• İstanbul 23 °C
  • Ankara 23 °C

Ademhan Esen İle Ağrı Kesici Bir Röportaj

Ademhan Esen İle Ağrı Kesici Bir Röportaj
İbrahim Varelci: Ben şöyle düşünüyorum: Her yazar kendi dilini inşa etmelidir. Eğer bunu başaramıyorsa zaten kalıcı eserler ortaya koyamaz. Yani yazarın içten içe yapmak istediği şey budur gibi gelir bana. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Cevabın önemli çünkü oradan başka bir noktaya varacağım.
 
Ademhan Esen: Katılmakla birlikte birkaç hususun altını çizmem gerekiyor: Hiçbir kelimenin eş anlamlısı yoktur. Bunu ben söylemiyorum, biliyorsun. Fakat okullarda çocuklarımıza öğretilen bu değil, her kelimenin bir sürü eş anlamlısı varmış gibi anlatılıyor: Bence kelimelerin hakkına giriyoruz. Hatta harflerin hakkına giriliyor; harfler bizden hesap sorar ilerde. Düşünsene, bir anlamı ifade ettiğini sandığın üç farklı kelimede bir sürü farklı harf var, onlara “aynı” dersek, ayıp etmiş olmaz mıyız? Bu bağlamda, tarz, üslup, biçem ve ekol kelimeleri arasındaki farka değinmek isterim. Bunların aynı şey olduğunu söyleyemem, söylenemez yani, saçma olur.
 
İbrahim Varelci: “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” atasözü de sadece bizim için değil, kelimeler için de geçerli diyebiliriz?
 
Ademhan Esen: Elbette öyle, hatta Pinter’ın bir sözü var: “Herkes kendi ciğerinden nefes alır” Bence çok mühim bir söz. Çünkü kitaplar, bizim insanlığımızı inşa etmekte kullandığımız ana malzemedir, ham maddemizdir; kitapların yazarlarının da sadece kendi üslubunu değil, her karakterin bile üslubunu ayrı ayrı üretmesi gerekir. İşte bu söz, tıpkı senin örneğindeki gibi sadece insanlar için değil, kurgudaki karakterler için de geçerlidir. Bu yüzden yazarlık iddiasında bulunan biri, kitabı kapatıp kenara koyduğumuzda bile kendi ciğerinden nefes almaya devam eden karakterler üretmelidir. Kalıcılık da bununla ilintilidir, bizi Don Kişot’un öldüğüne kim inandırabilir ki?
 
İbrahim Varelci: Kitabında tüm bunları bir “kaygı” olarak değil de sanki günlük hayatta da derdini bu dille anlatıyor gibi yazmışsın. O kadar içselleştirmişsin yani mevzuyu. Bu çalışılmış bir şey olmasa gerek?
 
Ademhan Esen: Doğru tahlil etmişsin, asla durmadım. Bu konunun üzerinde de durmadım, hikayeyi kurarken de durmadım. Kimisi olacak olaylar için zemin hazırlar, kimisi örgüyü sağlamlaştırmaya çabalar: Ben de yoldan tuttuğum birine, “Ya bir şey anlatacağım, inanmayacaksın,” diyerek giriş yaptım. Bunu o an bilmiyordum tabii, sonradan fark ettim. Asla bir kaygı veya plana kurban edilmiş hikayeler çıkmadı. İçselleşmesi tam olarak bu yüzden, samimiyet, içtenlik dediğimiz şey böyledir, dışardan görünüyorsa içten değildir. Çalışılmış pozisyonlar yok, hep frikik verdim, hep falso yaptım, bu yüzden de güzel dönüşler aldım.
Bu haber toplam 250 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim