• İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

Akif Emre Yazdı : İslamcılık mı dediniz?

Akif Emre Yazdı : İslamcılık mı dediniz?
İslamcılık tartışmaları, batılı "İslam ve İslamcılık" uzmanlarının başlattığı çizgide yeniden konuşulmaya başlandı.

Batılı ilgi açsından bakıldığında harekete geçen kitlelerin Müslüman olması, hem de günlük pratikleri anlamında "fundamantalist" sayılacak kadar dinle ilişkili olmaları, devrim sonrasını İslamcılık tehlikesine açık hale getirdiği düşünülebilirdi.

İslamcılığı, Suud tarzı sekteryen uygulama ile, varlığı, kimin kontrol ettiği belirsiz El -Kaide şiddeti arasına sıkıştırarak tanımlayanların durumu entelektüel miyopluk ya da salt oryantalist önyargıyla sınırlı değildi. Bizzat bu tanım çerçevesinde siyaset üreten, strateji geliştiren, küresel karar merkezleri için teori üreten 'eklemlenmiş düşünür'ler sürekli devrede oldu.

Başındaki dikta yönetimleri devirmekle sınırlı kitlesel eylemlerden sonra bölgedeki İslami hareketler açısından iki nokta dikkat çekiciydi. Birinci olarak görünürde, "korkulanın tersine" İslamcıların harekete öncü rolü üstlenmemeleri durumu ile İslamcıların temel taleplerini geri çekmeleri gözlemlendi.

Bu süreçte devreye giren yeni bir İslamcılık tanımı İslamcıları dönüştürecek bir sürece hizmet etti ve etmeye de devam ediyor. Tartışmanın Türkiye'ye yansıması ise tuhaf biçimde ima yoluyla da olsa iktidarla ilişkilendirilmiş bir İslamcılık tanımı üzerinde yoğunlaştı. Adeta şapkadan iktidara eklemlenmiş neoliberal bir İslamcılık tanımı çıktı.

Türkiye'nin kendi çapında Ortadoğuya açılması, sürece müdahil olma girişimleri, hatta kimi İslamcı liderlerin Türkiye modelini işaret etmelerinden cesaret alarak, iddiası olmadığı halde ufku Ak Parti ile sınırlı bir İslamcılık önermesi gündeme getiriliyor. Bu arada iktidar partisi kendi içinde daha "tutarlı" duruyor. İslamcılık iddiasını baştan reddederek, deklere ettiği muhafazakar ilkeler çerçevesinde strateji uyguluyor. İslamcılık bunun ötesinde çok daha farklı bir dünya tasarımı öneren bir akım.

"Siyasal İslam" gibi ucube bir tanım çıkaranlar şimdi de İslami hareketleri kültürel (bir) İslam'a dönüştürme çabasındalar.

Yapılan yeni İslamcılık tanımlamaları İslamı kültürel olarak hayatta görünür olmasına alan açan ve bununla sınırlayan fakat bunu karşılığında temel tasarımlarından vazgeçmiş bir çerçeve sunuyor.

Sorun İslamcıların küresel sisteme zihnen , ve fiilen entegre edilip edilmeyecekleridir. Bunca yıl batının desteklediği diktatörlerden dayak yedikten sonra yine küresel güçlerin açtıkları alana uym sağlamaları, dönüşmeleri, küresel kapitalizmin istediği toplunm ve insan modeline razı olmaları istenmektedir.

Durum bu iken,İslamcılık (iddiası): liberal müdahalecilik dahil, küresek kapitalizme eklemlenme anlamında içi boş bir "değişim" sloganına sıkıştırılmak istendiğini göremeyen (iyi niyetli de olsa) yazarları hayretle izlemekteyim. İslam dünyası hala küresel sisteme direnen tek coğrafya, bunun en önemli dinamiklerinden biri İslami hareketler ve genel anlamda da İslamcılık düşüncesidir. Yeni durum karşısında "İslam ne diyor"a kafa patlatmak yerine "değişimi kutsayarak" İslam/cılığı sisteme entegre etmek, bu coğrafyanın elinden alternatif olma imkanını almaya hizmet eder.

07.04.2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 535 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim