yapılıyor. Tabi üniversitemiz kalite olarak da hızla ilerleyen bir üniversite. Bilimsel araştırma alanında da çok şeyler yapılıyor üniversitemizde. Akademisyenlerimizin çok sayıda desteklenen bilimsel araştırma projeleri var. Merkez laboratuvarlarımız, bölüm laboratuvarlarımız, teknoparkımız var. Dolayısıyla bilimsel araştırma anlamında da üniversitemiz hızla ilerleyen bir üniversite ”dedi. Türkiye Yazarlar Birliği şeref  Başkanı D. Mehmet Doğan da konuşmasında üniversitelerin gençlere bilgi veren, onları bilgi bakımından donatan kurumlar olduğunu ifade ederek “Bilginin de bir arka planı, ruhu, maneviyatı olması lazım, yani sadece bilmek bizi bilge yapmıyor, bilgilere sahip olarak bilge olunsaydı, bilgisayarların bilge olması gerekirdi” dedi.

İlim Heyeti Yağmura Rağmen Çanakkale savaş alanını Gezmeye devam ediyor.

Ülkemizin, kültürünün ve 100 yıl önceki savaş ve zaferin tanıtılması açısından büyük bir önem taşıyan, ‘’İlim heyeti 100 yıl sonra Çanakkale’de’’ projesine davet edilen ilim heyeti Cuma namazına Üniversite mescidinde kıldıktan sonra .Eceabat’a geçerek,  Mecidiye tabyasını, meşhur büyük topu ve Şehitler anıtını ziyaret ettiler, Burada çektirdikleri hatıra fotoğrafını da yüz yıl sonrasına anı olarak bırakılması temennisinde bulundular . Çanakkale’de bulunulan 2 gün içerisinde devamlı yağmur yağdığı için gezi her ne kadar zorlukla yapılsa da misafirler atalarının savaştıkları  Birlik ve beraberliğin kanla yazıldığı tabyaları ziyaret etmekten oldukça memnun olduklarını ifade ederek ‘’ sizler dedelerimizin yüz yıl önce savaştığı Çanakkale’ye bizleri davet ederek, bizlerin büyümemizde  önemli etkileri olan Çanakkale savaş ve kahramanlık hikayelerimizi  gerçekte yaşatarak Çanakkale rüyalarımızı gerçeğe çevirdiniz bunun için sizlere çok teşekkür ediyoruz’’ diyerek mutluluklarını dile getiriyorlardı.

İlim heyeti akşam 18 Mart üniversitesi Rektörünün yemeğine katıldılar. Yemekten sonra misafirlere TYB’nin  Osmanlı Türkçesi ile hazırlattığı ,’’Mehmet Akif Ersoy’un ‘’ Çanakkale şehitleri  şiiri tablosu hediye edildi. Hediye merasimi sırasında da misafirler duygu ve düşüncelerini hazırlanmakta olan belgesel için yeniden dile getirdiler. Akşam yemeği birlikte çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

Çanakkale’deki son günümüzde(Cumartesi)  tekrar savaş alanlarını ziyarete gidiyoruz. Savaşın ağır dönemi yaz aylarında cereyan etmiş.. Mayısta püskürtülen düşman son büyük hamlesini ağustos sıcağında yapıyor. Son olarak 21 Ağustos’ta Anafartalar bölgesine saldıran 6 tümenlik düşman güçleri püskürtülüyor...

Bu zaferden sonra düşmanın böylesine büyük bir taarruza mecali kalmıyor. Mağlubiyeti zor da olsa kabul ediyorlar. Kasım ayından itibaren geri çekilme hazırlıklarına başlıyorlar ve ilk deniz saldırılarını yaptıkları şubat ayında mevzilerini tamamen terk ediyorlar

Yüz yıl önce ilim heyeti, tam de bizim Çanakkale’de bulunduğumuz günlerde cepheyi geziyor. Muhtemelen onlar da Çanakkale’nin şiddetli rüzgârını, kamçılama etkisi uyandıran yağmurlarını hissettiler. “ çektirdikleri resimlerde de heyetin kışlık kıyafetler içinde olduğu görülüyor. 

Bizim ilk günkü seferimizde Mecidiye tabyası ve Âbide ziyaretimiz, yüz yıl önce zaferi kazanan askerlerimizin hangi zor şartlarda bu sonuca ulaştıkları hakkında bize bir hayli fikir verdi. 

Çanakkale’yi anlama konusunda son yıllarda epeyce çaba sarfedildi. Şehidlikler düzenlendi, böylece harp sahası daha görülebilir, gezilebilir hale getirildi. Bu arada Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi inşa edildi. Burada ziyaretçilere Çanakkale’yi etkileyici bir şekilde anlatma amacıyla bir simülasyon merkezi kurulmuş. 

Çeşitli salonlarda yapılan gösteriler, sunumlar güçlü efektlerle ziyaretçileri savaşın havasına sokuyor. Büyük meblağlar harcanarak böyle bir merkezin meydana getirildiği anlaşılıyor. Fakat anlatım, metin bu kadar büyük emek ve harcama ile nispet edilecek güçte değil. Mehmet Âkif’in Çanakkale Şehitlerine şiirinde ifade ettiği ruh esas alınacağına, biraz Anzakları gözeten bir anlatıma ağırlık verildiği hissine kapılıyorsunuz. Zaten “Çanakkale Şehitlerine” şiirinin bir iki mısraı âdet yerini bulsun kabilinden şöyle bir duyuluyor…

Savaş alanlarını ziyaret ettikten sonra Çanakkale’ye dönüyoruz. Limanda bulunan Nusret mayın tarama gezisini ziyaret ediyoruz. Nusret gemisi restore edilerek öğünün ve bugünün teknoloji ile donatılarak müze hailine getirilmiş. Gemide görevli subaylar gemi hakkında bilgi veriyorlar. .Hazırlanan video gösterileri ile savaşı  anlatıyorlar. Sahildeki kale de ziyaret ediliyor.  Orada da Çanakkale ve Gelibolu savaşları hakkında verilen bilgilerle Çanakkale savaşları bilgilerimizi pekiştiriyorlar.

Çanakkale’deki son durağımız Aynalı çarşı buradan misafirler ülkelerine götürmek için çeşitli hediyeler aldıktan sonra, Çanakkale 18 mart üniversitesinin Aşure programına katılıyoruz.Programda temsili Çanakkale tiyatroyal gösterisi ve Tasavvuf müziği dinletisinden sonra ikram edilen Aşurelerimizi yedikten sonra otelimize dönüyoruz.

Pazar sabahı Çanakkale’den ayrılarak İstanbul’a hareket ediyoruz. Yolumuz üzerinde olan ‘’Akbaş şehitliğini ‘ ziyaret ediyoruz. Akbaş şehitliği İlim heyeti açısından önemli bir nokta. Çünkü 100 yıl önce Çanakkale savaşları için gelen İlim heyeti Akbaş şehitliğinin olduğu sahilde gemiden çıkarak gezilerini gerçekleştirmişler. O günki heyetin mihmandarı olan Üryanizade Ali Vahid Efendi bakın o günü yazdığı ‘’Çanakkale Cephesi’nde Duyup Düşündüklerim’’ adlı risalesinde bakın nasıl değerlendiriyor:

 ‘’Akbaş’’ İskelesi’ne çıktığımızda şöyle etrafa bir bakındık. .Ne gördük ise hepsi bizim için mühim ve şayan-ı temaşa idi. Lakin her şeyden evvel küçük bir şehidlik nazar-ı dikkati celb ve da’vet eyledi. Hemen doğruca oraya şehidlerin yanlarına gittik. Başları ucunda durarak Kemal-i hürmet ve huşu ile hep bir ağızdan münasib sureler okumaya başladık. Artık orası bir tekke halini almıştı.Tiz ü pesden çıkmakla beraber insicamı muhafaza eden ve müessir temevvücatıyla insanı yükseklerde gezdiren bu vakur ve ruhani tilavet esnasında etraftaki tepeler rkasından gök gürültüsünü andırır top sesleri birbirini ta’kib ederek gelir, rüzgarda insanın kulağına bir şeyler söylerdi.

Düşünmemek, müteessir olmamak kabil mi? ‘’

4-5 saatlik yolculuktan sonra  seyahatimiz Topkapı sarayın da son buluyor  .Burada Yurt dışı Türkler ve Akraba toplulukları Başkanlığı Kültür ve sosyal ilikler dairesi başkanı Murat Gürbüz ile buluşarak  misafirlere Topkapı sayını gezdiriyoruz.

Saray ziyaretinin ardından Hasırlı restorana giderek ilim heyeti veda yemeğinde biraraya geliyor.  Gezinin bir değerlendirmesini yapıyoruz.

DOĞAN: HEYETIN IZLENIMLERI KITAP OLACAK

TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan ise; beş gün boyunca yüz yıl önceki heyetin güzergahını mümkün olduğunca takip etmeye çalıştıklarını belirterek “Tabii biraz Çanakkale’nin yağmurlu ve soğuk günlerine rastladı. Onu da şöyle düşündük, herhalde yüz yıl önce de misafirlerimiz böyle bir iklimle karşılaşmıştır. Heyetin buradaki intibalarının hatırda kalıcı şekilde olduğunu düşünüyoruz” diyor. Heyet üyelerinin döndüklerinde hem intibalarını yazacaklarını, hem de Çanakkale ile ilgili görüşlerini dile getireceklerini söyleyen Doğan, bütün bunların Arapça Türkçe olarak yayımlanacağı müjdesini veriyor.

“Çanakkale Türkiye’nin ruhu demek. Burada heyetle bir arada bulunmamız da o ruhu canlandırmaya yönelik, doğrusunu söylemek gerekirse ümmetin ruhunu temsil ediyordu Çanakkale’’

 Prof.Dr.Maya Abdullah: Heyette bulunan iletişim profesörü ve Lübnan İlim ve Araştırmalar Birliği Başkanı Maya Abdullah, Türkiye’ye birçok defa geldiğini fakat ilk kez geldiği Çanakkale’de en çok dikkatini çeken şeyin gördüğü vatanperverlik olduğunu belirtiyor. İslam dünyasının bugün kaybettiği hususun bu olduğuna işaret eden Lübnanlı profesör; “Çanakkale’ye şehadet ruhu hakimmiş. Bu bugün bizde yok maalesef. Çünkü vatan ancak vatanperverlik ile inşa edilebilir. Ancak biz bu duyguyu kaybettik ve parça parça olduk. Yeniden şehadet, vatanperverlik duygusuna sarılmamız lazım, yoksa kendimizi yeniden tesis edemeyiz” sözleriyle İslam dünyasının birliğinin yeniden tesisinin önemine işaret ediyor. 

Abdullah, Çanakkale’de bu tarihi izleri gördüğünü söylüyor ve bugün bu ruha yeniden sahip olmamız gerekliliğini şu sözlerle özetliyor: “Çanakkale’nin karakterini, olayların seyrini bize verilen bilgiler doğrultusunda takip ettim. Burada büyük bir kan feda edilmiş, bu kazanımın muhafaza edilmesi lazım. Sadece bu tarihteki duruş ve fedakarlık yetmez, bugün de Batılılara karşı bu ruhu canlı tutmamız lazım.”

Osmanlı toprakları benim için hep bir rüyaydı"

"İlim Heyeti"nde bulunan Lübnanlı Prof. Dr. Esma Chamly Halwani ise dedesi Osman Selim'in Çanakkale Savaşı'nda yüzbaşı rütbesinde, dedesinin kardeşi Mehmet Selim'in de binbaşı rütbesinde savaştığını hatırlattı. Dedesinin gazi olduğunu, dedesinin kardeşinin ise şehitlik mertebesine ulaştığını ifade eden Chamly, şunları kaydetti:

"Ben Türkiye'de yaşamadım ancak Türkiye her zaman kalbimde ruhumun bir parçası ve çocukluğumda babamdan, dedemle ve dedemin Çanakkale ve Osmanlıyla ilgili anılarını çok dinledim. Dedemden Çanakkale ilgili nakledilen Osmanlı toprakları benim için hep bir rüyaydı, 'İnşallah bir gün bu rüyayı gerçekleştiririm' diye düşünüyordum ve işte bugün buradayım. Şu an ziyaret ettiğim Çanakkale de adeta kalbimin bir parçası. Dedem Çanakkale’den sonra Irak'ta İngilizlere karşı savaşırken şehit düştü. Dedeme hem Çanakkale cephesinde Osmanlı harp madalyası hem de Romanya Dobruca cephesinde gösterdiği başarılardan dolayı Almanlar tarafından ikinci bir madalya verilmiş. Türkiye'nin ve bütün İslam dünyasının, bizim ümmetimizin daha iyi yerlere gelmesini temenni ederim." . Dedemin kanlarıyla bezenmiş bu topraklarda bulunmama imkan veren herkese teşekkürlerimi sunarım.

Filistinli Dr.Neşet Aktaş ,Marmara gemisi olayından sonra Filistinli gençlerde Türkiye’ye gitme arzusu artmıştır. Çanakkale savaşı döneminde sahipsiz durumda olan Filistinliler Çanakkale’ye asker göndermişlerdir. İradesi güçlü olan toplumlar ayakta durabilir .Filistinliler bu iradeyi bulmuşlardır. Kararlı duruşlarını sergilemek tedirler. Filistinlileri ellerinde sadece taş ve bıçak olmasına rağmen dik durmayı başarıyorlar.

Biz Filistinliler olarak gündüzün kıymetini gecenin gelmesinden sonra anladık, derken Osmanlının kıymetini de İsraillileri tanıdıktan sonra daha iyi idrak ettiklerine işaret ediyordu.

Suriyeli Dr. Mahmud, çocukluğunun Osmanlı ve Çanakkale savaşı hikayeleri dinlemekle geçtiğini belirterek ‘’ Çanakkale benim için bir rüya idi. Birgün Çanakkale’ye gelmeyi ve dedemin şehid olduğu siperleri görmeyi arzu ediyordum.TYB beni davet ederek bu rüyamı gerçeğe dönüştürdü.’’

Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç, zaferin 100. yılı dolayısıyla düzenledikleri kültürel ve manevi faaliyetin bugün için çok anlamlı olduğunu ifade ederek,  “Bugünkü kuşaklar için o günleri yad ederken, kültürel boyutunu da göz önünde bulundurarak o zenginliğimizi ve bu savaşın topyekun bir savaş olduğunu, bugüne de yansıyan taraflarının bulunduğunu unutmamak gerekiyor. Bugün de aslında yedi düvele karşı mücadele ettiğimizin altını çizen Kırlangıç; “Ama bu mücadelenin daha çok kültürel boyutta olması lazım, kültürel kalkınmanın da ön plana çıkarılarak yapılması lazım. Buna dikkat çektik diye düşünüyorum” sözleriyle kültürel alandaki mücadelenin daha fazla öne çıkması gerektiğini vurguluyor. 

Değerlendirme toplantısı, hazırlanacak olan ‘’İlim heyeti 100 yıl sonra Çanakkale’de ‘’ belgeseli ile bu gezinin sonunda çıkartılacak olan kitap tanıtım toplantısı için Ankara’da buluşmak üzere vedalaşarak son buldu. Ve herkes ülkelerine gitmek üzere havaalanının yolunun tuttu.

Bu yazı toplam 593 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim