• İstanbul 11 °C
  • Ankara 10 °C

15 Temmuz’u unutmadık unutturmayız

Fatma Gülşen KOÇAK

HAK-İŞ Konfederasyonu olarak darbe gecesinden itibaren halkın yanında saf tuttuklarını belirten Arslan, “15 Temmuz gecesi hainler milli iradeye saldırdı. Ancak milli iradenin yılmaz nöbetçileri tek vücut olup, hain darbe girişimini bertaraf etti.

Nasıl 15 Temmuz gecesi ilk andan itibaren sokaklara çıkıp vatanımız, bayrağımız ve özgürlüklerimiz için mücadele ettiysek, o günden bu yana ilkesel olarak her platformda bu kararlılığımızı dile getiriyor, ‘15 Temmuz’u Unutmadık Unutturmayacağız’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Sendikal mücadelede önemli hizmetler yapan HAK İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ile gündemdeki konuları konuştuk.
 
24 Haziran seçim sonuçlarına dair yorumunuz nedir?
 
Türkiye bir seçimi daha geride bıraktı. Seçime katılım oranının yüzde 86 ile rekor düzeye ulaşması toplumun demokrasi, sandık ve siyasete olan güvenini bir kez daha teyit etmiştir. Ayrıca seçimler sırasında meşruiyet, katılım ve sonuçları etkileyecek ciddi bir olayın yaşanmaması Türkiye demokrasisi açısından büyük bir kazanımdır.
 
Milletimiz bu seçimlerde Türkiye’yi geriye götürme çabalarına, terörün yeniden ortaya çıkmasına karşı istikrarın; kardeşliğin, huzur ve güven ortamının devamı yönünde oy kullanmıştır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği açık ve net ortaya konulmuştur. Türkiye,  Genel Seçiminin ardından yeni “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile tanışacaktır. HAK-İŞ olarak, siyasi krizlerin ekonomik krizlere de sebeb olduğunu ve bundan en çok emekçilerin zarar gördüğünü biliyoruz. Bu sebeble Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini destekledik. Yeni sistem daha ileri demokrasi standartlarının yakalanması, Türkiye’nin daha iyi yönetilmesi, yönetimin önündeki birtakım engellerin kaldırılması ve en önemlisi siyasi krizlerin yaşanmaması için önemli bir fırsat sunacaktır.
 
İşçilerin emekçilerin seçim sonrası hükümetten beklentileri nelerdir? Türkiye’nin temel problemi nedir, çözüm önerileri nelerdir?
 
Milletimiz, ülkemizin geleceği, istikrarı, huzur ve güveni için parlamentoyu kendi iradesine göre yeniden şekillendirmiş, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın etrafında kenetlenmiştir. Bundan sonra yapılacak olan ülkemizin birliği ve beraberliği,  vatanımız ve milletimizin geleceği için hareket etmektir. Ülkemizin geleceği için daha sorumlu davranılmalı, ekonomik kalkınma, sosyal gelişme ve istihdam artışı için politikalar öncelikli gündem maddesi olmalıdır. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak yeni dönemde, çalışma hayatına ilişkin sorunların çözümü, eksikliklerin giderilmesi için bütüncül bir yaklaşımla etkin politikalar ve araçların hayata geçirilmesini temenni ediyoruz.
 
GELİR DAĞILIMI DAHA ADİL OLSUN
 
Dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen Türkiye’nin sosyal standartlarda da dünyada ilk 10’a girme hedefiyle hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Yeni dönemde gelir dağılımının daha adil olduğu, kadınlar ve gençler başta olmak üzere işsizliğin ve kayıtdışı istihdamın daha da azaltıldığı, kadınlarımıza daha fazla istihdam olanaklarının sağlandığı, çocuk işçiliğinin ve her türlü istismarının önlendiği, asgari ücretin insanca yaşanabilir bir seviyede olduğu, ülkemizde ve bölgemizde terörün son bulduğu, bölgemizde ve dünyada savaşın son bulduğu bir dünya temel hedefimiz olmalıdır.
 
HAK-İŞ olarak taşeron mücadelesinin öncülüğünü yaptık ve 12 yıllık mücadelemizin sonucunda taşeron işçilerimiz kamuda kadrolarını elde etti. Taşeron işçilerimizin kadroya alınmasıyla çalışma hayatında demokrasi tarihimizin en büyük reformu gerçekleştirilmiştir. Taşeron işçilerin kadroya alınması konusunda başta Sayın Erdoğan olmak üzere bakanlarımıza ve hükümetimize teşekkür ediyoruz. Yapılan ilk düzenlemede bazı eksiklikler vardı. Biz bu eksikliklerin giderilmesi için de yoğun bir çalışma yürüttük ve 30 Haziran’da yeni bir kararname yayınlandı. Bu kararname ile uzun süredir tartıştığımız ve daha önceki kararnamelerde olması gereken taşeron işçilere kadro yolu da açılmış oldu. HAK-İŞ olarak, bu sürecin tamamlanmasından memnuniyet duyacağız.
 
MİLLETİN YANINDA SAF TUTTUK
 
15 Temmuz işgalinde HAK-İŞ nasıl bir direniş gösterdi?
 
HAK-İŞ Konfederasyonu “15 Temmuz Türkiye’yi işgal ve hain darbe girişimine” karşı ilk andan itibaren tepkisini en net biçimde ortaya koymuştur. Hiç şüphesiz ki hain darbeciler, 15 Temmuz gecesi ülkemizin birliğine; bütünlüğüne kast etmiş, milletin meclisini bombalamış, milli iradeye saldırmıştır. Ancak milli iradenin yılmaz nöbetçileri tek vücut olmuş, hain darbe girişimini bertaraf etmiştir. HAK-İŞ de yarım milyonun üzerindeki üyesiyle birlikte darbe girişimi olduğunun anlaşılmasının hemen ardından, milletten, demokrasiden ve özgürlüklerden yana tavır almış ve millet iradesinin yanında saf tutmuştur.
 
HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, bütün sendikalarımız ve teşkilatımızla birlikte Konfederasyonumuz, hain darbe girişimine karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuş, sağlam bir demokratik duruş sergilemiş, bu uğurda büyük bir bedel ödemiştir. Millet, demokrasi ve özgürlük için mücadele ederken HAK-İŞ teşkilatının onurlu mensuplarından, Celalettin İbiş, Ahmet Özsoy, Ali Karslı ve Hakan Gülşen şehit olmuş, yüze yakın üyemiz de gazi olmuştur. Tüm şehitlerimize bir defa daha Yüce Allah’tan rahmet, gazilerimizi de şükran ve minnetle anıyorum.
 
HAK-İŞ olarak, nasıl ki 15 Temmuz gecesi ilk andan itibaren sokaklara çıkıp, vatanımız, bayrağımız, demokrasimiz ve özgürlüklerimiz için mücadele ettiysek, o günden bu yana ilkesel olarak her platformda ve toplantımızda bu kararlılığımızı dile getiriyor, “15 Temmuz’u Unutmadık Unutturmayacağız” diyoruz. 
 
15 Temmuz sonrası FETÖ’ye karşı verilen mücadeleyi yeterli buluyor musunuz?
 
15 Temmuz sonrasında FETÖ ile mücadele ve yargı süreci devam ediyor. Bu terör örgütünün her gün yeni unsurları karşımıza çıkıyor. Halen bunların içeride bağlantıları olduğu ve aktif olarak çalıştığı görülüyor. O nedenle 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı devletin başlattığı ve yürüttüğü operasyonları destekliyoruz. Yargı sürecinin daha da hızlı bir şekilde sonuçlanmasını ve hain teröristlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını, millet vicdanının da bunları görmesini istiyoruz.
 
Uluslararası platformda da FETÖ, PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yürütülen çalışmaları sonuna kadar destekliyoruz. FETÖ başta olmak üzere bu örgütlerin dünya genelindeki unsurlarıyla mücadele edilmesini ve bu yapının dünyada da ciddi bir şekilde tasfiye edilmesi konusunda çaba sarf edilmesini istiyoruz.
 
Çocuk işçiliğiyle mücadele noktasında neler yapıyorsunuz. Ayrıca son aylarda artan çocuklara yönelik suçlarla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
 
Türkiye’de çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda son yıllarda olumlu gelişmeler gözlemlenmektedir. 2018 yılı Türkiye’de Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı olarak ilan edilmiş ve bu konuda farkındalık oluşturulması konusunda önemli çalışmalar yürütülmektedir. Tüm bu gelişmelere rağmen, çocuk işçiliği ile mücadele konusunda toplumumuzun yeterli bilince ulaşması, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin sona erdirilmesi ve çocuklar için daha koruyucu ortamlar sağlanması için yapılacak daha çok iş bulunmaktadır.
 
ÇOCUĞUN YERİ İŞ DEĞİL OKULDUR
 
18 yaşın altındaki her birey çocuktur ve çocukluğunu en güzel şekilde yaşamalıdır. Çocuklar, asla iş gücü ve beşeri sermaye değildir. Aksine işlenmeyi bekleyen bir cevherdir. Çocukların her ne sebeple olursa olsun, istismar edilmesi, kayıtdışı çalıştırılması, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması, zihinsel ve fiziksel gelişimine engel olacak işlerde ve uzun sürelerde çalıştırılması, eylemlerde, çatışmalarda, savaşlarda kullanılması kabul edilemez. O yüzden çocuğun yeri ne sokak, ne tarla, ne de fabrikadır. Çocuğun yeri okuldur.
 
HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, sendikal örgütlenmeyi, işçilerin haklarına kavuşabilmesine olanak sağlanması kadar çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda da önemli bir adım olarak görmekteyiz. Çocuk işçiliğiyle mücadele için bütün işyerlerini sendikalı olmaya davet ediyoruz. Çünkü sendikal örgütlülüğün olduğu yerde çocuk işçiliği olmaz.
 
ÇOCUK İSTİSMARI SON BULSUN
 
Ülkemizde son aylar ve günlerde “kayıp çocuk”lar ve “çocuk istismarı”na yönelik haberleri geleceğimiz adına kaygıyla takip ediyoruz. HAK-İŞ olarak, çocuklara bugünden sahip çıkamazsak, sadece çocuklarımızı kaybetmekle kalmayacağımızı, aynı zamanda geleceğimizi de kaybedeceğimizi biliyoruz. HAK-İŞ olarak, çocukların her türlü istismarına son verilmesini istiyor, güvenilir ve sağlıklı bir ortamda büyümelerinin sağlanması konusunda toplumun bütün kesimlerini sorumluluk almaya davet ediyoruz.
 
HAK-İŞ’in Türkiye Endüstriyel İlişkiler Sistemi içerisindeki yeri ve önemi ile ilkeleri hakkında bilgi verir misiniz? HAK-İŞ’i farklı kılan unsurlar nelerdir?
 
HAK-İŞ Konfederasyonu, Türkiye Endüstri İlişkiler Sistemi’nin ve Türk Sendikal Hareketi’nin güçlü, aktif ve belirleyici bir aktörüdür. HAK-İŞ 42 yıllık onurlu tarihinde, bütün sorunlara model, proje ve çözümler üreten bir konfederasyondur. HAK-İŞ aynı zamanda uluslararası sendikal hareketinin de saygın ve aktif bir üyesidir.
 
HAK-İŞ’in yürüttüğü sendikal mücadelenin temelini, insan, emek ve demokrasi oluşturmaktadır. Çünkü HAK-İŞ, kararlı, sosyal diyalog ve sosyal ortaklığa dayanan, ilkeli, sorumlu bir sendikacılık anlayışına sahiptir. Çalışma hayatının her alanında yeni modeller ve yeni politikalar üretme çabasında olan HAK-İŞ; sosyal model, sosyal diyalog, sosyal sorumluluk, istihdam, üretim, verimlilik, rekabet, örgütlülük, endüstriyel demokrasi, yeterlilik, hayatboyu öğrenme gibi kavramları ön yargılardan uzak, içselleştirerek ve içini doldurarak kullanmaya özen göstermektedir.
 
HAK-İŞ, çalışma mevzuatı, sosyal model, ekonomik model, istihdam stratejisi gibi alanların her birinde öncü bir rol üstlenmekte, politika geliştirmekte, eylem planları oluşturup, hayata geçirmektedir. HAK-İŞ bilgi sendikacılığı, hizmet sendikacılığı gibi yeni sendikal anlayışları öne çıkarmaktadır.
 
HAK-İŞ, çağımızın yükselen değerlerinin gerisinde kalmamış, aksine bu değerlere; yerelle, küreseli birleştiren “yeni yorumlar” getirmiştir. HAK-İŞ; sosyal ve toplumsal hareket, bilgi ve hizmet sendikacılığı ile yeni işçi bilincinin öncüsü olmaya, onu geliştirmeye çabalamıştır. Değerlerinden ve tarihsel arka plânından kaynaklanan bir “kimlik ve aidiyet bilinci” oluşturmuştur. Bunu oluştururken, sayısal olarak da gelişmiş ve büyümüş, ülke gündeminde ve endüstriyel ilişkilerde “belirleyici bir aktör” haline gelmiştir. 
 
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜĞÜYÜZ
 
HAK-İŞ Konfederasyonu bugün, yarım milyonu aşkın üye sayısı ile Türkiye’nin en büyük konfederasyonlarından biridir.
 
HAK-İŞ olarak, sendikal hareketin erdemli bir inşaya ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Biz, bu erdemli sendikal inşayı; sendikal hareketin, baştan sona yenilenmesi ve yeniden doğuşu olarak niteliyoruz. Sendikaların, kurumsal yapılarını değiştirip dönüştüreceği, her alanda sorumluluk alacağı bir süreç olarak tanımlıyoruz.
 
HAK-İŞ olarak, erdemli bir sendikal inşayı, medeniyet temellerimiz üzerinde bina etmek için emek veriyoruz. Geleceğe yönelik öngörülerde bulunarak gerçekçi politikalar oluşturarak, sendika-üye ilişkilerini, sendika-sivil toplum ilişkilerini yeniden güçlendirerek, “bilgi çağı”nın kavram ve kurumlarını içselleştirerek sendikal inşamızı gerçekleştiriyoruz.
 
Erdoğan ismi artık siyasetin üstünde bir isim. Erdoğan, Türkiye ile anılan ümmetle özdeşleşen bir sembol. Batı’nın Erdoğan fobisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Sayın Erdoğan’ın belediye başkanlığından Cumhurbaşkanlığına kadar temsil ettiği siyasi duruşu, önlenemez siyasal yükselişi, karizmatik liderlik özelliklerine dikkat çekmek gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sendikalar Kanunundan taşeronların kadroya alınmasına kadar emekçilerin önemli sosyal politika sorunlarını çözerek çalışma hayatına ilişkin tarihi kararlara imza atmıştır. Cumhurbaşkanımız “Dünya 5’ten büyüktür” sözü ile yeryüzünde tüm mazlum milletlere, adeta başka bir dünyanın da kurulabileceği konusunda önderlik etmiştir.
 
BATI ER YA DA GEÇ ERDOĞAN’I KABUL EDECEK
 
Batı hoşlanmadığı, güçlenmesini istemediği bir iktidarı ve lideri asılsız suçlamalarla karalamaya çalışıyor ve adeta bunu bir fobi haline getirmeye çalışıyor. Çünkü; bugün Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğinde dünyaya meydan okuyan, güçlenen, milli değerlere önem veren bir Türkiye var. Bugün bu Türkiye’yi yöneten, milletinin güvenini sırtlamış, dünya mazlumları tarafından da bağrına basılan, kucaklanan güçlü bir lider var. Batı’nın tüm rahatsızlıklarını bu çerçeveden değerlendirmek lazım.
 
Sayın Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür” söylemini iyi değerlendirelim. Bağımsız dış politikasıyla, itibarlı pasaportuyla, yükselen ekonomisiyle bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir Türkiye var. Batı bunu er geç kabul edecektir.
 
YENİ AKİT- FATMA GÜLŞEN KOÇAK 
Bu yazı toplam 214 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim