Böyle Olur Gazetecinin Aşkı!

Kerime YILDIZ

Lütfen bu yazıyı pür-dikkat okuyunuz.

Melih Gökçek, 17-25 Aralık Darbesi başarılı olsaydı paralel yapının başbakan adayının Bülent Arınç olduğunu söyledi. Kaynak olarak da Hüseyin Gülerce’yi gösterdi. Gülerce, Gökçek’i doğruladı ve bu iddiâyı, 2013 Eylül’ünde Harun Tokak’dan duyduğunu söyledi.

Önce biraz geriye gidelim.

Bilindiği gibi gazeteci Hüseyin Gülerce, 26 Ekim 2016 tarihinde 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu’na konuştu. Gülerce’nin Komisyon’da anlattıklarını bilmem okudunuz mu? Şimdi orada söyledikleri ışığında ilerleyelim.  

Ak Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Gülerce’ye, Hakan Şükür istifa ettiği zaman attığı, “Hakan Şükür’ün istifası 2013’ün en önemli siyasî olayıdır. Ak Parti bu istifayı en samimi uyarı olarak anlamalıdır; belki de son uyarı” tweetinin sebebini sordu.

Gülerce, bu tweetin sebeb-i hikmetini şöyle îzâh etti:

“Bir arkadaş, ‘Sen terazinin bir kefesinde durma. Sen terazinin üstünde dur. Bir taraf düşüyorsa öbür tarafı kaldırmaya çalış.’ dedi. Şimdi bu psikolojiyle yazılmış. Ama bunu iyi niyetle yorumlayın. Bakın eğer eleştiriye girersek.. Eleştirmek istemiyorum bende şunu söylerim o zaman; Ya 17 Aralığı yapmış artık ne olduğu ortaya çıkmış birisine, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ile Başbakanı niye bir gazeteciyi elçi olarak gönderiyor. Bu, bana sorulacak sorudan daha ağır bir sorudur. Buralara girmeyelim diyorum. Bakınız eğer iyi niyetliyseniz bizim iyi niyetimizden şüphe etmemeniz lâzım.”

Evet, cevap aynen böyle. Terazinin üstünde dur. Düşene bir tekme de sen vur. Fakat açık seçik belli olan ifâdeyi de tweeti de doğru anlarsak kötü niyetli olma ihtimâlimiz var. 

Neyse devam edelim.

Gülerce cemaatçilerin hipnoz edildiğini söyleyince Ak Parti Karabük Milletvekili Burhaneddin Uysal, kendisini n hipnoz edilip edilmediğini sordu. Gülerce, eğitimcilikten ve mücâdelecilikten geldiğini; fizik ve matematik okuduğu için aklı öne aldığını; bu yüzden de hipnoz olmadığını söyledi.

Şimdi, aynı Gülerce’nin Ak Parti Vekili Emine Nur Günay’ın sorusunu verdiği cevaba bakalım. Gülerce, Zaman’ın başına geçince Gülen’in hayır duasını almaya gittiğini; bu ilk gidişte evli barklı bir adamı dövdüğüne şâhit olduğunu söyleyince Günay, kariyerli birisi olarak böyle bir şeyden sonra niçin ayrılmadığını sordu.

Gülerce’nin cevabı: “Belki de benim en büyük hatam o dayak olayını gördükten sonra ayrılmamam. Fakat şöyle bir şey oluyor. Âşığın gözü kör oluyor.”

Gözü kör âşık Gülerce’nin bir başka cümlesi ise şöyle: “Gülen’in en başarılı olduğu alanlardan birisi adamına göre şerbet vermesidir.”

Bu cümlenin doğru olduğundan yola çıkarsak bu dayak olayının Gülerce’nin itaatini test için kurgulandığını söylemek mümkün. Yâni adamına göre şerbet! Ben olsam şöyle düşünürüm: Biz bu adamı yanımıza aldık ama bakalım dayağı görünce isyan mı edecek yoksa Zaman’ın başında kalmak için susacak mı?

Müthiş bir test değil mi?

Bakın gene kötü niyetimi ortaya koydum. İyi niyetle bakalım ve Gülerce’nin Gülen’e âşık olduğu için susup yola devam ettiğini düşünelim.

Günay, kendisini örnek vererek asla böyle birinin yanında olamayacağını ifâde etmişti. Açıkçası ben, kendimden o kadar emin değilim. Ucunda bir gazetenin yayın yönetmenliği olursa bir psikopata âşık olma ihtimâlim var. Bunu da hep iyi niyetimden söylüyorum.

Gülerce’nin bir röportajını okudum. Gülenle ilk defa 1980’de Yalova’da karşılaşmış. Hiç etkilenmemiş. Sonra Anavatan’da siyâsetle uğraşmış. Vekil adayı falan olmuş. Arkası gelmemiş.

Fizik, matematik okumuş bir yazar, 1980’de Gülenle karşılaşıyor. Hiç etkilenmiyor. 1995’de Zaman’ın başına geçince hayır duâsını almaya gidiyor. Evli barklı bir adamı dövdüğünü gördüğü hâlde “Babam da bizi böyle döverdi.” diye düşünüp (kendi ifâdesi) hocaya âşık oluyor.

Ne diyelim? Ah mine’laşk!

Gülerce, -kendi ifâdesiyle- Cemaat-Ak Parti geriliminde Erdoğan’dan yana oluyor. Bunu belli de ediyor.

Akıl var mantık var… Harun Tokak, darbeyi ve Arınç’ın Başbakan olacağını, açık seçik Erdoğan’dan yana olan birine niçin söylüyor? Hadi söyledi, mâdem Gülerce Erdoğan’dan yana, bunu niçin ilgili yerlere söylemiyor? Darbeye saatler kala o tweeti niçin atıyor? 17-25 olmuş. Artık her şey ortada iken 26 Aralık’da Zaman’dan niçin ayrılmıyor?

Bu nasıl aşk Allahaşkına?

Gündeme dönelim.

Bülent Arınç, Harun Tokak’ı kaynak göstererek Gülerce’yi yalanladı. Gülerce ise Tokakla yeminleşmeye hazır olduğunu söyledi. Manzarayı düşünebiliyor musunuz? Gülerce ve Tokak, yemin edip Kuran’a el basıyorlar.

Tokakla zâten işimiz olmaz da Allah aşkına Gülerce’nin yeminine niye inanalım?

Ayrıca Gülerce, Arınç’ı, Harun Tokak gibi bir darbecinin ipine sarılmakla suçladı.

İyi de babam, önce sen söylemedin mi? Senin kaynağın da bu darbeci değil mi? Üstelik bu darbeciden darbeyi öğrendiğin hâlde hükûmete haber vermeyerek suç işlemedin mi?

Bir darbeciye elbette inanmayız.

Peki, bir dayakçı hocaya âşık olup bu dayakçının darbe yapacağı sırrını saklayan birine niye inanalım?

Bu yazı toplam 468 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim