Avni Engüllü'den: 80 yaşın yakarışı…

Avni Engüllü'den: 80 yaşın yakarışı…
(Çoğunuz benden seçimlerden bahsetmeyi beklerdiniz… Kaç defadır tekrarlıyorum… Bize Türkçe günlük bir gazete gerekiyor… Aylık Arnavutça dergimiz misali bir de Makedonca Dergimiz olmalı ki meselelerimizi başkası değil kendimiz yazalım ve dile getirelim… Am

İlhami Emin’in program sonunda ki konuşması ilgimi çekti. Seksen yaşın yakarışıydı o. Daha açık olayım kendi ruhsal yakarışı olarak gördüm onu ben. Zaten İlhami abi ‘Bir 80 yaşın yakarışı…’olarak adlandırmıştı onu! Gayet anlamlı bir yakarıştı. İzninizle onu burada sunayım:

‘Sevgili dostlar, saygıdeğer konuklar,

Fırsattan yararlanarak, uzun ömrümün yüklü hayat birikimimi uzun konuşma yerine birkaç özlü noktaya indirgemeye çalışacağım.

Yaradan’ın bolca cömertliğine derinden inanan bendeniz, sıradan bir Allah kulu olarak, son 20 yıl içinde Hak yoluna yürümüş olan benden hayli genç aydınlarımız ile dostlarımın boşluğunu kendilerini anımsamakla yetinmek zorunda kaldığımdan dolayı, büyük üzüntümü tümünüzle paylaşmak istiyorum. Çünkü nüfus sayısı her gün azalan biz, Makedonya Türk toplumu, Ötelere vakitsiz göçen her aydınımız ile dostumun boşluğunu doldurma sırasındaki zorluğu ayrıca hissetmektedir.

Söylemesini borç bildiğim ikinci yükümü gerekli özürlerim oluşturuyor. Şahlanır iken takdir edecek yerde bazen gönül kıran kalem atım adına üzdüğüm her bireyden özür dilemeyi büyük bir borç olarak algılıyorum.

Üçüncü manevi borç yükümü teşekkürlerimle bir yere kadar olsun hafifletirim diye umut ediyorum. Bu yolda ilkin MATÜSİTEB’ e, dolayısıyla, geçen yılın sonlarına doğru birinci kuşak Makedonya Türk yazarlarından Fahri Kaya’nın da 80. yaş gününü sahiplendikleri için Yeni Balkan gazetesine de, teşekkürlerimi bildiriyorum. Çünkü sadece kültürüne sahip çıkan küçük ulusal toplumlar, çoğunluklu toplumlar arasında eriyip yok olma tehlikesini büsbütün ortadan kaldıramasalar da, var oluş dirençlerini olsun kanıtlıyorlar.

Kişisel manevi borcuma gelince, izninizle, ulaştığım mütevazı edebiyat ufuklarım için her şeyden önce sabırlı eşim Emire ile merhamet misali oğlum Rıfat’a ne kadar teşekkür etsem sözlerin kısıtlığı önünde güçsüzlüğümü teyyid etmek zorunda kalıyorum.

Hayatımın temel ilkelerinden saydığım özürümü bu kez en derin manevi mahremimi oluşturan toprağa yöneltiyorum. Üzerine tek ağaç dikemeyip tek gülfidanı armağan edemediğim, oysa gül ruhuyla ruhumu beslemiş olup hâlâ beslemekte olan ey, sen, kutsal TOPRAK, özürümü kabul et!

Hayatımın amacını tek dörtlüğe sığdırıyorum:

Az bir şey vermek

Ancak bunu dürüstçe vermek

Hayatımın yegâne

Amacı olsa gerek…’

İlhami Emin, ‘özürlerim’ derken yakın bildikleriyle helalleşiyordu. İlhami abi sen gelen kuşaklarımıza değerli eserler bıraktın ya, benden yana her şey helal olsun. Sizin üzerinizde hakkım varsa siz de bana helal edin! Okurlarım haklı olarak: ‘ne oluyor ya. Bir başka durum mu var’ diye sorabilirler. Olabilir de… Neden olmazsın: Ölüm haktır! İlhami abimizde yaş etkeni var, bendenizde karmaşık bir sağlık durumu… Eh daha ne olsun ki!

‘Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka birşey değildir.’ (TC Diyanet vakfı Kur’an meali: Âli İmrân Suresi, 185. Ayet)

10.06.2011

Bu haber toplam 418 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim