• İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

Acılı anneler içini Akit’e döktü: Çocuklarımızı HDP sattı!

Acılı anneler içini Akit’e döktü: Çocuklarımızı HDP sattı!
“İmam olacağım” diyen 17 yaşındaki Mustafa’yı “özgürlük mücadelesi” bahanesiyle kandıran HDP/PKK’ya ateş püsküren acılı anne Ayşegül Biçer, “Çocuklarımız HDP binasından çıkıp gitmiş. Kandil’in ana üssü burası. Evlatlarımızı gönderen, üstüne para yiyen bunlar. Çocuklarımızı HDP sattı. Almadan gitmeyeceğiz” diyor.
 

Yaklaşık bir haftadır Diyarbarkır’dayım. PKK zulmüne maruz kalan mazlum bölge halkıyla yakından tanışma, görüşme fırsatı buldum. Eli kanlı örgütün doğu ve güneydoğuya yaptığı kötülüğün herkes farkında. Türkiye düşmanı ülkelerin açık piyonu olan ihanet örgütünün en çok canını yaktığı kişiler de anneler. Canları, ciğerleri evlatlarını kendilerinden çalan PKK’ya karşı büyük bir öfke var. Günlerdir Türkiye gündeminde olan ve asil bir direniş başlatan yürekli annelerle tek tek görüşme imkanı buldum. Hepsinin bağrı dağlanmış ciğeri yanmış. Çocuklarını dağa götüren sistemi işletenin HDP olduğunu iyi biliyorlar. PKK’nın şehir ofisi gibi çalışan partinin kapısında durarak aslında dünyaya da HDP’nin demokratik bir parti değil terör örgütünün taşeronu olduğunu göstermiş oluyorlar. HDP, anneler tarafından deşifre edilme telaşı içinde halka eylemcileri karalamaya çalışsa da halk, annelerin eylemini haklı buluyor. Aslında bu eylem doğru okunduğunda PKK’ya vurulmuş en büyük darbe niteliğinde. Bölge halkı üzerinde etkin propaganda yöntemi kuran ihanet örgütünün sıkışıp kalması, anneler tarafından topyekun reddedilmesi, gelecek açısından ümit verici bir durum.

 

Yiğit analar kirli oyunu bozacak

HDP yöneticilerinin çocukları lüks içinde yaşarken kendi çocuklarının ölüme gönderilmesini artık kabullenmiyorlar. Yiğit analar onlarca yıldır devam eden kirli oyunu bozacak. Yüzlerinde öfke kadar içlerinde umut taşıyorlar. Tek istekleri terörün bitirilmesi, evlatlarının evlerine dönmesi. Bunu başaracak kararlılıktalar. Terörle mücadelede yeni bir sayfa olan bu eylem gündemden düşmemeli yabancı basına da servis edilerek dünyaya duyurulmalı. Anadolunun her yanından gelip eyleme destek veren vatandaşlarımızın bölge halkıyla birlik beraberlik kardeşlik hukuku çerçevesinde dayanışma göstermesi de bu eylemin en bereketli sonuçlarından biri. Bütün Diyarbakır annelerini temsilen Ayşegül Biçer ile röportaj yaptık. Biçer’in duygu ve düşünceleri, diğer annelerin düşünceleriyle de ortak. ‘Terör bitsin. Evlatlarımız bize verilsin’ istiyorlar. Biz de aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyor, sizi röportajımızla başbaşa bırakıyoruz. > Fatma Gülşen Koçak

-Sizi tanıyabilir miyiz? Oğlunuz sizden ne zaman çalındı, nasıl kandırıldı?

Mustafa Biçer’in annesiyim. Oğlum PKK’lı teröristler tarafından alıkonuldu. Sosyal medya hesaplarından çocuğu kandırmışlar. Aklını çelmişler.

-Terör örgütünün oğlunuzu dağa götürmesinden nasıl haberdar oldunuz?

19 Kasım 2018’de bana bir telefon geldi. Gittiğinin ikinci günü, “Oğlunuz bizimle artık, geri dönüşü yok” dediler. İstiyoruz ki siz de bizlere destek vereseniz. Yalvardım yakardım çocuğumun tek, bir tane olduğunu söyledim. Hiç umursamadılar, kahkaha atıp güldüler.

-Oğlunuzla görüşebildiniz mi?

Oğlum, “Bir daha istesem de geri dönemem” dedi. Ne biçim bir adalet?

-Hangi gerekçelerle nöbettesiniz?

Kendi hakkımız olan evlatlarımız için nöbet tutuyoruz. Çocuklarımızı bizden çalanlardan evlatlarımızı istiyoruz.

 

“Ya zafer ya ölüm” için buradayız

-Size karşı bir saldırı var mı?

Hakaret işitiyoruz, iftiralara maruz kalıyoruz. Buraya oturduğumuzda “ya zafer ya ölümle” oturmuştuk. Yine tekrar tekrar söylüyoruz: “Ya zafer ya ölüm.”

-Mustafa kaç yaşındaydı?

17.

-Bir örgüte sempatisi var mıydı?

Hayır. Çok temiz ve titiz, saf bir çocuktu. Düzenli, tertipli, dinine düşkün bir çocuktu. Sürekli “İmam olacağım” derdi. Nasıl bu hale geldik, bilmiyorum. Gece, gündüz oturmadan mücadele ettik. Çocuklarımız doğru yoldan ayrılmasın diye...

-Okula devam ediyor muydu?

Evet. Lise 1’de en son sınıfta kalmıştı. Açık öğretime kaydettim, hani belki okumak ister diye. Gitmedi, okumak istemedi.  Bekliyorum belki döner, gelir, okur.

-Kaç çocuğunuz var efendim?

3. Oğlum gitti, 2 kızım var şu anda.

-Hangi propagandayla kandırmışlar?

Askerle çatışmayacağını söylemişler. Özgürlük mücadelesi demişler. Bana attığı mesajlarda “Anne ben gidiyorum, sanmayın ki askere, polise silah sıkacağım, ben iç mücadele vermeye gidiyorum” demiş. Dini duyguları kullanılmış. Bekliyoruz Allah’ın izniyle hayırlı haberler alacağız.

-Peki neden HDP’nin önündesiniz?

Çünkü çocuklarımız HDP binasından çıkıp gitmişler. Kandil’in ana merkezi, ana üssü diyelim. Çocuklarımızı alıp onlara gönderen bunlar, üstüne para yiyen bunlar, çocuklarımızı satan bunlar... Çocuklarımızı HDP sattı. Hangi birini sayayım ki? Her şey var, o yüzden biz buradayız. Oturmaya da devam edeceğiz. Sağ veya ölü çocuklarımızı geri istiyoruz.

 

Büyük özlemle bekliyoruz

-Kamuoyundan beklentiniz neler?

Destekler çoğalsın. Daha çok ses getirelim. Dünyayı ayağa kaldıralım. Artık anaların yüreği yanmasın. Belki bizimkilere bir faydası olmaz ama gençlere örnek oluruz. Diyebileceğim bu.

-İstanbul’dan ya da farklı şehirlerden yanınıza gelenler sizce neyi ifade ediyor?

Benim bugün 4’üncü günüm mesela. Destek gelince daha da güçleniyoruz. Allah razı olsun. Birilerinin arkanda olduğunu hissedebiliyorsun. Teşekkür ediyoruz. Rabbim sizlerin evlatlarını bağışlasın.

-Oğlunuza tekrar kavuşsanız duygularınız nasıl olur?

Tarif edilemez bence o an. Yaşanması gerekir. O kadar büyük bir özlemle bekliyorum ki. Ve ikinci hedefim çocuğumun okulunu devam ettirip, onu evlendirmek.

 

Gelip kafamızı silah dayadılar

-Babası ne düşünüyor?

Babası, ailemiz perişan, hayatımız karardı. Allah bunu bize yaşatanları kahretsin.

-Kızlarınız burada mı?

Kızlarım bir haftadır akrabamda kalıyor.  Evde tutmamaya çalışıyorum. Tehdit alıyorum. Ağır tehditler alıyoruz hepimiz.

-Nasıl tehditler bunlar?

Canlı yayından sonra evimize gelip kafamıza silah dayadılar. Korkmuyorum. Tehditlere boyun eğmiş olsaydım burada oturmazdım. Eminim ki anlamışlardır. Kapımı dahi kilitlemiyorum. Rabbimin verdiği bir candır, almak da ona mahsustur.

-Evinizin çevresine mi geliyorlar?

Evimizin çevresinde dolaşıyorlar. Hiç umursamıyorum zaten onları.

-Silahı dayadıkları zaman ne dediler?

“Burada eylemi devam ettirirseniz, siz burada, oğlunuz dağda öldürülür” dediler. Gençlerin çoğunu onlar infaz ediyor, sonra da “devlet vurdu, öldürdü” diyorlar.

 

Yeter artık boyun eğmeyin

-Anneler olarak devletten beklentiniz nedir? 

Bize destek versinler. Bunlar parlamento, heyet kurmak istiyorlar, Kandil’e göndermek için. Devlet büyüklerimiz daha iyi bilir, Çocuklarımızı istiyoruz.

-Analara mesajınız...

Yeter boyun eğdiğiniz, yeter! Dimdik durun. Belki bu barışı biz kadınlar sağlayacağız. Gerekirse aylarca, yıllarca otururuz. Artık yeter, anaların yüreğini yakmasınlar. Barış gelsin, kardeşlik gelsin. Burada Kürt var, Türk var, Zaza var. Hepimiz bir arada oturuyoruz. Amerika, İsrail Türkiye’yi kaosa sürüklüyor. Yeter uyanalım artık.

-Son eklemek istediklerinizi alabilir miyiz?

Her zaman “Rabbim evlatlarımın acısını bana göstermesin, eşimizi de başımızdan eksik etmesin” diye dua ederdik. Sosyal medya hesaplarını kullanarak çocuklarımızı etkileyip çalıyorlar. Aileler dikkat etsin. Ya çocuklarımızı alırız ya da ölürüz!

Yeni Akit-Fatma Gülşen Koçak

Bu haber toplam 86 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim