• İstanbul 13 °C
  • Ankara 14 °C

Ali Bayramoğlu'ndan: Yeni dönemde yeni Türkiye ve yeni tartışmalar zamanı...

Ali Bayramoğlu'ndan: Yeni dönemde yeni Türkiye ve yeni tartışmalar zamanı...
Seçimlere doğru, seçimlerden çok seçim sonrasının tartışmalarını yapıyoruz. Bu doğal. Zira sonuçlar ana hatlarıyla şimdiden belli.

Başka bir deyişle, fiili tek parti düzeninde bu tek partinin yıllardır yapılması gerekenleri ustaca, cesaretle ve ilkeli olarak yapıyor, Türkiye'nin önünü açıyor olması; kullandığı modelin ve simgelediği siyaset tarzının aynı oranda doğru ve tartışılmaz olduğunu göstermiyor.

Makro açıdan "doğrular" yapılır, "doğru adımlar" atılır, "çarpıcı sonuçlar" alınırken, bırakılan tortunun mevcut zihniyet yapısını, siyaset-toplum ilişkilerini olduğu gibi üretip üretmediği, dönüştürüp dönüştürmediği de önemli bir meseledir.

Türkiye'nin AK Parti yönetiminde yaşadığı ve tartışılması gereken temel sorunlardan birisi budur.

Gücünü toplumdan almakla, değişim politikalarıyla topluma hareket alanı sağlamakla birlikte, AK Parti "toplumsal"ı tanımlarken, toplumla ilişki kurarken, fiili ve sembolik katılma mekanizmaları üzerinden toplum-siyaset ilişkilerini biçimlendirirken "geleneksel sağ söylem"in dışına çıkmıyor.

Kültürel kimlik sorunu olmayan, meşruiyetini bir "toplumsal siyaset modeli"nden çok, "toplumu çoğunluğu itibariyle kültürel açısından simgeleyerek temsil etmesi"nden alan muhafazakar her siyasi parti gibi AK Parti'nin de eylemlerine, zihniyetine, siyaset algısına ve tarzına egemen olan dört kavram var:

"Hizmet, beceri, dayanışma, millet..."

Siyasi iktidarın siyaset modeli ve tasavvuru, adaletçi özellikler taşıyan, yönlendirici politik tercih dozu düşük modelsiz bir "hizmet" fikriyle özdeş halde... Dillendirdiği başarı öyküsü ya da ulaştığı başarı örgülü katılımı ya da toplumsal ittifakları merkez alan bir modelden çok, genel meşruiyet rüzgarıyla yoğurduğu "beceri"yle, becerisiyle ilişkili... Topluma bakışının bir ayağını oluşturan sosyal politikaları "alan-veren etkileşimine dayanmayan", verenin "hüsnüniyeti"ne bağlı "geleneksel dayanışma" ruhu ve adımlarıyla örülü... Topluma bakışının diğer ayağı doğrudan talep etmeyen ya da talebini iktidar seçerek yerine getiren, farklı eğilimleri olmayan, her doğru adımın herkesi doğru yönde etkilediğini varsayan "yekpare millet" anlayışı üzerine kurulu...

Örgütlü girişimleri, kurumsal, toplumsal, kitlesel talepleri reddeden, üretimden çok tüketimi ya da koşulsuz yardımı, desteği merkez alan "muğlak ve yukarıdan adaletçi dayanışmacılık" ile "farklı parçalardan oluşan bir toplum tasavvurunun yokluğuna işaret eden millet" algısıyla yol almak yeni dönemde kolay olmayacaktır...

Türkiye 2012 ve sonrasında bir anlamda bu gerçekle de yüzleşecektir.

Kürt sorunu ve anayasa hazırlıkları bunu kaçınılmaz kılıyor.

01.06.2011 Yeni Şafak

Bu haber toplam 404 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim