• İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

Ayaktopu ayağa düştü!

D. Mehmet DOĞAN

Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali” sorusunun cevabını kim verecek? Bunu hevesle riyasete talip olan şimdiki başkandan mı beklemeliyiz?

Yoksa resmin tamamına bakarak işin esasına girmeye mi çalışmalıyız. Fenerbahçe’nin hâli kötü de diğer büyük klüplerin hali çok mu iyi? Hepsi borç batağında! Bir ara bütün borçları bir devlet bankası üstlenecek ve yapılandırmaya gidilecek lâfı piyasaya düştü. Sonra çelişkili açıklamalar yapıldı. 

Türkiye’de gerçek anlamda profesyonel spor futboldur. Bu alanda profesyonelliğin tarihi 1950’lere kadar gidiyor. Bu süreçte futbol klüpleri ticarî kurumları dönüşmüş, büyük meblağlar kazanılmış/harcanmış, dışarıdan ciddi paralarla transferler yapılmış ve böylece bugünlere gelmiştir. Devlet bu süreçte sporun değilse bile hep futbolun yanında olmuştur. Geniş kitleleri stadlara çeken futbol siyasetin de gözdesi olmuştur. Bu noktada futbol spor olmaktan çıkmış eğlence ve kumar arası bir zemine oturmuştur. Bu zemin kirli bir zemindir. O yüzden “şike” iddiaları ayyuka çıkmış, hatta mahkeme konusu olmuştur.

Futboldaki yarışa Anadolu’dan katılmanın bedelini belediyeler üzerinden o şehrin halkı ödemiştir. Anadolu’da belediyeler kendi şehirlerini temsil iddiasındaki klüplere ciddi meblağlar aktarmışlardır. Ankara’da son çeyrek asırda futbol üzerinden konuşan bir başkanın kurup batırdığı, satın alıp kara para akladığı klüplerin sayısı tam olarak bilinmemektedir. Buradaki soru “profesyonel spor mu kirli, siyaset mi?”dir.

Türkiye’de spor üzerinden konuşmak futbol üzerinden konuşmaktır. Spora yatırım denilince esas olarak futbola yatırım akla gelir. Bu maksatla büyük stadyumlar yapılmış fakat birçok şehrimizde sürdürülebilir futbol piyasası oluşturulamamıştır.

Elbette biz meseleye dışarıdan bakıyoruz. Ne futbolcuyuz ne de gerçek anlamda profesyonel spor meraklısıyız. Toplumu bu kadar yakından ilgilendiren bir konuyla ister istemez ilgilenmek durumunda kalıyoruz. Türkiye sporla ilgili adımlar attığında sadece profesyonel futbol üzerinden yürünmese idi her şey farklı olabilirdi. Asıl fark ise spora, futbol sözkonusu olduğundan ayaklarımıza yapılan yatırım kafalarımıza yapılsa idi ne olurdu sorusununun cevabında bulunabilir.

***

Türkiye’nin en ünlü futbol klüplerinden birisi yardım kampanyası açtı. (İcabında biz de Fenerbahçeliyiz de bizim fenerliliğimiz amatörlük ruhunun sürdüğü demlerde idi.) Bu kampanyayı açan kurumun isminin arkasında A.Ş. var. Yani bir “Anonim Şirket” yardım kampanyası açıyor. Fenerbahçe Sportif Hizmetler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ya da kısaca Fenerbahçe Sportif AŞ. Bu ticari kurumun hisse senetleri Borsa İstanbul’da 2004 Şubat’ından beri işlem görüyor.

Netice olarak, bu kampanyaya katılanlar ticari bir kuruma yardım edecekler. Eğer mesele ticaretse, kâr ve zarar hesabını bilenler bu işle ilgileniyorlar demektir. Nitekim, şimdiki başkan ünlü bir iş adamları ailesinden. Belki de onun başkan seçilmesinin asıl sebebi bu. Klübün mâlî durumunu başka bir meslek sahibi nasıl düzeltebilir ki? Buradaki çelişki, iş adamlarının mı klüplere yardım ettiği, başkan olan iş adamlarının mı klüplerden yararlandığıdır.

Profesyonel bir takımın taraftarı olmayı kendine yakıştıramayanlardanım. Kazanması için heyecan duyduğumuz takım kazandığında kasaları dolan bir şirket aslında. Hele o futbolculara ödenen dudak uçuklatan astronomik transfer ücretleri? Efendim “Türk futbolu güçlensin.” Futbol klüplerimizin böyle bir yaklaşım içinde olduğu söylenebilir mi? Her klüpte çok sayıda yabancı oyuncu var. Habire yabancı kotasının artırılması için sistemi zorlayıp duruyorlar.

Enerjimizi futbola, ticari bir alana harcayacaksak, istihdam yaratan bir ticaret ve sanayi alanı seçmeliyiz. Mesela memlekete faydalı şeyler üreten ve kriz dolayısıyla ekonomik sıkıntıya düşen bir sanayi kuruluşuna destek vermeyi tercih etmeliyiz.

Hatta tarımdaki gerileme dikkate alınarak köye, ziraate, hayvancılığa dönüşü teşvik eden bir fon kurup buna bağışta bulunmayı daha da önemli bulurum.

Velhasıl orta mektep fenerbahçelisi olan benim gibilerden Fenerbahçesine hayır gelmez!

09.04.2019-Karar

Bu yazı toplam 71 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim