• İstanbul 28 °C
  • Ankara 31 °C

‘Bir tekkemiz olaydı ışıkları yanaydı’

‘Bir tekkemiz olaydı ışıkları yanaydı’
İnsan aslından uzaklaştıkça ferdî ve toplum birliğini ayakta tutan müesseseler de kendi içinde çözülmeye başladı.

Bedenimizin nasıl eğitime ihtiyacı varsa; aklın, nefsin ve ruhun da aynı şekilde terbiyeden geçmesi gerekiyor. İnsanın bu iç bütünlüğünün ıslahını temin eden eğitim tarzı hangi asırda aksadıysa iste o zaman tarih sayfalarına insanlık adına kara çentikler atıldı.
Cumhuriyet sonrası dönem, Türkiye’de talim ve terbiyenin Batı esaslarına göre şekillendirildiği yıllar olurken; bütünleyici eğitimin iki ayağı medrese ve tekkeler hayatın içindeki aktif rollerini giderek kaybettiler. Medreseler temyiz-i akıl ve istikamet-i fikir sahibi seçkin kimselerin yetişme mahalliyken, tekkeler derin tefekkürlerle nefsin arındırılıp ruhun tekâmül ettirildiği özel mekânlar olarak insanlığı imar edecek toplumsal yapılanmalara mesnet teşkil ediyorlardı.
Şimdi ise kendimize ait Hıralarımız yok. İnsan dönülmez bir keşmekeşin içinde kendine dönmeye ne vakit, ne de mekân bulabilmekte. İçimizdeki Rabbanî boşluk gittikçe büyümekte… Tekkelerin aslî hüviyetlerini ve toplumsal dayanışmadaki tartışılmaz işlevlerini uzun uzun yazmaya gerek yok. Tekkeler önemli bir misyonu uzun yıllar boyunca yürüttüler. Şairin “Bir tekkemiz olaydı ışıkları yanaydı” diye sızlanışı boşuna değildir. Biz tekkelerimizi kaybetmekle sadece mekân kaybı yaşamadık. O mekânın iyileştirici ruhunu da kaybettik.

KAYIP TEKKELER

Ne zaman sınırlarımız dışına çıksam gönlümü dinlendirmek için gözüm bir tekke arar. Işıkları yanan, zikir sesleri dışarıya taşan bir mekân bulduğumda en arkaya sessizce geçer, diz çöker, hiç tanımadığım ama ruh akrabalığımız olduğuna inandığım kardeşlerime eşlik ederim. Beş günlük uzun sayılmayacak Kudüs ziyaretimizde de geleneği bozmadım. Farklı ülkelerde, farklı formlarda, ama aynı ruh naklini yapabilen tekkelerde bir anlamda kaybettiğimiz o dinginliği arıyoruz. Dizlerin dizlere değip “hu hu”lara karışan âminlerle ümidimiz tazeleniyor. Bu ümit ile bir çentik de biz atıyoruz tarihe. Aynı gayede ve azimde birleşen ruhlar, gelip ellerimizi bulsunlar diye giriyoruz zikir halkalarına. 

Devamı :http://www.gercekhayat.com.tr/aksa-ozel/bir-tekkemiz-olaydi-isiklari-yanaydi/

Bu haber toplam 204 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Ali Ufki Bey'in kaleminden Enderun ve Osmanlı musikisi15 Ağustos 2019 Perşembe 11:50
  • Türk romanı nasıl okunur?15 Ağustos 2019 Perşembe 11:37
  • Ali Ayçil: Şiir bizimle ilgili tek gerçek haberdir14 Ağustos 2019 Çarşamba 12:46
  • Malazgirt Zaferi: Altın çağın kapısını aralayan destan14 Ağustos 2019 Çarşamba 12:45
  • Furkan Deniz, Gerçek Dünya, Bir Rüya14 Ağustos 2019 Çarşamba 12:43
  • Okumayan insandan korkunuz!10 Ağustos 2019 Cumartesi 13:06
  • Osmanlı Bursa'sında en çok ne okunurmuş?09 Ağustos 2019 Cuma 13:22
  • Ay Vakti- Temmuz-Ağustos 2019/ 181. Sayısıyla Okurlarına Merhaba Dedi09 Ağustos 2019 Cuma 13:16
  • Medeniyet, üretmektir08 Ağustos 2019 Perşembe 15:46
  • Ağustos 2019 dergilerine genel bir bakış-108 Ağustos 2019 Perşembe 15:44
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim