• İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C

Çanakkale'yi anlamayan, bir şey anlamaz bizden!

Kerime YILDIZ

1915 deyince benim aklıma önce Çanakkale gelir.

Peki, Müslüman Türk olduğunu iddiâ eden bir yazarın aklına 1915 deyince neden önce tehcîr (hatta soykırım) gelir. Yat kalk, “1915’de Ermenilere zulmedildi.” diyen ve her 24-25 Nisan’da Ermenilere ağıt yakan bir yazar, niye Çanakkale şehitlerini rahmetle anmaz? Hadi anmadı şu satırları nasıl kaleme alır?

“Geçtiğimiz hafta Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü kutlamalarında konuşan Başbakan Erdoğan, ‘Bu ülkenin tarihi parlamentolarca çarpıtılamayacak kadar temizdir, azizdir, şanlıdır, güneş gibi parlak bir hakikattir.’ demiş. Tarihi salt bir ulusun zaviyesinden anlamak, daha doğrusu anlamaktan çok, o ulusu haklı çıkarma çabası olarak görmek, Erdoğan’ın cümlesinden de anlaşılacağı gibi tarihî anlatıyı masalsılaştırır.

Özsel bir basitliğe indirgenmiş tarih algımıza göre en iyi, en doğru ve en güzel olan ne varsa atalar aittir. Yani atalar, özsel olarak radikal iyidir; diğerleriyse özsel olarak radikal kötüdür. Bu özsel basitlik yüzündendir ki “atalarım katliam yapmaz” gibi rasyonel argüman özelliği taşımadığı bariz olan bir cümle bile “açıklayıcı” mahiyeti varmış gibi anlaşılır. Zira tarihin mitleştirilmesi, tarihî karakterlerin doğa-üstü güçlere sahipmiş gibi yansıtıldığı, tarihsel olayların efsanevî bir biçimde anlatıldığı fantezi alanı açar.

Fetişleştirme, bir ‘şey’e sahip olduğundan fazla değer atfetmekse birilerinin sırf bizden önce doğdular diye en iyi, en güzel ve en doğru olduğunu düşünmeye de sanırım “ata fetişizmi” diyebiliriz. Ata fetişizmi başta da bahsettiğim üzere mitsel tarih anlayışının açtığı fantezi alanının bir ürünüdür.” (24 Mart 2010-Taraf)

Gördüğünüz gibi Çanakkale; masal, fantezi, ata fetişizmi! Aynı yazar, her ne hikmetse soykırım iddiasına sıra gelince aşırı empati yapıyor. Ermenilere sıra gelince her şey gerçek!

(Burada bir parantez açarak aşırı empati sendromundan bahsetmek istiyorum.  Aşırı empati sendromu, hayatını başkalarının fikirlerine göre yaşamaya sebep olan bir psikolojik rahatsızlıktır. Kişi, her adımında kendisini karşısındakinin, etkileşimde olduğu kişi veya kişilerin yerine koyar.  Bir nev’i kendi kişiliğini eritip başkaları için yaşar.

Bu sendrom, kişiliği tam olarak gelişmemiş, kendi geleceği hakkında sorumluluk alma bilincine ulaşamamış, çevre ve mahalle baskısının tercihlerine yön vermesine izin vermiş tiplerde görülür. Toplumda kendini kabul ettirme ihtiyacı, sevilmek ihtiyacı, faydalı olduğunu hissetme  gibi sebepleri vardır.)

Mezkûr yazar, Taraf’dan ayrılıp İslâmcı bir gazeteye geçince Çanakkale hakkında birşeyler yazma ihtiyacı hissetmiş. Ama ne ihtiyaç! Çanakkale Savaşı üzerine kurulan ve târih ilmiyle bağdaşmayan genel söylemden farklı bir perspektife ihtiyacımız olduğunu düşünmüşmüş. Orada olanların ve şehit düşenlerin önemini tahfif etmek gibi bir cüretsizliğe düşmeden bunu yapabilen, özgün bir metin okumuş filan falan..  (Devâmında bu metni alıntı yapmış. Bu kadar!)

Bir yazar, Çanakkale hakkında farklı bir perspektife ihtiyaç hissedebilir. Tekrar soruyorum, iyi güzel de niye bir kerecik olsun Çanakkale şehîdlerini rahmetle anmaz? Şehîdliğe inanmadığından mı yoksa Çanakkale’de bu vatan için ölenleri şehîd kabul etmediğinden mi?

Devam edelim.

2016 Haziranında Almanya soykırım tasarısını onaylayınca bir gazetede “İşte ülkesini satan vekiller! “ diye, Alman parlamentosundaki soykırımcı Türk vekiller ifşâ edildi ve Türk vatandaşlığından çıkarılmaları teklif edildi. Ayrıca bunlardan birisi olan Cem Özdemir’e kan testi yapılması istendi. Şu ifâdeyi dikkatle okuyun lütfen:

“Artık kendimi kandıramıyorum. 1915'te bu topraklarda bir büyük facia, bir soykırım yaşandı. Bir insanlık suçu işlendi. Bu suç karşısında söylenecek her "Ama..." artık midemi bulandırıyor.” (27 Nisan 2015)

Bu ifâdeler, Cem Özdemir’den kan testi isteyen gazetede yazan bir köşe yazarına âit. Bu yazarın da Çanakkale’ye mesâfesi var. Çanakkale Deniz Zaferi’nden bir kerecik zorla bahsetmiş.  O da Çanakkale Köprüsü’nün temelinin atılması hatırına..

Her iki yazar da Taraf gazetesinin keşfi. Ahmet Altan’ın rahle-i tedrîsinden geçtiler. Şimdi koyu mu koyu Ak Partililer.

Cumhurbaşkanımıza seslenmek istiyorum:

Sayın Cumhurbaşkanım!

Ben, sizin büyük bir Çanakkale muhibbi olduğunuza inanıyorum; biliyorum. Andımızı kaldırmanıza nasıl şükran duyuyorsam Çanakkale’ye gösterdiğiniz hassâsiyete de medyûn-ı şükranım.

Ermenilerle aşırı empati yapabilen ama bir kere bile Çanakkale şehîdlerine rahmet okumayan birinin, sizin dâvânıza gönül vermesi mümkün mü?  

Çanakkale’yi anlamayan, bizden bir şey anlar mı?

Bu yazı toplam 116 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim