• İstanbul 10 °C
  • Ankara -3 °C

Âkif’in mealini 25 sene muhafaza ettim

Âkif’in mealini 25 sene muhafaza ettim
Prof. Dr. Recep Şentürk, Mehmed Âkif'in şahsiyeti, üslûbu, sanatı ve özellikle meali ile, bu mealin yayınlanma süreci hakkında Yusuf Sami Kamadan'ın sorularını cevaplandırdı.

Mehmed Âkif Ersoy’un mealini ilim dünyasına kazandıran Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Medeniyetler İttifakı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Recep Şentürk ile Mehmed Âkif'in şahsiyeti, üslûbu, sanatı ve özellikle meali ile, bu mealin yayınlanma süreci üzerine konuştuk.

 

Mehmed Âkif nasıl bir şahsiyettir? Bize bundan bahseder misiniz?

Mehmed Akif Tanzimat’tan sonra ortaya çıkan âlim modeline uygun şekilde yetişmiş bir insandır. Ben İslam ilim tarihini üç kısma ayırıyorum. Bir: Tanzimat’a kadar olan dönem. O dönemde bizim âlimlerimiz sadece İslam ilim geleneğini tevârüs ediyorlar, öyle bir eğitim görüyorlar. Arapça’yı, Farsça’yı, Türkçe’yi öğreniyorlar. Ancak Tanzimat’tan sonra Batının meydan okumasıyla yüzleşebilmek için bu sefer Batıyı da öğrenmeye başlıyorlar. Yani Doğuya ilave olarak; Doğuyu terk etmiyorlar, İslam’ı terk etmiyorlar; Arapça’yı, Farsça’yı öğreniyorlar, bunun yanında da en azından bir tane Batı dili öğreniyorlar. Mehmet Akif de aynı şekilde yetişiyor. Arapça’yı öğreniyor, Farsça’yı öğreniyor, medrese usulü eğitim görüyor ama bu arada modern ilimlerle de aşinalık kazanıyor ve Fransızcayı öğreniyor. Mehmet Akif baytarlık eğitimi görüyor ama baytar olarak çalışmıyor hayatında, daha çok bir ilim adamı olarak çalışıyor, faaliyetleri bu çerçevede odaklanmıştır.

 

Toplumumuzda şu anda Mehmet Akif bir şair olarak tanınıyor ama bu eksik bir tanımadır. Aslında Mehmet Akif büyük bir âlimdir. Mehmet Akif’in şaheseri olarak da “Safahat” biliniyor. Ama bence esas şaheseri Mehmet Akif’in mealidir. Çünkü Mehmet Akif mealini yazabilmek için ömrünün son iki yılında şairliği terk ediyor. Meal yazma vazifesini üstlendikten sonra şairliği bırakıyor. Bütün enerjisini, bütün gücünü meal yazmaya teksîf ediyor. Ve meali de bir şiir olarak değil, nesir olarak tercüme ediyor ve bunu daha güzel bir şekilde gerçekleştirebilmek, şiirin tesirinde kalmamak için de şairliği bir kenara bırakıyor. Ve İslami ilimlerde, Arapçada o kadar yüksek bir dereceye ulaşmış ki “Muallakât-ı Seba” ismi verilen “Yedi Askı” olarak Türkçe’ye tercüme edilen Arap edebiyatının en önemli yedi şaheserini okutabilecek nadir kişilerden birisi olarak biliniyor.

 

Devamı için: http://www.dunyabizim.com/Manset/19082/kifin-mealini-25-sene-muhafaza-ettim.html

Bu haber toplam 1810 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim