Beşir Ayvazoğlu'ndan: İstiklâl Marşı kaç günde yazıldı?

Beşir Ayvazoğlu'ndan: İstiklâl Marşı kaç günde yazıldı?
12 Mart, İstiklâl Marşı'nın Büyük Millet Meclisi'nde millî marş olarak kabul edilişinin 91. yıldönümüydü; bu vesileyle her yıl olduğu gibi Türkiye'nin hemen her yerinde toplantılar düzenlendi ve Mehmed Âkif saygıyla anıldı.

Hasan Basri Bey, adı geçen kitabında, Âkif'i İstiklâl Marşı'nı yazmaya kendisinin ikna ettiğini, Hamdullah Suphi Bey'in mektubunu ise marş yazılıp bittikten sonra gös­terdiğini söyler.

Âkif'in hemen o gün Tâceddin Dergâhı'na kapanıp İstiklâl Marşı'nı yazmaya başladığı anlaşılıyor. Dostları onun evde, sokakta, camide, Meclis'te, uyurken, yü­rürken, yemek yer­ken âdeta bütün hücreleriyle İstiklâl Marşı'nı dü­şündüğünü ve yazıp bitirinceye kadar tam bir istiğrak halini yaşadığını söylerler. Hatta bir gece Tâceddin Dergâhı'nda uyanmış, kâğıt aramış, bulamayınca kur­şunkalemiyle yer yatağının sağındaki duvara marşın "Ben ezelden beridir hür yaşa­dım hür yaşarım" mısraını yazmıştır.

İstiklâl Marşı'nın tamamlanıp imzasız olarak Maarif Vekâleti'ne teslim edildiğinde tarih 7 Şubat'tır; bu da iki günde yazıldığı anlamına gelmektedir.

On kıt'alık uzun ve muhkem bir şiir iki günde nasıl yazılabilmiştir? Bu soruya verilebilecek en mantıklı cevap şu olabilir: Âkif, aslında yarışma ilan edildikten sonra şiiri kafasında büyük ölçüde şekillendirmişti. Balkan Harbi felaketi yaşanırken duyduğu büyük acının ifadesi olan ve daha sonra Hakkın Sesleri adıyla bir araya getirilen şiirleri yazarken İstiklâl Marşı'nın sesini bulduğu bile söylenebilir. Bu ses, Birinci Dünya Harbi sırasında, Berlin'de Çanakkale cephesinden müjdeli haberler beklerken ete kemiğe bürünmeye başlamıştır. Hakkın Sesleri'ndeki birçok manzume ve Berlin Hatıraları'ndaki şu mısralar, İstiklâl Marşı'yla daha sonra Âsım'da Köse İmam'ın tiradı olarak yazılacak olan Çanakkale Şehitleri'nin ilk etüdleri sayılabilir:

Korkma!

Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;

Bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz:

Düşer mi tek taşı, sandın, harîm-i namusun?

Meğer ki harbe giren son nefer şehid olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa;

Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa;

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar,

Taşıp da kaplasa âfâkı bir kızıl sarsar,

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir,

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi sinede birdir vuran yürek... Yılmaz!

Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz!

Milletin en zor zamanında yazılacak millî marş için büyük bir para ödülü konulması Âkif'in havsalasına sığmamıştı; bu konuda son derece hassastı ve en büyük korkusu para için yazdığının zannedilmesiydi. Hâlbuki o günlerde maddî bakımdan bir hayli sı­kıntıdaydı; palto alacak parası olmadığı için kışları ceketle geziyordu. Çok soğuk günlerde Meclis'e giderken paltosunu ödünç aldığı Baytar Şefik (Kolaylı) Bey bir gün "Âkif Bey, şu ödülü reddetmeyip de bir palto alsaydınız daha iyi olmaz mıydı?" deyince öfkeden kıpkırmızı kesilmiş, çok sevdiği bu dostuyla tam iki ay konuşmamıştı.

İstiklâl Marşı, asıl sesini hakikaten 1912 yılında başlayıp aşağı yukarı on yıl süren altüst oluşun acılarında bulmuş, imparatorluğun küllerinden yeni bir devletin doğmasına yol açan Millî Mücadele sırasında şekillenmiş bir metindir. İki günde değil, on yılda yazılmıştır. Aziz şairin dediği gibi, "Allah, bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!"

15.03.2012 Zaman
Bu haber toplam 5149 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim