“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!

D. Mehmet DOĞAN

“Ankara bir köydü, en fazla bir bozkır kasabası idi, biz onu dünya şehri yaptık” masalını yıllarca dinledik. “Yoktan var edilen şehir” palavrası inkılâp tarihi kitaplarında buna benzer cümlelerle yer alıyor hâlâ.

“Cumhuriyeten önce Ankara bir köydü!”

Bu yalanı on yıllarca millete yutturdular. Ankara Cumhuriyet’ten önce de önemli bir şehirdi. Anadolu’nun, nüfusu en kalabalık, kendi mahsus iktisadî hayatı olan şehirlerinden biri idi Ankara. 40 bine yakın nüfuslu şehir, 1900’lerde Anadolu’da İzmir ve Bursa’dan sonra en kalabalık nüfusa sahip şehir anlamına gelir.

Ankara kendi manevî-kültürel değerleri üstünde yükselen bir şehirdi. Hacı Bayram-ı Veli’nin şehri idi, İstanbul’un fethinde birinci derecede rol oynamıştı. Ünlü şeyhülislamlar, ilim adamları yetiştirmiş bir şehirdi. Böyle bir şehir “köy”, “bozkır kasabası” sayılabilir mi?

Ankara bir yeşil kuşağın ortasında idi, şehir merkezi bağ ve bahçelerle çevrili idi. Ankara şehir merkezinde 8 bin civarında ev varken, bağ ve bahçe evleri 10 bine ulaşıyordu.

Bu “bozkır kasabası”ndan geçen üç akarsu vardı; İncesu, Hatipçayı ve Çubukçayı. Şehrin hemen bitişiğinde Orman Çiftliği denilen sulak ve ağaçlıklı bir alan vardı. Eski hipodrom, Akköprü ve Çiftlik bölgesinde...Şimdi bazı echeller yine bir masalı ısıtıp önümüze sürecekler: “Orman Çiftliğini Atatürk kurdu!”

Ankara Vilayet salnamelerini okuyabilenler “Orman Çiftliği”nin Cumhuriyet’ten önceki varlığını bilir. Atatürk bu araziye başka araziler de katarak bir çiftlik yaptı. Adına önce Gazi Orman Çiftliği, sonra Atatürk Orman Çiftliği denildi.

Müzmin Başkan kitap okuyan biri olsa idi bizim Ömrüm Ankara-Bir Ankara Şehrengizi kitabında bütün bu bilgilere ulaşabilirdi!

Evet Ankara Cumhuriyet’ten önce köy veya kasaba olmadığı gibi, Müstafi Başkan’dan önce de değildi. Ankara’nın imarına 1980’lerde merhum Turgut Özal büyük önem verdi. Mehmet Altınsoy’u ilk büyükşehir belediye başkanı yaptı, daha sonraki belediye başkanlarının, bu arada elbette Melih Gökçek’in uygulamaları onun projelerine dayanmaktadır. (Entelektüel seviyesi yüksek bir şahsiyet olan Mehmet Altınsoy’a rahmetler diliyorum.)

*Hava kirliliğini yok eden sahte kahraman!

Melih Gökçek giderayak yayınladığı Büyükşehir Belediye Bülteni’nde, sadece Ankara’yı köylükten kurtarmakla övünmüyor, bir zamanlar önemli bir problem olan hava kirliliğini de sona erdirdiğini iddia ediyor! Bu yalana bilenler asla inanmaz, bilmeyenlere anlatalım: Ankara’yı hava kirliliğinden kurtaran Turgut Özal’dır! Doğal gaz onun eseridir ve hava kirliliğinin had safhada olmasından ötürü önce Ankara’da devreye sokulmuştur. Uygulama Altınsoy döneminde başlamış, Karayalçın zamanında sürdürülmüştür. Mehmet Altınsoy Ankara’nın altyapı meselelerini büyük ölçüde hallettmiştir, su meselesini de çözmüştür. Dolayısıyla yine bu bültende ifade edilen “üç dört günde bir su akıyordu” ifadesi tamamen yalandır, rezil bir iftiradır. Yine Melih’in sahip çıktığı Dikmen Vadisi de Altınsoy zamanında başlanan ve Karayalçın döneminde sürdürülen bir projedir, yani Melih’in eseri değildir, onun ilaveleri vardır.

 

Ankara’yı metro ile tanıştıran sahte kahraman!

 

Müstafi başkanın, istifa şovunda yalanların en hayasızını ağzından dinledim: “Ankara’yı metro ile tanıştırdım!”

Hakikat şu ki, Melih Gökçek bir metre bile metro yapmadı!

Metro çalışmaları Mehmet Altınsoy döneminde başladı, Murat Karayalçın döneminde bitme aşamasına geldi, Melih Gökçek noksanları tamamlayarak 1996’da Ankaray, 1997 metroyu hizmete açtı. Onun yapımını üstlendiği, fakat yıllarca bitiremediği Keçiören metro hattı gençler arasında mizah konusu oldu: “Aşkımız Keçiören metrosu gibi hiç bitmesin!” Neyse ki devlet bu müzmin işe el attı ve Keçiören metro hattı Ulaştırma bakanlığı tarafından tamamlandı.

Bir de diyor ki: “Başarısız olduğum için istifa etmiyorum!” Bunlar başarısızlık değilse, başarın ne?

(Bu konu ile ilgili yazmaya devam edeceğiz.)

Bu yazı toplam 75 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim