Ben, kalbi Rumeli’de kalmış bir turna kuşuyum

Ben, kalbi Rumeli’de kalmış bir turna kuşuyum
“Kalbim Rumeli’de Kaldı” Romanının Yazarı, emekli öğretmen Firdevs Tunçay Türkiye Yazarlar Birliği İzmir Şubesi’nde 2 Aralık 2017, Cumartesi Günü “Mübadele”yi anlattı.

“Ben, kalbi Rumeli’de kalmış bir turna kuşuyum. Sınır tanımam. Ege’nin iki tarafına dünden bugüne, bugünden yarınlara selam getirir, selam götürürüm. Köklerim, yüzyıllar öncesinden Rumeli’ne uzanır. Yunanistan’dan Türkiye’ye zorunlu olarak gönderilen mübadil ailemin ikinci kuşağıyım. Ben, Ödemiş’te doğdum. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği, kültürüyle zenginleştiğim Ödemiş hep kalbimdedir. Ah Ödemiş! İnsan, ne çocukluğundan ne de doğup büyüdüğü kentinden vazgeçebilir…

İzmir Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü mezunuyum. Anadolu’nun çeşitli kentlerinde Türkçe ve Türk Dili- Edebiyatı öğretmenliği yaptım. Emekliye ayrıldıktan sonra, yazmaya da başladım. Çeşitli gazete ve dergilerde, yazılarım yayımlanmaya devam ediyor. İzmir-Karşıyaka’da yaşıyorum. “Lozan Mübadilleri Vakfı” onur üyesi, “Lozan Mübadilleri Vakfı Ege Bölge Şubesi” kurucu üyesi ve “Uluslararası Kadın Dayanışma Derneği İzmir Şubesi (IWSA) üyesiyim. Özel ilgi alanım “Mübadele” ve “Mübadil Hayatlar”dır. Evli, iki çocuk bir torun sahibiyim.”

 Kalbim Rumeli’de Kaldı, Tuncay’n ilk kitabıKitabımın özü hasret, dostluk, sevgi ve yarınlara umuttur. “Kalbim Rumeli’de Kaldı adlı kitabımda anlattığım öyküler, bir millete, cemaate değil de doğup büyülen; fakat terk etmek zorunda kalınan bir ülkeye duyulan aşk öyküleridir. Onun için buram buram özlem kokarlar… Çocukluk yıllarımda, Anneannem Ayşe Hanım, biz torunlarına Mübadele nedeniyle terk etmek zorunda kaldıkları Kavala’sını, havuzlu konaklarını, Türk-Rum ayrımı yapmadan komşularıyla yaşadıkları güzel günleri, sanki hiç ayrılmamışlar gibi büyük bir aidiyet duygusu içinde anlatırdı. Dillerin, dinlerin, kültürlerin ve de her şeyin ötesinde, içinde insanların olduğu, karmaşık, zengin bir hayat tablosuydu anlattıkları. Masal gibi dinlerdim…”

“Onlar, ne savaşlardan ne çete baskınlarından ne de korkularından söz ettiler bize. Hele Rum komşularını asla kötülemediler. Ne ırkçılık ne ötekileştirme vardı söylemlerinde! İçimize kin ve nefret tohumlarını ekmediler! Bize, umutsuzluktan umut yaratmayı öğrettiler. İşte bu sevgi, dostluk, barış duygularıyla büyümem benim karakterimi şekillendirdi.”

“Rumeli Müslümanları, 93 yıl önce göçten öte bir de Mübadele’yi yaşadılar. 20. Yüzyıl Türkiye tarihinin en acı olaylarından biridir Mübadele. Tarihte eşi ve benzeri yoktur. Mübadele’ye tabi tutulanlar, gözleri arkada kalarak bir daha geri dönmemek üzere memleketlerini terk etmek zorunda kaldılar. Annem Aliye, Yunanistan’dan buraya geldiklerinde 9 yaşındaydı. “

“Mübadele dışı bırakılan İskeçe’de yaşayan Dedem Halil Ağa ve ailesi, Yunan Hükümetinin baskısından, çete mezaliminden kaçarak 1927’de, anavatana sığındılar. Ödemiş’e yerleştiklerinde babam İbrahim Köken 25 yaşındaydı. Taş konakları, kapıda bekleyen Ford arabaları, atları gümüş koşumlu faytonları bir hatıraydı artık! İki göz odalı kira evlerinde geçti ömürleri…”

“Atalarımdan ve ailemden dinlediğim hatıraları yazmak, ilk gençlik yıllarımdan beri hayatımın rüyasıydı. Yıllar su gibi geçiyordu; ama içimdeki uhdem, kalbimin bir köşeciğinde capcanlı duruyordu. Nihayet emekliye ayrıldıktan sonra, yazmaya karar verdim. Yazmak, bir yolculuksa, yazım yolculuğum altı yıl sürdü. Çok araştırma yaptım. Tarihin yaşarken değil de yazarken öğrenileceğini fark ettim.”

“Mübadillerin dünyasını yansıtmaya çalıştığım Kalbim Rumeli’de Kaldı adlı kitabımın ilk kopyasını elime aldığımda, içimde tarifsiz bir sevinç ve mutluluk hissettim. Yıllar sonra da olsa, hayatımın rüyası gerçekleşmişti işte! Mübadele’yi yaşamış gerçek kişilerin hatıralarından yola çıkarak yazdığım kitabımda, hem Osmanlı dönemine hem Cumhuriyet’in ilk yıllarına ait fotoğraflar resmigeçit yapıyor. Onlar, yeniden aramıza karışmış, yaşıyorlardı! Yunanistan’dan gelen 500 bin mübadil adına umudum çoğalmıştı. Unutulmayacaklardı…” dedi.

Akıcı bir üslupla, konuya hakim bir tarzda gerçekleşen söyleşi esnasında duygusal anlar yaşandı. Kendisi de bir Selanik göçmeni olan takdimci Ressam Şaziment Duran da içli bir sunum yaptı. “Türkiye gelenler nasıl acı çektilerse, buradan da Yunanistan’a gidenler aynı acıyı yaşadılar” dedi.

Program 16.00 da bitmesine rağmen saat:17.30’a kadar sohbet koyulaşarak devam etti. Hatıralar, hikâyeler, göç acıları konuşuldu. Defalarca fotoğraflar çekildi. Toplantıda duayen isimlerden Prof. Dr. Yavuz Akpınar, Prof. Şerif Ali Bozkaplan da vardı. İlk Ses Gazetesi Muhabiri Sultan Gümüş ilk defa bu denli seviyeli ve güzel bir toplantıya katılmış bulunuyorum. Bunu haberime de yansıtacağım dedi.

Bu haber toplam 165 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim