Aile mes’ûliyeti

Zehra YÜCEL

Nedir efendim aile mes’ûliyeti?

Yaratılmışların en şereflisi olan insanı, eşref-i mahlûkâtı insân-ı kâmil mertebesine çıkartacak ve orada kalmasına vesîle olacak disiplinlerin hakkını teslim etmek, gereğini yerine getirmektir.

Ne çeşit aile olursa olsun –çocuklu, çocuksuz, geniş aile… ( liste çok uzun)- kadın ve erkeğin vazifelerini bilerek ve vazifelerinin gereğini yerine getirerek yaşam sürmesi, günlük hayatını ona göre tanzîm etmesi demektir.

Ailenin bütün fertleri, mensubu bulunduğu millete karşı sorumludur. Aile fertlerinden, diğerlerine karşı olan sorumluluklarını yerine getirenler, milletine karşı da mühim bir vazifesini yerine getirmiş olacaktır.  Ailede görülen üzüntü, keder, öfke, kargaşa, kavga… maddî ve mânevî bereketi, sadece aile çatısı altında değil bütün bir milletin sathında kaçıracaktır.

Evlilik, oyun ya da oyuncak değildir.

Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın yetiştiği ilk ve en mühim ocak olma özelliğine sahip ailenin ehemmiyeti özellikle bu özelliğinden dolayı kat be kat artmaktadır.

Değil mi ki millet, çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek, mânevî hazineler birliği olan insan topluluğudur, o vakit bir çocuğun millî ve mânevî hazînelerine karşı hassasiyeti aile çatısı altında doğar ve inkişâf eder.

Aile mes’ûliyetinin gereği, aile içi istişârelerle yerine getirilir. İstişâre edebilmek için zihnî ve rûhî birliktelik şarttır. Gözümüz çocuğumuzda, kulağımız televizyonda, zihnimiz telefonda, ruhumuz sosyal medyada olursa varlığımızın ve sözümüzün tesiri muhtemelen olmayacaktır.

Öte yandan aynı sofrada oturup yemek yiyemiyorsak, 150 metrekare evde bir araya gelemiyorsak, aynı aracın içinde seyahat ederken birbirimize tahammül edemiyorsak istişâre etmemiz mümkün değildir elbette.

Ve aynı çatı altında bir biriyle konuşamayan, anlaşamayan insanlar olduysak gönül bağı bir vakit, bir yerde kopmuş demektir.

Gönül bağını koparan en önemli sebeplerden biri sevdiklerine, sevgine ve ilgine ihtiyacı olanlara zaman ayırmamaktır.

Fi’l-hakîka içinde bulunduğumuz gayr-i nîzâmi harp çağında çocuklarımızı yetiştirirken dahi yetişkinlerin selâmeti için de tüm aileler ağız birliği etmeli, ortak niyet ve amelle hareket etmelidir.

Cümle hâne içre “ma’ruf” (bilinen ve herkesçe kabul edilmiş olan güzel şeyler) üzerinde mutabakat sağlanmadıkça muvaffak olunamaz vesselâm…

Bu yazı toplam 1153 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 9
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim