Ayşe Böhürler Yazdı: Menim Anam

Ayşe Böhürler Yazdı: Menim Anam
Savadsızdır Adını da yaza bilmir Menim anam... Ancak mene Say öğredib Ay öğredib İl öğredib En vacibi dil öğredib Menim anam. Bu dil ile tanımışam Hem sevinci


Hem de gamı
Bu dil yaratmışam
Her şiirimi
Her nağmemi,
Yoh men heçem
Men yalanam
Kitap kitap sözlerimin
Müellifi Menim anam

Azerbaycanlı şair Bahtiyar Vahapzade'nin bu şiirinden İbrahim ağabeyim vasıtası ile haberdar oldum. Bu dizeler o kadar çok annemi anlatıyordu ki... Annemin ölümünün ikinci günü ağabeyim telefonda bu şiiri okuduğu zaman şairin kendisi olduğunu zannettim. Evet, benim annem de böyle bir kadındı. Hiç okula gitmemişti. Yeni Türkçe okumayı da, Kur'an okumayı da, eski Türkçe okumayı da sonradan çocuklarıyla öğrenmişti. Alzheimer olmasına rağmen son bir yıl öncesine kadar evine ne zaman gitsek kocaman Kur'an-ı Kerim'i önünde açık olur, yanında eski Türkçe menkıbeleri içeren kitapları, ilahi kitapları ya da peygamberleri anlatan kitapları ve 500'lük tespihi dururdu. Birinden sıkılınca diğerine geçerdi. Birinin sıkıntısını duysa hemen bir salât-ı tefriciye başlar, sürekli hatimler indirir, ruhlarınıza bağışladım derdi. İhtiyarlık günlerine kadar yüzlerce insana Kur'an okumayı öğretmeyi kendisine vazife edinmişti.

Okuduğu menkibeleri dünyanın yaratılışından başlayarak sürekli anlatırdı. Bu hikâyeleri dinlemekten sıkılıp ya da anne bunlar israiliyat, uydurma diye isyan ettiğimizde de bize sinirlenirdi. Son zamanlara kadar bu menkıbeleri hiç unutmadı ve anlatmaya devam etti.

Duanın gücüne öylesine inanırdı ki bizim şüpheli imalarımıza kızar, sözlerimizi imansızlık olarak algılardı. Ağabeylerimin her halini hoş görse de benim hem başörtülü olup hem de aşırı rasyonel duruşuma hayıflanırdı.

Hiç okula gitmemişti ama çocuklarının okumasına çok önem verdi. Her şeyin çok az alındığı günlerde ben kitaplarla dolu bir evde doğdum, "anne kitap okuyorum" sözünün her işten kurtulmaya bahane olduğu bir evde büyüdüm.

Sadece okumaya değil, her tür kültür meselesine destek verirdi. Öyle ki ağabeylerimin 60'lı yılların sonlarında kurdukları tiyatro gurubunu, babamdan gizli finanse edecek kadar yenilikçi bir kadındı.

Okumaya öylesine önem verirdi ki, benim okumama ve çalışmama mani olur düşüncesi ile başımı örtmeme ilk o karşı çıkmıştı.

Kendisi boşanmış ve tek başına ayakta duran bir kadındı. Ancak ben dahil arkadaşlarımın, kocalarımıza iyi davranmadığımızı düşünür, her fırsatta bizi bu konuda uyarırdı. Eh, arkadaşlarımdan birisi annemin yanında erkekler aleyhine konuşmuşsa vay halineydi artık. Üç erkek çocuk annesi olmanın etkisiyle, özellikle gelinlere karşı erkek haklarını pek korurdu.

Son altı ay ağır hastaydı. İki aydan fazla süren ve her gün vefatını beklediğimiz bir yoğun bakım sürecinin ardından, akciğer yetmezliği ve birçok rahatsızlığın beraberinde, solunum cihazına bağlı ve özel bakım hastası olarak onu hastaneden çıkarabilmiştik. Vücudunun uzantısı haline gelen boruların onu yaşatmak için olduğunu ona bir türlü izah edemedik. Son dört aydır sesi hiç çıkamasa da her derdini anlattı. Her bakımını yapana teşekkür ve dua etti. Ölümünden önceki son dört ayda işaretlerle, insanlarla kurduğu muhabbet dili ile ağır bir bakım hastası olmasına rağmen hepimizi sıkça güldürdü. Tam da ayetin dediği gibi bebekleşmişti. O'nu ziyarete gelenlerin ellerindeki yüzüklere, bileziklere itibar edince ona oyuncak yüzükler bilezikler aldık. Onlar parmaklarındaydı ölürken.

Annem ağır hastalıktan, çok sevdiği çiçeklerin açtığı bir bahar günü kurtuldu. Ölümü ağır bir ölüm olmadı. Evlatları, torunları toprağa verilene kadar yanındaydı. Taziye evi ağır bir ölü evi olmadı. Hikâyelerinin anlatılıp gülündüğü, tam da onun sevdiği meclisler gibi dualar, güzel sesli hafızların Kur'an tilavetleri ile sohbetlerle, ikramlarla dolu bir ev oldu. Benim Bacıyan-ı Rum diye tanımladığım bacılar takımı hep yanımdaydı. Çok yakın arkadaşlarım, bakanlık dahil bütün işlerini bırakıp benimle oldular. Dostlarımın kıymetini bir kez daha anladım. Ne hizmette ne de duada beni hiç yalnız bırakmadılar.

Annemin ölüm haberini aldığımda Ankara'daydım. Milletvekili adaylarını tespit eden komisyon çalışmalarının içinde. İkbal, yükselme, hırs ve kazanmanın en önemli şey olduğu siyaset sahnesini seyrederken, hızla tüm bunların hiçleştiği bir başka sahneye geçtim. Toprağın koynuna bir kefenle girişe, hakikatin sahnesine şahit oldum. Annemin cenazesinde, ölümün rahmetini ve "Rab"bin eğitici sıfatının tecellisini bir kez daha idrak ettim. Annemin vefatı nedeni ile arayan, ziyaret eden, cenazesine katılan, çiçek gönderen, duaları ile katkı sağlayan tüm dostlara şükranlarımı iletmek isterim.

Bu haber toplam 812 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim