• İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Âsafsız devlet…

D. Mehmet DOĞAN

Urfa seyahatlerimizin birinde mûsıkî ile dolu bir akşam, bir gazelhan Ziya Paşa’nın bir gazelini teganni etmişdi:

“Âsaf’ın mikdarını bilmez Süleyman olmayan!  

Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan.” 

Güzel de okumuştu hani… 

Âsaf kim, onun mikdarını, yani kıymetini, neden Süleyman biliyor? Ne bu soruları sormuş ne de cevaplarını düşünmüştük o zaman.   

Öncesiz, örneksiz bir uygulama dönemindeyiz. Devlet yönetiminde asıl yürütücü mevkii teşkil eden makamdan bir çırpıda ve kolayca vazgeçtik. Devletle hükümeti ayırma imkânına sahip değiliz bu yüzden. Bunun ne anlama geldiği üzerinde dikkatle düşünmek durumundayız.  

Bilge Kağan, “bilge”ydi bilge olmasına da onu bilgelik mevkiine yükselten muhtemelen Tonyukuk’tu. Hani Orhun Yazıtları, kitabeleri, anıtları…der dururuz ya, 8. Asırdan kalma ilk Türkçe metinler. Göktürk yazıtları denilince öncelikle Kül Tigin, Bilge Kağan yazıtları hatıra gelir. Oysa ilk dikilen, ilk Türkçe konuşan taş Tonyukuk’a aittir. 715 Yılında dikilen bu kitabede Göktürk devletinin tecrübeli ve müdebbir veziri Tonyukuk konuşur. Eğer o konuşmasa, yaşadıklarını taşa kazıtmasa idi ilk türkçe metinlere sahip olmakta belki gecikecektik.  

O yazdı, ondan 17 yıl sonra Kül Tigin yazıtı dikildi, 20 yıl sonra da Bilge Kağan yazıtı. Engin bozkırlara Tonyukuk bir avaz saldı, ardından ve cevaben Kül Tigin ve Bilge Kağan’ın avazları yükseldi…Üstüne üstlük, her iki kağanla ilgili yazıtları kaleme alan yeğen Yollug Tigin’dir… 

Bu müdebbir vezirle ilgili çok şey söylenebilir, birisi var ki bilhassa önemli. Bilge Kağan Çinliler gibi yerleşik hayata geçip şehirler kurmayı, etrafını surlarla çevirmeyi düşünür. Tonyukuk’a açar fikrini. Onun cevabı şöyle olur: Biz atlı bozkır kavmiyiz, akıncılıkla ayakta kalan nüfusça az bir topluluğuz. Sürekli hareket halindeyiz. Oturduğumuz anda, yerleştiğimiz zaman, kalabalık Çinlilere yem oluruz. Şimdi bu hareketliliğimiz sayesinde onlara baskınlar veriyor, gücümüzü kabul ettiriyoruz… 

Selçuklu devletinin hemen hatırımıza gelen sultanları, Tuğrul, Alparslan, Melikşah, Sencer…Fakat Selçuklu tarihi Nizamülmülk olmadan yazılabilir mi? Geçen sene onun doğumunun 1000. Yılı idi. Nizamülmülk’ün devlet yönetimi yanında, ilim hayatımıza hizmetleri unutulur mu? Sadece ilim ve fikir adamları değil, siyasetçiler de onun Siyasetname’sini okumalı. Her şey öylesine değişiyor ki, âdeta hiçbir şey değişmiyor!  

Osmanlı tarihinde Nizamülmülk kadar sivrilmedilerse de çok önemli vezirler, veziri âzamlar var. Çandarlı vezir ailesinin Osmanlı Devleti’nin kuruluşundaki rolünü bilmek zorundayız.  

Pirî Mehmed Paşa, Sokullu Mehmet Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa, Köprülü Mehmet Paşa, Koca Ragıp Paşa…ilk aklımıza gelenlerdir.  

Veziriazamlık çok yüksek, o nisbette riskli bir görevdir. Osmanlı tarihi boyunca kırktan fazla sadrazam “siyaset edilmiş”tir, yani asılmıştır! 

Otoritenin asıl sahibi padişahdır; onun mevkii yüksektedir. Fakat ülkeyi çekip çeviren sadrazamdır ve padişahın mutlak vekilidir. Hesabı ona verir. Sadrazamlar içinde başarılı olanların padişaha her halükârda boyun eğenler olduğu sanılmamalıdır. Devlet yönetmenin icaplarını hakkıyla yerine getiren bir sadrazam padişaha saygısını eksiltmez, fakat ona dalkavukluk da etmez.  

Türk tarihine çok daldığımız sanılabilir. Aslında Âsaf Kur’an’da adı geçen Süleyman peygamberin veziridir. Bu müdebbir yönetici, vezirlere, veziriazamlara alem olmuştur. İyi vezirler Âsaf olarak nitelenmiştir. Hükümet kapısına Bâb-ı Âsafî denilmiştir. Kanunî’nin vezirlerinden Lütfi Paşa siyasetname türünün önemli eserlerinden birini yazmıştır ki adı Âsafname’dir. 

Siyasî alanın tanzimi ile ilgili öncelikler değişebilir elbette. 21.Yüzyılda Devlet mekanizmasının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak her türlü düzenleme yapılabilir. Fakat, hükümet ile devletin farklılaşması, meclisin bu sistem içindeki yeri üzerinde dikkatle düşünmek gerekiyor. Yönetim hiyerarşisini bozmadan bir sistem oluşturmak, bu sistemde Âsaf’ın yerini de düşünmek gerekiyor. Her muktedir yöneticinin bilge âsaflara ihtiyacı olur. 

14.05.2019-Karar

Bu yazı toplam 72 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim