• İstanbul 16 °C
  • Ankara 16 °C

Çevre’nin merkez’e meydan okuyan melankolik sesi: Müslüm Gürses

Çevre’nin merkez’e meydan okuyan melankolik sesi: Müslüm Gürses
Merkezle çevrenin en gösterişli buluşması Müslüm Gürses’in Türk popu içerisinde ayrışık duran ve yaptığı müzikal form ile başından itibaren merkez dediğimiz kentsoylu katmanın bütün ruh hallerini eserlerinde anlatan Bülent Ortaçgil’in bir şarkısını okumas

Merkezle çevrenin en gösterişli buluşması Müslüm Gürses’in Türk popu içerisinde ayrışık duran ve yaptığı müzikal form ile başından itibaren merkez dediğimiz kentsoylu katmanın bütün ruh hallerini eserlerinde anlatan Bülent Ortaçgil’in bir şarkısını okumasıdır. Selçuk Küpçük yazdı.

“Müslüm Gürses, arabeskçiler arasında en fazla ciddiyetle algılanandı.

Aslına bakarsak, Orhan Gencebay arabeskin kurucu ve

yaygınlaştırıcısı sayılabilecekken, Müslüm Gürses özellikle 80 sonrasında

en alt tabakaya hitaben yapmış olduğu müziklerle çok özel bir yere gelmiştir.” 

 

(Caner Işık/Nuran Erol, Arabeskin Anlam Dünyası

-Müslüm Gürses Örneği- Bağlam Yayınları, Mayıs 2002, s.89)

 

Cumhuriyet tarihinin en önemli alternatif müzik hareketi olan arabeskin taşıyıcı isimlerinden Müslüm Gürsesüzerine bugünlerde vizyona giren film (“Müslüm”, Ekim 2018) bir kez daha “Baba”nın doldurduğu sosyolojik ve müzikal alanı hatırlamayı zorunlu kılıyor.

Özellikle 2000’lerden itibaren arabesk müziğin artık form değiştirdiğini gözlemliyoruz. Her şeyden evvel onu besleyen toplumsal katmanın kendisi büyük bir dönüşüm yaşadı. Ben karşılık bulduğu sosyoloji ile bağlantılı biçimde arabeski üç döneme ayırmanın mümkün olacağını düşünüyorum. Birincisi bütünüyle kendinden önceki göç hareketliliğinin birikimini müziğe yansıtan 1970’ler. Yani kırın hızla büyük kentlere taşınması, gecekondulaşma, yabancılaşma, arafta kalma hallerini içerisinde barındıran periferinin bütün ruh haritasına müzikal karşılık üreten bu yıllarda Türkiye’nin sadece nüfus bakımından değil, politik temsil ve söylem açısından da büyük hareketliliğinin yaşandığı zaman diliminden bahsediyoruz. Arabeskin devlet (siyasal, kültürel, ekonomik merkez) tarafından yok sayıldığı, yasaklandığı, müziğimizi ve kültürümüzü yozlaştırdığı tezi üzerine oturan 70’lerde bu türün bütün görmezden gelme ve ötekileştirilme süreci boyunca adetaküllerinden doğduğunu, engelleme çabalarına rağmen plak ve kasetlerinin milyonlara ulaşan satış rakamlarını elde ettiğini hemen belirtelim.

İkinci dönem ise 1980 sonrası. Bahsettiğimiz ve 1970’ler boyu politik olarak sağı (AP, MSP, MHP) ve nadiren solu ile (Ecevitli CHP yılları mesela) merkezi zorlayan periferinin artık yavaş yavaş ekonomik ve siyasal iktidarı bölüşmeye başladığı dönemdir aynı zamanda 80’ler. Bu bir bakıma 1950’lerde (DP,Menderes) merkeze girişinin yolları açılan çevre’nin, iktidarı paylaşmaya hazır olduğunu ispata yönelmesidir. Yani Turgut Özal’ın ürettiği liberal politikaların neticesinde sadece ekonominin değil, kültürün de merkez’e ait mekanlarda kendisini ifade edebilmesi olarak açıklayabiliriz. Hatırlayalım, bu dönemde ilk kez düzenlenen 1. Müzik Kongresine (1988) devlet tarafından arabesk müziği temsil etmesi için Hakkı Bulut davet edildi (her ne kadar bir netice çıkmasa da, devletin arabeski resmi olarak tanıması açısından önemli), ANAP’ın seçim müziklerini yine arabesk türün en tanınmış eserleri belirledi.

Arabeskin taşıyıcı isimleri

Ben 1970’leri çözümlerken arabeskin taşıyıcı isimleri bakımından Orhan Gencebay’ın yanına Ferdi Tayfur’u ve Hakkı Bulut’u da koymayı yeğlerim. 80 sonrası ise bu isimlere İbrahim Tatlıses’in yanı sıra -kendi özel dinleyicisi açısından- çok daha geniş kitlelere ulaşması dikkate alındığında Müslüm Gürses’i katabiliriz. Kuşkusuz daha farklı damarları da bu çözümlemeye eklemek lazım. Ayrıca 80’lerin arabeskinde belirleyici olan en önemli isimlerin başında bence Burhan ve Uğur Bayar kardeşler geliyor. Ki hem İbrahim Tatlıses’in hem de Müslüm Gürses’in asıl çıkışlarını yapmalarının arkasındaki teknik destek (beste, orkestrasyon, sahne vs.) ve prodüksiyona baktığımızda bu adrese ulaşırız.

Bahsettiğimiz dönemde sözler 70’li yıllardaki kadar çileci ve isyankar değildir çünkü karşılık bulduğu sosyoloji Özal ile beraber büyük bir imkan yakalayarak merkez’e yönelebilmenin cazibesini görmüştür. Bir ayağı merkez’de (ekonomik anlamda küçük işletmelerle mesela) bir ayağı henüz periferide olan bu dönemi Tatlıses ve Müslüm Gürses üzerinden açıklamak akla yatkın geliyor. Merkeze yönelenleri İbrahim Tatlıses, henüz periferide, gecekonduda (mekan, ekonomi ve kültür olarak)kalanları ise Müslüm Gürses temsil eder. Bu yüzden Gürses’in müziğindeki tematik durum 80’lerde de hâlâ 70’lerin ruhunu taşımayı sürdürür.  Caner Işık ve Nuran Erol’un Müslüm Gürses dinleyicisi üzerine yaptıkları akademik çalışmayı merkez alan kitaplarında söyledikleri gibi “İbo faydacı bir anlayışla yaşamını kurarken, Müslüm Gürses sistemin dışında bir yaşama olan özlemin temsilcisi oldu” (s.89) da denilebilir.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/muzik/cevrenin-merkeze-meydan-okuyan-melankolik-sesi-muslum-gurses-h31169.html

Bu haber toplam 197 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Okul kütüphaneleri nasıl olmalı?15 Kasım 2018 Perşembe 12:00
  • Üsküdar Söyleşilerinin Konuğu Nurettin Durman14 Kasım 2018 Çarşamba 13:18
  • Kasım 2018 dergilerine genel bir bakış-314 Kasım 2018 Çarşamba 13:12
  • Kürşat Bumin hayatını kaybetti14 Kasım 2018 Çarşamba 10:17
  • Nursema Şeyma Oflaz, Biraz Zaman13 Kasım 2018 Salı 14:44
  • 1. Dünya Savaşı’nı anlatan kitaplar13 Kasım 2018 Salı 14:39
  • 24 yılda 513 camiyle bin 70 mescit satıldı13 Kasım 2018 Salı 10:16
  • Dünyanın en kanlı savaşının 100. yılı12 Kasım 2018 Pazartesi 09:32
  • Alâeddin Yavaşça bizim için neden özel biri?10 Kasım 2018 Cumartesi 14:06
  • 8. Malatya Film Festivalinde Konuk Ülke Filistin10 Kasım 2018 Cumartesi 14:04
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim