Abdullah Muradoğlu'ndan: Korkudan kurtulan insan neler yazıyor!

Abdullah Muradoğlu'ndan: Korkudan kurtulan insan neler yazıyor!
Ayşenur Arslan'ın Medya Mahallesi programında Mehmet Ali Birand'ın "Askeri hep laik kesim kışkırttı" başlıklı yazısını "Korku insana neler yazdırıyor" diye karşılamış Ümit Özdağ.

"Askeri darbeye zorlayan daima laik kesim olmuştur."

"Hepimizin de ortak bir hedefi vardı: "Kendi kurduğumuz bir sistemi paylaşmamak..."

"Ne Cumhuriyet'in siyasi sistemini, ne de laik kesimin egemen olduğu ekonomik pastayı paylaştık. Hep bana-hep bana dedik."

Sistemden nemalanan laik kesimin işler yolunda gitmediği zaman hemen askere başvurduklarını, demokrasi adına darbelerle ince ayarlar yaptırdıklarını da dile getirmiş Birand.

***

MHP milletvekili adayı Ümit Özdağ'ın verdiği tepkiye bakarsak mevcut iktidardan o kadar çok korkmuş ki Birand, olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmış.

Bu mudur yani?

Birand'ın itiraflarının gerçeklere tekabül ettiğini herkes biliyor bu memlekette.

Belki de mazur görmeliyiz Özdağ'ı..

Zira babası Muzaffer Özdağ "27 Mayıs" darbesini gerçekleştiren "Milli Birlik Komitesi"nin üyesiydi.

Gerçi 13 arkadaşıyla birlikte 27 Mayıs'tan 6 ay kadar sonra bir iç darbeyle tasfiye edilmişti, o da başka.

Darbeciler Demokrat Parti'nin devredışı bırakıldığı bir seçimle iktidarı CHP'ye ikram etmişlerdi.

Al gülüm ver gülüm meselesi, Cemal Gürsel Paşa Cumhurbaşkanı olmuştu.

Cuntanın diğer üyeleri "tabii senatörler" olarak sistemden paylarını almışlardı.

Sistemin zırhına bürünen büyük sermaye grupları ise paralarına para katmaya devam etmiştiler.

***

Birand'ın dediği gibi "paydaş" bir sistem kurmuşlardı.

Sivil siyaset bu sistemi ne zaman bozmak istese bir darbe geliyor, ince bir ayar verildikten sonra her şey eskisi gibi devam ediyordu.

Sistemden pay alacaksan, sahnede hangi müzik çalıyorsa parmakların da ona uyacak tabii

Uymazsan andıçı yersin, kariyerin zarar görür, tutunamazsın.

Şimdi vesayet sistemi büyük ölçüde ortadan kalktı, korkmak için ciddi bir sebep kalmadı.

Dolayısıyla Birand'ın itiraflarını korkudan yakasını kurtarmış bir adamın rahat bir nefes alması olarak gördüm.

Peki herşey güllük gülistanlık mı bu ülkede?

Değil tabii ama sivil sistem içerisinde başa çıkılabilecek türden sorunlar bunlar.

Halkımız artık bir daha tank sesiyle uyanmak ve bir daha bu korkuyu yaşamak istemiyor.

Siyasi kimliği, etnik kökeni, dini, mezhebi ne olursa olsun herkesin rahat bir nefes aldığı bir Türkiye istiyoruz.

Hepsi bu.

 

İlişkiler sağlıklı bir zemine geldi..

 

Libya halkı bizim dostumuz olan vefakar bir halk..

İtalyan işgalcilere karşı omuz omuza vermişiz, ekmeğimizi, suyumuzu, hayatlarımızı paylaşmışız..

O topraklarda nice canlarımız kaldı..

Şeyh Ahmet Şerif es-Senusi de "Milli Mücadele"de bizi hiç yalnız bırakmadı..

Elbette bu dostlukları hiçbir zaman unutmayacağız.

Şimdi Bingazililer başta olmak üzere Libya halkı diktatörlüğe karşı mücadele ediyor.

Bütün kalbimizle hak ettikleri özgürlüğe kavuşmalarını arzu ediyoruz.

İlk başlarda birtakım yanlış anlamalar, bir takım hatalar hatalar da olsa şimdi Türkiye Libya halkının meşru temsilcileriyle daha sağlıklı ilişkiler kuruyor.

Libya Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdulcelil'in Türkiye'ye gelerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesini çok sevindirici bir gelişme olarak görüyorum.

Cumhurbaşkanı Gül, Türk halkının kalbinin Libya halkıyla olduğunu belirtmiş görüşmede.

Türkiye'nin geçiş sürecinde Libya halkına her türlü destek ve katkıyı sağlayacağını ifade etmiş.

Olması gereken oluyor, hakikaten gönlümüze su serpti Cumhurbaşkanı Gül.

 

Tunuslu Ali Başhamba'yı tanıyor muyuz?

 

"Tunus Devrimi" başladığında, Tunuslu kardeşlerimizle tarihi bağlarımızı hatırlatan çok sayıda makale kaleme almıştım. Bu bağlardan biri Tunus milli hareketinin kurucularından Ali Başhamba Bey idi. 1881'de Fransız işgaline maruz kalan Tunus'un bağımsızlığa kavuşması için mücadele eden Avukat Ali Başhamba 1912'de İstanbul'a hicret etmek zorunda kalmıştı.

Başhamba ve arkadaşlarının Osmanlı'nın ayakta kalması için ellerinden gelen bütün gayreti gösterdiklerini yazmıştım. Genç Tunuslular ve Genç Türkiyeliler tarihe mal olmuş bu şahsiyetleri yeteri kadar tanımıyorlar. Başhamba Bey'in Tunus'taki mücadelesinden bizler yeteri kadar haberdar değiliz. Tunuslu kardeşlerimiz de 1918'de İstanbul'da vefat eden Başhamba'nın hayatının Türkiye'deki safahatını bizler kadar bilmiyorlar.

"Toplumsal Tarih" dergisinin Mayıs sayısında Ali Başhamba'nın tafsilatlı hayat hikayesi yer alıyor. Değerli akademisyenler Sezai Balcı ve Mustafa Balcıoğlu iki ülkenin milli tarihinde yer etmiş olan Ali Başhamba hakkındaki bilgi eksikliklerini telafi eden derli toplu bir makale yayımladılar. "İdealist bir mücadele adamı: Teşkilat-ı Mahsusa Başkanı Tunuslu Ali Başhamba" başlıklı makalenin girişinde şu sözler yer alıyor:

"Ali Başhamba, Fransız yönetimindeki Tunus'ta Genç Türklerden esinlenerek önce Genç Tunuslular hareketini başlatmış, bu amaçla basın ve konferans yoluyla halkı aydınlatmaya çalışmıştır. İttihad-ı İslam fikirleriyle İslam dünyasında büyük şöhrete sahip olan Başhamba'yı, Fransızlar Tunus'tan sürmüştür. İstanbul'a gelerek, Osmanlı bürokrasisi içinde Adliye Nezareti Heyet-i Teftişiye Başkanlığı, Şura-yı Devlet azalığı ve vefatına kadar Teşkilat-ı Mahsusa yahut Umur-ı Şarkiye Dairesi Başkanlığı yapan Tunuslu Ali Başhamba'nın hayatı ve bilhassa Türkiye'deki faaliyetleri bu makalenin çerçevesini oluşturmaktadır."

Tarihin sayfaları arasında saklı kalmış bir şahsiyetin hayat hikayesini belgesel tadında anlatan akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Konuyla ilgilenen okurlarımız "Toplumsal Tarih" dergisinin Mayıs sayısını muhakkak edinmeliler.

25 Mayıs 2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 637 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim