Akif Emre'den : Seçimden sonra Türkiye'nin seçimi

Akif Emre'den : Seçimden sonra Türkiye'nin seçimi
Bir bakıma en heyecansız seçim dönemini yaşıyoruz. Bunun tek nedeni kazananın şimdiden belli olması değil. Nerdeyse tüm partilerin temelde farklı bir şey söylememelerinden kaynaklanıyor.

Hemen şunu belirtmekte yarar var; öyle görünüyor ki, Erdoğan, bir rekora imza atarak bu dönem belki oy oranını artırarak seçimi kazanmasa da yeni dönemde atılacak önemli adımların vebalini tek başına yüklenmek istemeyebilir. Muhtemelen yeni dönemde daha muhafazakar ve sağ merkez iktidar refleksiyle hareket etmesi şaşırtıcı olmaz. Kısmen yapısal değişime uğramış, ilişkilerin muhtevası farklılaşmış olsa da müesses nizamın desteğini yanına alacağı bir dönüşüm stratejisi izleyebilir. Seçim döneminde özellikle Kürt meselesi ve statükonun değişimi gibi temel konularda eskiye göre daha muhafazakar, daha ihtiyatlı bir dil kullanmış olması bu stratejinin belirtileri sayılabilir. Mesela asker güdümünde görüntü vermese de özellikle "milli bütünlük, iç ve dış tehditler" gibi konularda TSK ile daha yakınlaşmış bir dönüşüm stratejisi izlemesi beklenebilir.

Hükümeti statükoya daha yakınlaştıran temel nedenlerden biri olarak bizzat kendine başarının yolunu açan dış faktörlere bakmakta yarar var. AK Parti özellikle iktidarının ilk döneminde AB sürecinde engellerin aşılması için adeta statükoyu da zorlayarak bir yol açtı. Kısa vadede AB sürecinin ve AB kriterlerinin AKP'nin elini kolaylaştıran, müesses nizamın direnişini kıran önemli işlevi oldu. Bu süreçte ilkesel düzeyde kabul edilen kriterler ve kriterlerin felsefi arkaplanı sorgulanmadan muhafazakar-demokratlar tarafından kabul gördü. Liberal ittifakın desteğiyle gerçekleşen siyasal sistemdeki açılımda tam anlamıyla serbest piyasacı liberal tercihler belirleyici oldu.

Bundan sonraki dönemde artık merkeze oturmuş bir AK Parti ile karşı karşıyayız. Bu "merkez oluş" ister istemez müesses nizamı ya da bir kısmını sahiplenmeyi, muhafazakarlığı beraberinde getirecektir. Bu noktada heyecanla kabullenilen kimi AB kriterleri iktidar için yük olmaya başlayacak, bunlara karşı iktidarın yerli ittifaklara girişmesi kaçınılmaz olacaktır.

Bu nedenle uluslararası sistem açısından sempatik gelen CHP'nin yeni yüzü iktidarla küresel sistem arasında bir gerilim nedeni oluşturabilir. CHP uluslararası sistem açısından daha uygun partner olduğunu ispatlamaya çalışırken AKP'nin önünü açtığı kriterleri kullanıyor olması hiç de şaşırtıcı değildir.

Benzer biçimde Kürt meselesinin alacağı şekil büyük ölçüde devletin dönüşümü, vatandaşına bakış açısıyla alakalı olsa da iktidarı zorlayacak başlıkların bir kısmı yine AB sürecinde önü açılan kriterlerden beslenecektir. Söz gelimi "demokratik özerklik" talebi ile başlatılacak bir alternatif yönetim biçimi "üniter" devlet yapısı için tehdit olarak algılansa da müesses nizam açısından AB kriterleri nedeniyle açılmış bir gedik olarak okunacaktır. Bu durum karşısında AK Partinin nasıl tavır alacağı şimdiden meçhul olsa da sonuçta mücadele biraz da AKP'nin kendisiyle olacak dememiz bu yüzden.

En son The Economist'in kendine özgü yayın politikası içinde biraz da mütekebbir edayla "AK Parti en başarılı ama siz yine de CHP'ye oy verin" demesi 2002'deki AKP'ye gönderme yapması olarak da okunabilir. Eğer bu tarz yayın, iç işlerine bir müdahale olarak okunacaksa -ki müdahaledir- küresel sistemle kurulan ilişki biçimini herkesten önce iktidar partisi gözden geçirmelidir. Son seçimlere kadar yabancı basının övgülerini öne çıkaran, bunu gücün ve doğruluğun kanıtlanması için fırsat sayan iktidar ve medya bu son eleştiriyi de öngörmeliydi. Küreselleşmenin faziletlerini saya saya bitiremeyen muhafazakar demokratlar; özelleştirmeden finans kapitalizmine tüm ilişkileri sorgulamadan serbest piyasa düzenini savunanlar sistemin işleyiş mantığını hala kavramış görünmüyor. Neo-liberal politikaların nimetlerini sayarak bu zamana kadar serbest piyasaya yöneltilen en küçük eleştiriyi bile hazmedemeyenler bakalım paradigmayı sorgulama cesareti gösterecek mi?

07.06.2011 Yeni Şafak
Bu haber toplam 438 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim