• İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

Ayşe Müzeyyen Taşçı: Unutulan soykırım tekrarlanır

Ayşe Müzeyyen Taşçı: Unutulan soykırım tekrarlanır
Srebrenitsa Soykırımı, aradan 25 yıl geçmesine rağmen Boşnak halkı için dinmeyen bir acı olarak kalmaya devam ediyor. Soykırım sonrası Boşnak halkının yaşadıklarını “Kızıl Zambak” kitabında okurlarına sunan Ayşe Müzeyyen Taşçı ile o dönemi konuştuk.

II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanan en utanç verici katliamı olan Srebrenitsa Soykırımı’nın bu yıl 25. yıldönümü. Binlerce Boşnak sivilin Sırp askerler tarafından hunharca katledildiği Srebrenitsa Soykırımı, aradan 25 yıl geçmesine rağmen Boşnak halkı için dinmeyen bir acı olarak kalmaya devam ediyor. Yaşanan katliam sonrasında Boşnak halkına yardım için çıktığı bu yolda yaşadıklarını ve Boşnak halkının yaşadıklarını “Kızıl Zambak” kitabında okurlarına sunan Ayşe Müzeyyen Taşçı ile o dönemi konuştuk.

Ayşe Müzeyyen Taşçı’nın hayat hikâyesini dinleyebilir miyiz?

Erzurum’da dünyaya geldim ancak, babamın memuriyeti sebebi ile çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım çeşitli şehirlerde geçti. Çok okuyan bir ailede büyümek, okumaya karşı olan ilgimi daha bir perçinlemiş olmalı ki tam bir kitap kurduydum. Yazmaya çocukluk yıllarımda doğal bir refleks olarak başladım. Denemeler, küçük hikâyeler, şiirler yazıp bir kenara koyuyordum. Yazma hususundaki sevgimi tutukluğum sebebi ile çok zor açığa vurabilmiş olsam da ilk olarak yazılarım 14-15 yaşımda iken bir gençlik dergisinde yayınlanmaya başladı. Artık çeşitli dergilerde ufak çaplı şiirlerim, hikâyelerim, röportajlarım ve makalelerim yayınlanıyordu. Sonraki yıllar içinde yer aldığım aktif siyasetin yoğunluğu sebebiyle yazmaya olan eğilimim epey bir sekteye uğramış, ancak bu durum bana farklı bir dünyanın kapılarını açarak bu uzun süreç tam anlamı ile geniş bir tecrübe birikimi olmuştur.

Çok okuyan, dünya siyasetini yakından takip eden, ardından insani yardım faaliyetleri ile yeryüzü coğrafyalarının gerçeği ile yüzleşen bir genç olarak yazma eğilimimi salt edebiyat alanında bırakmayarak, araştırma makaleleri yazmaya başladım. Ve elbette bu ilgi, ilk temas ettiğim Bosna ve Balkan coğrafyaları özelinden başlayan bir süreç ile oldu. Bu anlamda biriktirebildiklerimi bir yandan kaleme alırken diğer yandan söyleşi ve konferanslar vasıtası ile çeşitli alanlara taşımaya gayret ettim ve hâlen etmekteyim.

Bosna Savaşı başladığında, yaşananların ülkemizde büyük yankıları olmuştu. Bu durum sizi nasıl etkiledi?

O yıllar ilk gençlik yıllarımızdı. Henüz dış dünya ile somut bir temasımız söz konusu olmamıştı. Bosna savaşında yaşanan korkunç trajediler; kan gölüne dönmüş pazar yerleri, bombalanan hastaneleri, evleri, şehirleri yakılıp yıkılmış oradan oraya savrulan insanlar televizyon ekranından evlerimize düştüğünde “Ne oluyor?” demiştik pek çok kişi gibi. Adına bile pek aşina olmadığımız bu coğrafyada yaşananlar derinden sarsmıştı her birimizi. Siyasette olmam dolayısıyla uluslararası toplantılarda gördüğüm Aliya İzzetbegoviç’in Cumhurbaşkanı olduğu ve hakkında hiçbir şey bilmediğim bu ülkede yaşananlar beni oldukça üzmüş ve düşündürmüştü.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/soylesi/ayse-muzeyyen-tasci-unutulan-soykirim-tekrarlanir-h36394.html

Bu haber toplam 140 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim