Berceste'nin Yolculuğu: İbrahim Şahin'le Edebiyat ve Dergicilik Üzerine

Berceste'nin Yolculuğu: İbrahim Şahin'le Edebiyat ve Dergicilik Üzerine
Anadolu… Söylerken bile insana ana kucağı sıcaklığını, şefkatini, üretkenliğini, saflığını, doğallığını hissettiren; tarihin derinliklerinden günümüze binlerce medeniyete ev sahipliği yapmış bundan sonra da yapacak olan topraklarımız… Geçmişten geleceğe u
berceste

Anadolu… Söylerken bile insana ana kucağı sıcaklığını, şefkatini, üretkenliğini, saflığını, doğallığını hissettiren; tarihin derinliklerinden günümüze binlerce medeniyete ev sahipliği yapmış bundan sonra da yapacak olan topraklarımız… Geçmişten geleceğe uzanacak bu köprüde, yazılı kaynakların önemi tartışılmaz bir gerçekken edebiyat alanında çıkan dergilerin mihenk taşı olduğu da açıktır.

Köprülerin inşası zordur. Kalıcılığı ise kullanılan malzemeyle doğru orantılıdır. Ayakları yere sağlam basanlardır bu geçişleri sağlayan.

İşte bu zorlu işin mimarlığını yaparken, yaşadıklarını öğrenmek için Kayseri’de 106. sayısını çıkaran Berceste Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi’nin imtiyaz sahibi İbrahim Şahin’le konuştuk.

Anadolu’da dergiciliğin, yokuşa su sürmek kadar zor olduğunu biliyoruz. Birçok dergi daha yolun başındayken şu ya da bu sebeplerden ayrılığa düşüyor. Siz dokuz yıllık bu serüvende kısır döngülerle savaşırken kendi içinizde huzur ve sükûn içinde değişmeyen bir yayın kuruluyla bu günlere kadar geldiniz. Sadece genel yayın yönetmeniniz Ümit Fehmi Sorgunlu Hakkın rahmetine kavuşunca bir değişim oldu. Bu emektarlığın size ve derginize katkıları nelerdir?

Düşmek de bir başarıdır; cesaretin başarısı.

Edebiyat iklimindeki yürek yolculuğuna 2002 Nisanında ilk özel ve kutlu doğum sayısı olarak çıktığı günden bu yana 106 aylık bir mesafeyi, ilkeli ve istikrarlı bir yürüyüşle ardında bırakan Bercestemizi belki de henüz ulaşma imkanı bulamadığı kimi yüreklerle tanış kılma anlamındaki bu çok nazik girişiminizden dolayı öncelikle tüm Berceste ailesi adına size şükranlarımı sunuyorum.

“Anadolu’da dergiciliğin yokuşa su sürmek kadar zor olduğunu biliyoruz.” İfadesiyle veciz bir biçimde dile getirdiğiniz değerlendirmeniz de gerçekten çok haklısınız efendim.

Anadolu’da dergicilik yapmak, dergiciliğin kader açmazlarından birisidir kanaatimce.

Rüzgâra karşı konuşmak, yokuş yukarı koşmak, zemheride gül yetiştirmek, belki de çölde vaha oluşturmak gibi bir şey olsa gerek Anadolu’da dergicilik ama bütün bu zor yokuşlar dostluk, dayanışma ve fedakârlıkla tezyin olunmuş yüreklerin önünde çoğu zaman baş eğmek dorumunda kalıyor hamdolsun; çünkü Anadolu’da dergicilik yapanlar tüm zamanlarının zorlarla, zorluklarla mücadeleye ayarlı olduğunun bilinciyle çıkıyorlar bu yola.

Özellikle insandan, sonra da imkânlar ve coğrafyadan kaynaklanan bir dizi sorunla baş etmek zorundadır Anadolu dergicisi. Bundandır ki yorulmak da düşmek de ve hatta kenara çekilmek de bir başarıdır aslında; cesaretin başarısı.

Zorluk seferi yolcularını selamlıyorum

Eğer yola çıkılmamış olsaydı yorulmak, düşmek, kenara çekilmek de olmayacaktı doğal olarak, ancak yoruluncaya kadar yürekleri muhatap alarak yükseltilen o ses ve sayha da olmayacaktı. Bu itibarla bir yerden sonra yorulmuş ve hatta düşmüş de olsalar cesaret ve azmin ufkuna varan tüm zorluk seferi yolcularını, vesilenizle selamlamak istiyorum.

Yürümek önce yürekten başlamalı diye inanıyorum, yüreği yorgun ya da cesaretsiz olanlar uzun süre tahammül edemezler hatır ya da heves yürüyüşlerine. Berceste olarak bizim en büyük şansımız sanıyorum kendilerinden önce yürekleri yola düşen güzel insanlarla yola koyulmuş olmaktı. Çünkü yürekler dayanışma içerisine girmez veya giremezse ellerin dayanışması çok kısa sürede çözülüverir.

Yakalandığı ağır ve amansız hastalık aşamasında tedavi gördüğü hasta yatağında bile Berceste’yi düşünecek kadar içselleştiren Merhum Ümit Fehmi Ağabeyimi Rahmet, minnet ve muhabbetle anıyorum. Baştan beri düşünce, emek ve yürekleri ile hep yanımızda olan onlarca güzel dostu, ayrıca birbirini kıskandıracak derecede samimi duyarlılıklarla Berceste’yi sahiplenen sevgili Bekir Oğuz Başaran ve Vedat Ali Tok hocalarımın paha biçilemez emeklerini düşündükçe, onuncu yılın kapısına nasıl dayanabildiğimizi daha da iyi anlıyorum.

BercesteBu itibarla Berceste ile birlikte onuncu yılın kapısına birer muhabbet ve edebiyat dervişi olarak dayanan yönetiminden yazarına, abonesinden matbaasına kadar bilcümle Berceste ailesini tariften vâreste sımsıcak duygularımla selamlıyor, şükranlarımı sunuyorum efendim.

Dergideki şair-yazar kadronuzda, oturmuş bir kadronun dışında akademik kadroların da yer aldığı geniş bir de yelpaze görüyoruz. Zaman zaman özel sayılarda yayınlıyorsunuz. Örneğin nisan ayında “Kutlu Doğum Özel Sayısı” oldukça hacimli bir yapıda çıktı. Bunları yaparken amacınız nedir?

Hafıza tazeleyen özel sayılar

Öncelikle hemen her dergide olduğu gibi Bercestemizin de yazı ve şiirleriyle kendisini her zaman destekleyebilecek gerek Kayseri’den gerekse diğer yerlerden şair ve yazar kadrosu hamdolsun oluşmuş durumdadır. Bu kadro lüzumu halinde diğer eser sahiplerine imkan ve fırsat verebilmek adına kendilerinden fedakarlık edebilecek derecede engin bir anlayışa da sahip bir kadrodur.

Hamdolsun Berceste öyle bir konumdadır ki ona eserlerini gönderen hemen herkes onu, içselleştirmekte ve kendi dergisi saymaktadırlar ki bunda da çok haklıdırlar. İşte bu anlayış ve sahiplenişler şu an yazı yazanları ana kadro haline getirmektedir.

Bercestemizde özel sayılar daha ziyade millî ve mânevî kültürümüzde var olan kimi değer ve hassasiyetlerimizi yeniden gündeme taşıyarak bir hafıza tazelenmesi meydana getirmek amacına yönelik olarak düşünülmektedir. Bu bağlamda Mehmet Akif’ten Yahya Kemal’e, Necip Fâzıl’dan Seyrâni’ye, Hz. Mevlâna’dan Kadı Burhanettin’e, Mimar Sinan’dan Çocuk Özel sayısına kadar onlarca özel sayımız yayınlanmış ve edebiyat çevrelerinde takdirle karşılanmıştır.

Berceste için Kutlu Doğum özel sayılarının mânâ ve önemi ise daha başkadır. Başlangıçta da arz etmeye çalıştığım gibi Bercestemiz henüz birinci sayısını yayına hazırlarken besmelesini örnek sayı olarak bir Kutlu Doğum Sayısı ile çekmiştir ve o günden bu yana hemen her yıl nisan sayılarımız ya Kutlu Doğum Özel Sayısı ya da o lezzet yoğunluğunda çıkmaktadır.

Yayın hayatınız boyunca bir naat bir de münacaat yarışması yaptınız. Bu ekstra külfetli bir iştir. Dergi bilinci içinde yarışma platformlarının Türk edebiyatına katkıları nelerdir?

Yarışmalar bir “çılgınlık” mı?

Yarışmalar, genel anlamda açılmış olduğu ilgili alandaki değerli birikimleri ortaya çıkarmak, ülke ve hatta dünya kültürüne kazandırabilmek için organize edilmektedir, tabi ki bir de edebiyat otoriteleri ile katılanlar nezdinde böylesi bir adımla yeni ilgi, dostluk ve dayanışma kapıları aralayabilmek.

Yarışmalar, özellikle de ülke çapında olanlar maddi külfet ve organize sorumlulukları bakımından çok meşakkatli bir iştir. Bu itibarla Anadolu dergicileri için kimi kişi yada kurumların desteğini arkalarına almadan böylesi bir işe kalkışmak daha da meşakkatli bir hal almaktadır. Buna rağmen önemine binaen bu “çılgınlığı” zaman zaman yapmak ayrı bir haz ve huzur vermektedir insana.

Berceste olarak aslında birkaç alanda böylesi yarışmalar düzenlemeyi projelendirmiş olsak da maddi imkansızlıklardan dolayı sadece bahsettiğiniz iki yarışmayı açmaya cesaret edebildik maalesef.

Dergicilik hayatında en önemli sorun; ekonomiktir. Özellikle Anadolu’da birçok dergi bu yüzden yayın hayatına son verir. Okunurluğu artırmak adına, http://www.bercestedergisi.com adresinden hizmet verdiğinizi de düşünerek, bu zorluğun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Maddi sorunların kilidi varlıklı kişilerin elinde

Bu konuda da gerçekten çok haklısınız; çünkü dergiciler dergilerini fiziki kalite anlamında iyileştirebilmek için yeni projeler düşünmekten bile korkar hale gelmişlerdir. Akim kalacağını bile bile hayaller kurmak ve bunu gün yüzüne çıkaramamak yürekleri acıtan derin izler bırakmaktadır. Bu handikabın dergi yönetimindeki insanların zihinlerini kaçınılamaz bir biçimde baskı altına alması iç derinlik ve kalite arayışını da gereğince yapabilmekten alıkoymaktadır.

Ülkemizde okuma bilincinin çok fazla gelişmemiş olması maalesef acı verici bir durumdur. Genel anlamda edebiyat dergileri özelde ise Anadolu dergilerinin okuyucu kitlesi de maalesef maddi olarak dergileri ayakta tutmaya yetmemektedir. Bundan doğan maddi açmazların kilidi, edebiyat ve kültüre değer veren, varlıklı kişi veya kurumların reklâm vermesi suretiyle mümkün olabilir ki maalesef onlar da edebiyat dergilerine verilen reklamın harcı âlem olmadığını düşünüyor olsalar gerek ki ellerindeki kilidi ya kıskanmakta ya da karşılığında “yüz suyu dökülmesini” istemektedirler. Bu durum ise kültür ve sanat erbabını rencide ve tedirgin eden sıkıntılı bir durumdur.

Abonelerin duyarlılığı belki bir nebze çözebilirse de bu açmazın kilidini, istisnaların tenzih hakkını teslim ederek bu alanda da bir ilgisizlik, duyarsızlık ya da en acısı istismarın varlığı dergilerin nefesini kesmekte, yorgun ve çaresiz bırakmaktadır onları.

Berceste olarak biz de bütün bu açmazları yoğun bir şekilde yaşıyor olmamıza rağmen 107 ay önce büyük bir heyecanla çıktığımız bu yolda yorgun düşmemek ve okuyucularımıza her ay tökezlemeden ulaşabilmek için matbaa olarak elimizde olan imkanları da seferber etmek suretiyle olabildiğince direnerek yürüyoruz bu zorluk seferinde.

Her yola çıkanın bir hedefi vardır. Yolcular tüm zorluklara göğüs gererek yolculuğunu sonlandırırlar. Türkiye’de edebiyat alanında çıkan çok sayıda dergi bulunmaktadır… Sizin de Berceste Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi olarak varmak istediğiniz bir yer var mı?

İnanıyoruz ki ticaretlerin en güzeli nazargâh-ı ilâhî olan yürekleri kazanmaktır. Bu itibarla bizim de Berceste olarak varmak istediğimiz nihâi menzil yüreklerdir. Onlardaki duygu ve muhabbetten mayalanan eserlere tutunarak milli ve mânevi kültürümüze elimizden geldiğince katkıda bulunmak, böylece bir gün gelip de sesimiz sustuğunda, ardımızda hoş sadâ niteliğinde güzel izler bırakmaktır.

dünyabizim.com adına verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.

Mukabil duygularımızla efendim. Bilakis biz teşekkür ederiz bu vesile ile tanış olamadığımız nice yüreklere ulaşan sesimiz olduğunuzdan dolayı…

 

Bu haber toplam 759 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim