Ali Çolak Yazdı: Şöyle Öldürüşlü Bir Şey!

Ali Çolak Yazdı: Şöyle Öldürüşlü Bir Şey!
Kitap Zamanı'nın bu ayki kısa, öz ama çarpıcı 'değeri bilinmemiş, hak ettiği yeri bulamamış, görmezden gelinmiş kitaplar' dosyasını okudunuz mu bilmem.

Öyleyse, edebiyatımızda görmezden gelinmiş, üzerlerine henüz güçlü birer ışık düşmemiş yazarlar için umudumuzu koruyabiliriz: Ahmet Rasim, Muallim Naci, Âsaf Halet Çelebi, Abdülhak Şinasi Hisar, Rıza Tevfik, Bahaeddin Özkişi, Alaaddin Özdenören... Sizler de bu isimlere yenilerini ekleyebilirsiniz. İnsan, tadına vardığı kitapları başkalarının da bilmesini ister. Elden ele dolaşsın, sevilsin, okunsun... Sokakta âşinalara rastlamak gibi bir duygudur bu. Aynı kitabı okuyup sevenler arasında inceden inceye bir dostluk, bir akrabalık kurulduğu gerçektir. Aslında her iyi okur, beğendiği bir kitabın gönüllü tanıtıcısıdır. Böylece cılız da olsa bir ışık salar onun üzerine. Sonra kendince bir dolaşım alanı bulur bazı kitaplar. Ben, Samiha Ayverdi'nin romanlarının, Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna"sının böyle bir şansa eriştiğine tanık oldum. Bunun, o büyük 'pazar' içinde ne kadar naif bir serüven olduğunu söylemeye gerek yok tabii.

Değeri bilinmemiş kitapları düşünmeye dururken, listeyi hep son yüz, hatta elli yıl ile sınırlandırıyor oluşumuza ne demeli peki? Burada Beşir Ayvazoğlu'nun bir cümlesini anmadan geçmeyelim, şöyle diyor: "Türkçeye dışarıdan sürekli yapılan müdahaleler yüzünden hemen her neslin edebiyatının hızla eskidiğini, okunmaz hale geldiğini düşünürseniz, aslında değeri bilinmemiş, hak ettiği ilgiyi görmemiş, görse bile sözünü ettiğim hızlı değişme yüzünden bir süre sonra unutulmuş yüzlerce yazar ve eser gösterilebilir." İşte, Ayvazoğlu'nun deyişiyle Türkiye'de düşünce hayatı ve edebiyat, sonu gelmeyen bir 'geçmişsizleştirme'ye tabi tutulduğu için unutulduğunu düşündüğümüz 'değerli' kitapların tarihi 20. yüzyıl başından geriye gidemiyor. İlhan Atılgan'ın sitemine hak vermemek mümkün mü? "Değeri bilinmemiş kitaplara ilişkin kapak soruşturmasında fikrimi sorsalar Evliya Çelebi'nin de adını söylerdim. Evliya gibi bir yazarın 400. doğum günü bir Batı ülkesinde yüzlerce yayınla kutlanırdı, buna kuşku yok..." Edebiyatımızın evrensel ölçüdeki belki de tek yazarı Evliya'nın bugün layıkıyla 'görüldüğünü' söyleyebilir misiniz? Seyit Ali Kahraman ile rahmetli Yücel Dağlı'nın hazırladığı Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi (YKY) hak ettiği okuru buluyor mu dersiniz?

Hafızam bir yandan 'görmezden gelinmiş kitaplar'ı toparlamaya çalışırken, öbür yandan bir zamanlar pek sevdiğim ve fakat bugün ortalıkta görünmeyen kitapları düşünüyorum. Sahi "Küçük Kemancı"yı okuyan çocuklar var mı hâlâ? Lise çağlarında "Gazap Üzümleri"ni, "Çanlar Kimin İçin Çalıyor"u, "Vadideki Zambak"ı okuyor mu gençler, bilmiyorum. Onlar elbette sabır ve tutkuyla okunacak kitaplardı. Bu çağın eksiği sanırım biraz da o sabır ve tutku. Şimdi 'Vampir'ler zamanı, macera, hız, kan ve şiddet... Hiç unutmam, bir kitapçıda gezinirken, on iki, on üç yaşlarında bir çocuk gelip kitap istemişti: "Şöyle öldürüşlü bir şey olsun!"

9 Nisan 2011 Zaman

Bu haber toplam 520 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim