Cengiz Dağcı hayatını ve eserlerini Kırım’a adadı

Cengiz Dağcı hayatını ve eserlerini Kırım’a adadı
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) vefat etmiş günümüzün önemli edebiyatçılarını anmaya devam ediyor.

1919 tarihinde Kırım’ın Yalta şehrinde doğan, romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları dile getiren ünlü edebiyatçı merhum Cengiz Dağcı’ya “Anneme Mektuplar” adlı eseri nedeniyle TYB tarafından 1988 yılında roman ödülü verilmişti.

Dağcı, 23 Kasım 2019 tarihinde TYB Genç Kahve’de düzenlenen bir panelle anıldı.

TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan’ın yönettiği programa Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı öğretim Görevlisi Prof. Dr. Celal Türer, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden Doç. Dr. M. Kevser Baş ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Nurseli Gamze Korkmaz konuşmacı olarak katıldılar.

Doğan, panelin açılışında yaptığı konuşmada, Cengiz Dağcı’nın Kırım'ın Yalta şehrinin Kızıltaş köyünde doğduğunu, çocukluğunun Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçtiğini söyledi.

Dağcı’nın 1941'de ikinci Dünya Savaşı sırasında Ukrayna cephesinde Almanlara esir düştüğünü ve Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına geçerek 1946'da da Londra'ya yerleştiğini belirten Doğan, yazarın Türk edebiyatının en güçlü yazarlarından biri olduğunu belirtti.

Yazarın, Türkiye’ye hiç gelmemesine rağmen kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazdığını da belirten D. Mehmet Doğan, Türkiye’de yayınlanan ilk kitabının ise Varlık Yayınlarından çıkan “Korkunç Yıllar” olduğunu söyledi.

Celimg_8323.jpgal Türer de yaptığı konuşmada, “Cengiz Dağcı ömrünün neredeyse tamamı doğup büyüdüğü hasretle geçen; bütün bir Kırım halkının derdini yüklenmiş ve adeta onların hafızası rolünü üstlenerek geçmişin zulüm ve acılarını günümüzde canlı tutmanın yolunu aramıştır.” diye konuştu.

Dağcı’yı, “yurdunu, toprağını, köyünü, aslını, aidiyetini roman, hikâye ve hatıralarıyla yaşatmaya çalışan bir yazar” olarak tanımlayan Türer, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Hayatı ve çalışmalarını Kırım’a ve halkına adayan yazar, esasen Kırım’ın duygusal tarihini inşa etmeye çalışır.  Son altmış beş yılını Londra’da yaşamış olsa da Dağcı, belleğinde ve hayalinde hep yurdundadır;  Yurdunu yaşar ve yurdunu yazar. Onun yurt dediği de dildir. Onun amacı, sadece Kırım halkının dramını anlatmak değil, aynı zamanda onların değerleri, tarihleri, efsaneleri, gelenek ve görenekleriyle birlikte var olmalarını sağlamaktır.”

img_8345.jpg

M. Kevser Baş da yaptığı konuşmada, Cengiz Dağcı’nın hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verdi.

Dağcı’nın “Onlar da İnsandı” romanı üzerinden değerlendirmelerde bulunan Kevser Baş, “Sürgün, Dağcı’nın hayatının akışını değiştirmiş ve yazı serüvenini biçimlendirmiştir. Romanlarında çocukluktan yetişkinliğe uzanan anlatıcılar bu konuyu farklı bakış açılarından yansıtır, sonuçlarını ortaya koyarlar.” dedi.

Yazarın romanlarında önemli bir yer tutan sürgünün gerekçelerini, gerçekleştiği politik koşulları karşı fikirler ortaya koyarak her yönüyle ele aldığını ve sonuçlarını gözler önüne serdiğini ifade eden Kevser Baş, “Bireysel ve toplumsal kimliğin birbirine bağlılığını vurgular. Eserlerinde yurdunu kaybetmeyle altı çizilen bir toprağa bağlılık ve toprağa bağlı kültürel hafıza fikri vardır. Bu toprağa bağlılık ve ondan uzak düşmüş olma, onun için kimliğin temel unsurudur. Benlik ve yurt birbirinden ayrılamaz kavramlardır onun için, zira benlik kavramı yurttan doğar.” diye konuştu.

Dağcı’nın romanlarında sürgüne geniş yer vimg_8352.jpgermesinin nedeniyle ilgili de Kevser Baş şunları söyledi: “Bir bakıma Kırım Tatar kimliğinin dört bir yana dağılmış fertlerini ruhen bir arada tutan bu ortak anının canlı tutulmasına da hizmet eder. Dağcı yaşadığı ve tanık olduğu onca acı, adaletsizlik, baskı ve sürgüne rağmen Rus düşmanı bir tutuma sahip değildir. İnsancıl bir milliyetçilik anlayışı geliştirmiştir ve eserlerinde de bu dengeyi gözetir. Bir birey ve yazar olarak amacı, halkının yaşadığı kırımları ve sürgünleri, vatanlarından edilişlerinin hikâyesini başta halkının gelecek kuşakları olmak üzere bütün dünyaya anlatmaktır.”

 

Panelin son konuşmacısı Nurseli Gamze Korkmaz, Cengiz Dağcı’nın 1970’te yayımlanan “Badem Dalına Asılı Bebekler” eseri üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Korkmaz eserle ilgili bilgi verirken,  “Cengiz Dağcı’nın romanlarının vazgeçilmez temaları olan vatan sevgisi, milliyetçilik, sürgün ve kıyımlarla dolu Kırım gerçeği, Badem Dalına Asılı Bebekler ’de bir çocuk kahramanın gözünden okuyoruz” dedi.

Dağcı’nın eserini, Kırım Türkeri’nin tarihini yaşayarak ve yaşatarak yazdığını belirten Korkmaz, “Yazarın edebî eserlerini yazmaya başladığı zaman, şuuraltına yerleşen çocukluğunda şahit olduğu olayların izlerini görüyoruz.” diye konuştu.

Panelin sonunda TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan katılımcılara TYB yayınlarından takdim etti.

img_8306.jpg

img_8364.jpgimg_8370.jpgimg_8377.jpg

Bu haber toplam 376 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim