• İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

Beşir Ayvazoğlu'ndan: Mehmed Âkif'in evleri

Beşir Ayvazoğlu'ndan: Mehmed Âkif'in evleri
Önceki gün telefonum çaldı, açtım; genç bir gazeteci hanım filanca şarkıcı hanımefendinin Mehmed Âkif'in Beylerbeyi'ndeki evini satın aldığını söyledikten sonra, şairin bu evde günlerini nasıl geçirdiğini ve hangi eserlerini yazmış olabileceğini sordu.

1908'de çıkan büyük Fatih yangınından sonra Beylerbeyi'ne taşınan Âkif, 1912 yılına kadar Araba Meydanı'nda, Dr. Hasan Kâmil Bey'in evinde kiracı olarak oturmuştu. Bu ev halen ayaktadır. Ancak gazetelerde çıkan fotoğrafa bakılırsa, şarkıcı hanımın aldığı ev, bu ev olamaz.

Birinci Dünya Harbi şartlarında, kiradan kurtulmak için tekrar Sarıgüzel'deki eve yerleşen Âkif, kızını Ömer Rıza ile evlendirdiği sırada bu evde oturuyordu. Zaten zor sığdıkları eve bir de damat gelince iyice sıkılan Âkif, 1918 yazına doğru geniş bir ev kiralayarak Heybeliada'ya taşındı. Sarıgüzel'deki ev o sıralarda çıkan büyük Fatih yangınında ikinci defa yanınca kışı da Heybeli'de geçirmek zorunda kalan aile, susuzluk ve her gün şehre inmenin zorluğu yüzünden bir dostlarının delâletiyle Çengelköyü'ne "nakl-i hâne" etti.

Beylerbeyi ve Çengelköyü'nün muhtelif yerlerinde ve muhtelif evlerde oturan Âkif, Münevver Ayaşlı'nın bir yazısından anlaşıldığına göre, 1919 yılında Havuzbaşı'nda, büyük, beyaz bir köşke yerleşmişti. Ayaşlılar da o tarihte Âkif'lere yakın bir köşkte oturuyorlardı. Milli Mücadele'ye katılması yolundaki daveti bu evde aldı.

Birinci Meclis feshedildikten sonra İstanbul'a dönen Âkif, yine Havuzbaşı'nı tercih etmişti. Damadı Ömer Rıza Doğrul, kendisinin o tarihte hâlâ Çengelköyü'nde oturduğunu, fakat evi küçük ve basık olduğu için kısa bir süre sonra Âkif'e Havuzbaşı'nda Boğaz'a hâkim bir ev tutulduğunu söylüyor. Şarkıcı hanımefendinin satın aldığı ev, muhtemelen, o yıllarda bahçesindeki büyük fıstık ağacı bulunduğu için çevrede "Fıstıklı Köşk" diye anılan bu evdir.

Manzarasını çok sevdiği Fıstıklı Köşk'te bir çeşit inzivaya çekilen Âkif, fıstık ağacı altında oturup saatlerce düşünür, ziyaretine gelen dostlarını da bu ağacın altında kabul ederdi. Mısır'a gitmeden önce bilmediğimiz bir sebeple Üsküdar Selimiye'de bir eve taşındı. Bunu Fuad Şemsi Bey'e Kahire'den yazdığı 8 Mart 1925 tarihli mektuptan öğreniyoruz. Mektupta tarif edilen adrese göre, bu ev, Selimiye'de Şevket adında bir paşanın eczahaneye bitişik eviydi.

Ankara'dan döndükten sonra, kışları Abbas Halim Paşa'nın davetlisi olarak Mısır'da geçiren ve 1925 yılı Ekim'inde gittikten sonra yaklaşık on bir yıl ülkesine dönmeyen Âkif, annesini Mısır'dayken kaybetti (1926). Emine Şerife Hanım, Üsküdar Selimiye'deki evde vefat etmiş olmalıdır. Nurettin Artam, yukarıda sözünü ettiğim mektubunda, Âkif'in annesini Küplüce Mezarlığı'nda, yani Beylerbeyi'nde toprağa verdiklerini söyledikten sonra şöyle devam eder:

"Ferid Bey bu ölüm hadisesine kadar ihmalcilik etmiş, yakın arkadaşı Âkif'e hiç mektup yazmamıştı. Fakat bu cenazenin arkasından bir başsağlığı dilemek lâzım gelmiş, yazdığı mektuba Mısır'dan gelen cevapta nüktedan Âkif şöyle demişti: 'Yahu sizden ses sada çıkması için bizim evden cenaze çıkması mı lâzımdır?"

Mısır'daki evlere gelince... O ayrı bir bahis.

Bütün okuyucularıma hayırlı bir yeni yıl diliyorum.

29.12.2011 Zaman
Bu haber toplam 727 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim