• İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

'Bütün dostluklar söylenmelidir'

Bekir Fuat

980’li yıllarda Fethi Bey üzerine hazırlanan “Dostluk Üzerine” kitabını bana tavsiye eden İstanbul’daki sahaf amcayı unutamam, minnetle anarım.

Fethi Gemuhluoğlu’nun biyografisinde görev yaptığı vakfın öğrencilere burs verdiği yazılı. Şimdi de dünya kadar burs veren vakıf, dernek, parti, cemaat var. Ama inanın dostlar, hiçbiri karşılıksız yapmıyor bu işi. Mutlaka karşılığını alıyor, fazla fazla. Kendi partisine mensup olmanızı istiyor ya da kendi cemaatine. Zaten kendi cemaatinden başka birine de kolay kolay burs vermiyor. Mutlak itaat istiyor. Sonuç ne peki? Tuhaf tuhaf insanlar yetişiyor, kendi sözü olmayan, tek başına âşık olmayan, kendi hikâyesi olmayan insanlar yetişiyor. Buradan nasıl bir bereket çıkar bilmiyorum. Gelelim Fethi Bey’e. O güzel adamın arkadaşlık ettiği, burs verdiği, yurt dışına gönderdiği o kadar çok insanla konuştum, o kadar insanla dertleştim ki… Bir dolu hikâye dinledim. Her biri ayrı meşrepten, her biri ayrı şehirden, her biri ayrı ayrı âşık. Binlerce insana dokunmuş. Hiç insan ayırımı yapmamış, hiç parti pırtı, cemaat ayrımı yapmamış. Yüzüne bakmış tanıştığı gencin bir tek. Adını sormuş. Kâşiflik yapmış birazcık. “Sen roman yazacaksın” demiş. “Sen” demiş sonra, “şiiri terk etme.” Bir diğerine “fizikte dünya şampiyonu olacaksın güzel dostum” demiş. Onunla muhatap olan herkes kendini iyi hissetmiş. Kıymetli hissetmiş. Âşık olunur böyle bir adama. Aşk deyince, Fethi Bey yeni tanıştığı gençlere “hiç âşık oldun mu” diye sorarmış. Sonra “git aşık ol öyle gel” dermiş. Allah’ım çok güzelsin. “Bir şeyi sevin” diyor, O. “Taşı toprağı, börtü böceği, Doğu Türkistan’ın gariplerini, bir insanı sevin” diyor. Daha ne olsun?

***

Şu sözlere bakar mısınız: “Beyefendiler, günahlarınız bile şevk içinde olsun, eğer günah işleyecekseniz. Şevki seçiniz. Aşkı seçiniz. Ben aşksız insanlar görüyorum. Huzur içinde uyuyorlar, gidiyorlar, gülüyorlar, vitrinlere bakıyorlar, hâlâ büyük büyük pazarlıklar peşindeler, hâlâ büyük büyük ihalelere giriyorlar. Türkiye’nin içinde bulunduğu felaketi idrak etmiyorlar, huzur içindeler. Onun için onlara küsüm, onlara kırgınım.”

Ne söylenebilir ki? 1970’li yıllarda söylüyor bunları. 2000’li yıllarda değil. Şimdi yaşasaydı daha neler söylerdi acaba?

“Dostum” diye hitap edermiş Fethi Bey. “Gönlünü seveyim” dermiş. Pek çok kişinin sadece ihale, sadece iş, sadece menfaat konuştuğu, kovaladığı bir dünyada karşılık beklemeden “gönül” diyen, “dost” diyen adam sevilmez mi hiç? Gönlünü unutan kendini unutur. Kendini unutan neyi hatırlar bilmiyorum ki. Gönül dünyası tahrip olmuş birisinin güveneceği bir kişiliği, hatırlayacağı bir benliği olabilir mi? Gönlün tahribi varlığın tahribidir. Varlığın kendi yatağından çıkması, insanın özünü unutmasıdır.

Bu topraklardan umudunu kesenlere de söyleyecekleri var O’nun: “Bu büyük Osmanoğlu, bu efsanevi Osmanoğlu bu İ’lâ-yi Kelimetullah üzere halkedilmiş olan Osmanoğlu… İ’lâ-yi Kelimetullah kendisine verilmiş olan Osmanoğlu. Verilmiş de alınmış değil; buna bilhassa işaret ederim.”

***

Fethi Bey’in sözleri kalpten çıktığı için kalplerde yer buluyor. Günümüzde de pek çok yazar-çizer, kanaat önderi var ama gönül adamı bulmak için bir hayli çaba gerekiyor. Nasibinizi aramanız gerekiyor. Bir de günümüzün kanaat önderlerinin pek çoğu muhabbetsiz. Neşe yok. Şiire dudak büküp “felsefe günah” diyorlar. “Dini imanı da bizim gibi anlayacaksınız” diyorlar. Diyorlar da diyorlar. Ama tebessüm etmiyorlar. Çok ciddiler. Kusursuz adamlar gibi konuşuyorlar konuşunca. Hiç “dostum!” diye hitap etmiyorlar mesela. Oradan da bir muhabbet çıkmıyor elbet. Bunlar da benim dertlerim işte.

Neyse, aşkımız Fethi Bey’e dönelim yeniden. O, muhabbetin anahtarı olan selâmı dilinde zikir bilen gönül insanı. Aşkın yurdu gönüldür ve Gemuhluoğlu, aşksızlığa zulme karşı olduğu kadar karşıdır. Aşkın olmadığı yerde dostluğun barınamayacağını gönül gözüyle görmüş ve dostluk çemberini insanla sınırlamayıp fikre, tarihe, ağaca, coğrafyaya dost olmanın ehemmiyetini hayatıyla göstermiş.

İnsanın en derin, en güzel yolculuğu kendi içine yaptığı yolculuk. Fethi Gemuhluoğlu da onu yapmış. Aşkla.

Bu yazı toplam 378 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim