• İstanbul 26 °C
  • Ankara 19 °C

ANADOLU REHABİLİTASYON MERKEZİ

Rüstem BUDAK

c- Türkiye Toplumunun en büyük problemlerinden biri; Emeklilik...
Emekli olmak, yarı ölüm demek.
Hayattan, işlerden, sorumluluklardan ayrılmak anlamına geliyor.
Öğleye kadar evde olmak, uyumak, ardından varsa uğrak yeri akşam etmek...
Akşam eve gelip televizyon karşısında pineklemek...
Hayattan emekli olmuş gibi herkes sessizce gelecek ölümü bekliyor.
Yeni sorumluluk alanları keşfedip, enerjisini- birikimini kullanmak yoluna gitmiyorlar.
Caminin yolunu musallaya alışmak için öğreniyorlar. Bir nevi günah çıkarma oluyor. Hayata yeni şeyler katmak için değil geçmişe ağıt yakmak için gidiliyor.

 

c- 1990'lı yılların iki önemli cemaati- örgütü var:
Doğu'da PKK, Batı'da Fethullah Gülen Cemaati...
Pkk; doğuda bütün kürt örgütlerini engelledi, etkisiz hale getirdi, bazılarını yok etti.
F. G. Cemaati ise Batı'da diğer Nur cemaatleri başta olmak üzere birçok cemaat ve tarikatı dolaylı yoldan etkisiz hale getirdi. Yurtdışı okul projesini devlet merkezli olarak sürdürdü.
2005'li yıllar ile birlikte; Doğu'da Pkk dışındaki yapılar organize olmaya başladılar, etkinliklerini artırmaya başladılar.
Batı'da ise F. G. Cemaati dışındaki yapılar 28 Şubat darbesinden aldıkları darbeleri izole etmeye çalıştılar. Çünkü bu süreçte F. G. Cemaati en az yara ile atlattı.
Ak Parti'nin özellikle 2007 yılından sonraki döneminde;
Pkk; KCK adıyla bağımsız bir yapı kurdu. Devletten belediyeler üzerinden beslenerek- güçlenerek yapı oluşturdu.
F. G. Cemaati ise askeri- yargı- sivil- üniversite bürokrasisi üzerinden devlet içinde Ak Parti'nin önü açması ve desteklemesi ile güç oluşturdu ve bu imkanları diğer cemaatlerin kullanmasına izin vermedi. F.G. Cemaati Ak Parti'nin verdiği opsiyonu sadece kendilerine dönük kullanmaya ve diğer kesimleri izole etmeye başladılar.
Yeni Türkiye'nin kurulabilmesi için Doğu'da KCK'nın Kürtler üzerindeki, Batı'da F. G. Cemaati'nin Türkler üzerindeki vesayetçi tavırlarını sona erdirmeleri veya erdirilmesi gerekmektedir.

 

c- Kemalizm'in dizayn- inşa ettiği sistem çökmeye devam ediyor.
Ulus inşa etmek istedi. Olmadı.
Din inşa etmek istedi. Olmadı.
Meclisi kullanmak ve tek partili olmak istedi. Olmadı.
Cemaat- Tarikatları yok etmek istedi. Olmadı.
Eğitim inşa etmek istedi. Olmadı.
Dil inşa etmek istedi. Olmadı.
Ama Kemalizm'in inşa ettiği ve başardığı alanlar da var.
Kültür- Eğlence- Müzik- Spor inşa etmek istedi. Başardı.
Sermaye inşa etmek istedi. Başardı.
Batıcı bir devlet- millet istedi. Başardı.

 

c- Türkiye'de bürokratik aşağılanma isteği histerisi...

Sivil, askeri veya yargı bürokrasisinin(bakanlıklar, belediyeler, müdürlükler, başkanlıklar... vs) en önemli işleyiş biçimi referanslardır.

Birey, grup veya yapı olarak kim olursanız olun eğer başkasına haksızlık oluşturmayacak ve hakkınız olan bir talep ile giderseniz, önce referansınıza bakılır.

Her türlü referans işi çözümlemez. Referansın gücünün dereceleri vardır. Hemen çözenler, ertelenebilenler, hiç kaale alınmayanlar...

Normal bir talep ile isterseniz dikkate bile alınmayan bir husus, referans olan telefon, not, bildirim ile işler değişir.

Muhatap bu aşağılanmayı bekliyor gibidir. Bu aşağılanma nerden gelirse gelsin kabulüdür.

Aşağılanma ile yüceleceğini, yükseleceğini düşünür.

Türk bürokrasisi bu aşağılanma histerisini aşmadıkça adil kararlar, uygulamalar gerçekleştiremeyecektir.

 

c- Türkiye'de Sol kesim; önce CHP, ardından Pkk üzerinden toplumsal dönüşümü gerçekleştirmeye çalıştı.
Chp Türk Milliyetçiliği, Pkk Kürt milliyetçiliği üzerinden toplumsallığı oluşturmaya çalıştı.
Chp'nin temsil ettiği damar kültür, ekonomi, edebiyat ve belli bir oy oranında sürece tutundu.
Pkk'nın temsil ettiği damar silahlı gücü de kullanarak kendini toplumsal muhayyilede kalıcı kılmaya çalışıyor.
CHP'de silahlı güce dayanmıştı ve bunun üzerinden kendi meşruiyetini sağlamaya çalışmıştı.
Her ikisi de zamanın ve tarihin dışına atılmaya mahkûm haldeler.

 

c- Cinnet- Cemaat ve Siyaset İlişkisi...

Haberlerde bireysel cinnet haberlerini dinliyoruz- görüyoruz- okuyoruz.

Bireysel cinnet geçirenler kendisi ve ailesi başta olmak üzere sınırlı çevreye zarar veriyor.

Siyaset alanında Cinnet geçirenler ise ülkesi başta olmak üzere küresel alana kadar zarar vermektedirler.

Siyaset alanında Cinnet geçirenler, başkası ile birlikte kendilerini yok etmeye çalışırlar.

Hak'tan- Halk'tan ders- nasihat- uyarı almayı red ederler.

Cinnet hali geçinceye kadar hem kendilerine hem de ülkeye- halka- halklara zarar vermemeleri için tüm tedbirler alınmalıdır.

 

c- Hangi Türkiye?

Kafa Türkiye...
Kafa tutan Türkiye...
Kafa atan Türkiye...
Kafa yiyen Türkiye...
Kafa eğen Türkiye...
Kafa bulan Türkiye...
Kafa sallayan Türkiye...
Kafasını kullanan Türkiye...

 

c- Türkiye'nin Dünya Testleri:
1929 ekonomi krizi...
1939 2. Dünya savaşı...
1950 kore savaşı
1940- 1989 Soğuk Savaş Dönemi
1974 Kıbrıs harekatı
AB katılım çabaları
Orta Asya ile ilişki kurma
Yunan ile Ege Sorunu
2003 Kuzey Irak'ta çuval olayı...
2009 One Minute...
2010 Mavi Marmara...
Arap Baharı ve Suriye krizi...
NATO ve BM şemsiyesi altında Somali- Kosova- Afganistan ve Bosna müdahaleleri ve 2015 Rus Uçağı...
Türkiye; son dönemde bazı testlerden geçiyor.
Büyük çoğunluğunda kazanımlar ile yoluna devam ediyor.
Türkiye direnirken güçlenecektir.
Bu Türkiye'yi güçlendirecektir.


c- Herkes siyaset yapıyor.
Bazıları susarak,
Bazıları yazarak,
Bazıları okuyarak,
Bazıları seyrederek,
Bazıları severek,
Bazıları korkarak,
Bazıları oy kullanarak,
Bazıları resim çizerek,
Bazıları film çevirerek,
Bazıları ticaret yaparak
siyaset yapıyor.
Ben siyaset yapmıyorum, ben siyaset ile ilgilenmiyorum diyen ya yalan söylüyor ya da ne yaptığını bilmiyor.

 

c- Osmanlı'dan sonra; Anadolu'dan çıkan liderler(sadece Atatürk ve çevresi Balkan kökenliydi) Türkiye'yi dönüştürmüştür.

Atatürk- Selanik

İsmet İnönü- Malatya

Adnan Menderes- Aydın

Celal Bayar- Bursa

Süleyman Demirel- Isparta

Necmettin Erbakan- Sinop

Bülent Ecevit- Zonguldak

Turgut Özal- Malatya

Abdullah Gül- Kayseri

Recep Tayyip Erdoğan- Rize.

Cumhuriyet döneminde ailesi Ankara- İstanbul- İzmir'den olan bir lider bulunmuyor.

Tarihsel realite; her zaman çevreden- taşradan gelenlerin merkezi dönüştürdüklerini göstermiştir.

Merkez; çürümeye yüz tutar, zayıflar. Çevre- Taşra'daki zinde, hareketli ve büyümek isteyen güç merkeze müdahale ederek kontrolü ele alır.

Bir süre sonra merkeze yerleşen çevre- taşra güçlerde, merkezin içinde dönüşür ve yeni bir müdahale beklenir.

Ve tarih böyle akıp gider.

 

c- Anadolu Rehabilitasyon Merkezi...

Anadolu; her zaman aklını yitirmiş, yönünü kaybetmiş ve çizgisini bulamamış kişi ve kurumları rehabilite ederek tekrar insanlığa kazandırmıştır.

Güney ve Batı kıyılarına çöreklenip aklını yitirip, konformizmin bataklığında çıkış yolu arayanlar...

İstanbul'da para- gelecek manivelasında dengesini kaybedenler...

Ankara'da bürokratik gelecekte akıl- kalp- nefis dengesini yitirenler...

İzmir'de güya muhalif kimliğine sarılarak ile karanlık yola çıkanlar... .

İlkel kavmiyetçilik hesapları içinde kimliğini arayanlar...

Kulelerde gökyüzüne uzanmak isterken, büyük bir düşüşle yere çakılanlar...

Hakikati mevki- makam- gelecek için satanlar...

Anadolu Rehabilitasyon Merkezi her zaman kapılarını açık tutmaktadır.

Aklı başa devşirecek, Kalbi mutmain kılacak ve Nefsi terbiye edecek çözümler bulunmaktadır.

 

c- Yeni Türkiye kuruluyor!
Yeni Türkiye'de neler olacak!
1- Yönetim sistemi Başkanlık sistemi olacak.
2- Milletin karar ve iradesinin etkin olduğu bir model olacak.
3- Ekonomik dinamizmi artacak.
4- Yerli markalar ve üretim gücü artacak.
4- Şehirler yeni baştan inşa edilecek.
5- Küresel ilişkilerde bütün kıtalarla ilişkili bir sistem oluşacak.
6- Yeni bir ruh ve irade ile bütünleşme olacak.
7- Eğitimde yenilik arayışı devam edecek.
8- Terör örgütleri zayıflayacak ve etkisi azalacak.
9- Bürokratik her türlü oligarşi etkisini yitirecek.
10- Yeni bir kültürel dinamik ortaya çıkacak.
11- Farklı kültürlerin ve ırkların devlet algısındaki tehdit yaklaşımı sona erecek.

 

Bu yazı toplam 161 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim