• İstanbul 17 °C
  • Ankara 21 °C

Antep’i merak edenler için: Uzun Çarşının Uluları

Antep’i merak edenler için: Uzun Çarşının Uluları
Herkeste olur mu bilmem. Gezdiğim, gördüğüm şehirlerle ilgili yazılmış kitapları merak ederim. Kapadokya’yla ilgili az kitap aramamıştım. Bulabildiğimi söyleyemem.

Bulduğum birkaç kitabı okuduğumdaysa, hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü Kapadokya’daki mağara kiliselerini, Selçuklu döneminden kalma han ve camileri tanıtmaktan öteye geçememişlerdi. Oysa bir şehri şehir yapan, o şehrin insanlarıdır, toplumudur. İnsanı atladığınızda, hanlar, camiler, taç kapılar, kiliseler her ne kadar büyük sanat eserleri olsalar da birer taş ve kum yığınına dönüşür. Şehre anlamını kazandıran, o şehrin insanlarıdır. Nesneler de zaten yaşanmışlıkları hatırlattığı için değerlidir.

Her gezdiğim, gördüğüm şehre dair yazılmış kitaba ilgi duyar mıyım? Sanmıyorum. Bazı şehirler ilgi uyandırıcıdır. Konya’da dolaşıp da, Konya tarihini merak etmeyen var mıdır? Vardır belki de. Ama ben onlardan değilim. Yukarıda Kapadokya örneğini verdim. Issız kayalıklar arasında kurulan, mağara kiliselerini gördükten sonra bunun anlamını merak etmeyen, kimlerin bu kiliselerde ibadet ettiğini sormayan, neden bu şekilde, ulaşılması zor yerlere kilise kurulduğunusorgulamayan var mıdır? Vardır belki de, bilmiyorum. Bildiğim şu: Bazı şehirler, insanı kendine çeker. O şehirde adeta sizden bir parça vardır. Ya da aradığınız şey, o şehrin içindedir. Bunu hissedersiniz. Havası, kokusu, bitki örtüsü, dağlarının şekli, tarihi, sanat abideleri ve dediğimiz gibi, en önemlisi de insanı, size özel bir şey fısıldayacaktır sanki. O şehre doğru adımlarınız hızlanır. Arada sırada aklınıza düşer o şehir. Onu düşünmekten kendinizi alamazsınız. Dolayısıyla böyle bir şehirle ilgili bir kitapla karşılaştığınızda heyecanlanmamak elde değildir.

Benim için Antep de ilgi uyandıran şehirlerden biridir. O yüzden Mitat Enç’in ilk okuduğum kitabı Ulu Çarşısının Uluları (Ötüken Neşriyat, 2017, 11. baskı) olmuştu. Kitabın ismini okuduğumda tam isabet diye düşünmüştüm. Çünkü Antep’in ruhu adeta çarşılarında dolaşmaktadır. Antep çarşısına girdiğinizde, orada belli bir kültürel birikimin izleriyle karşılaşırsınız. Anlarsınız, yüzyılların getirdiği, kültürel bir birikimle muhatapsınız. Kültürel birikimden kastım, yaşanmışlıktır. Tecrübelerdir, hatıralardır. O yüzden Antep esnafı müşterileriyle nasıl ilgileneceğini bilir. Müşteriyi sadece bir kazanç kapısı olarak görmez. İnsanlığa dönük birer yatırım olarak da değerlendirir. Onlar müşteriyle konuşur, sohbet eder. Bir bardak çay olsun ısmarlamak isterler. Şahsen, hiçbir şey alacak olmasam bile Antep çarşısında gezmekten büyük keyif alırım. Peynir satan bir delikanlıyla konuşmak isterim mesela. “Bu peynir nerenin?”, “Hangi hayvanın sütünden üretilmiş?”, “Siz nereden aldınız?”, “Kendiniz mi üretiyorsunuz…” gibi sorular sorarım. Bu arada çeşit çeşit peynirlerinden tadarım. İkram ederler çünkü. “Yok yahu, gerek yok” desem de onlar bir parça kesip, bıçağın ucunda uzatmışlardır bile. Anlarsınız, karşınızdaki delikanlı, ya dedesinden ya babasından ya da ustasından çarşı kültürünü devralmıştır.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/antepi-merak-edenler-icin-uzun-carsinin-ululari-makale,93.html

Bu haber toplam 46 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim