‘Çevreye Zarar Verecek Hiçbir Projenin İçinde Yer Almadık’

‘Çevreye Zarar Verecek Hiçbir Projenin İçinde Yer Almadık’
Röportaj: Fatma Gülşen Koçak

Veysel Eroğlu gerek Bakanlığı gerekse Bürokratlığı döneminde çok önemli hizmetlere imza atarak milletimizin gönlünde taht kuran bir siyasetçimiz. Siyasetin kaygan alanlarında takılıp kalmaktansa sürekli iş üreterek sadece hizmete odaklanan bir isim. Cumhurbaşkanımızın uzun siyasi yürüyüşünde sadakatle daima yanında duran sadık ve samimi bir yol arkadaşı. Bizi makamında muhteşem bir misafirperverlikle ağırlayan Sayın Bakanımızla çok özel bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifle okuyacağınızı umuyor hepinize hayırlı haftalar diliyorum.

 

Tarihe geçen başarılarınızın en önemlilerinden birisi İSKİ Devrimi diye nitelendirmekte yanlış görmediğim İSKİ başarısı. Bütün imkânların tükendiği bir zamanda görevi devralıp İSKİ’yi şaha kaldırdınız. Yeni nesillerin bilmesi adına özellikle soruyorum başarınızın sırrı neydi?

İSKİ’deki vazifeme 5 Mayıs 1994 tarihinde başladım. Etrafımdaki insanlara “ben İSKİ’nin başına geçtim” dediğimde bana insanlar şaşkın şaşkın bakıyordu. Ağabeylerimiz, sevdiklerim bana “sen ne yaptın” nasıl bu vazifeyi kabul edersin diye tepki bile gösterdiler.

Bu tepkiler şunu açıkça ortaya koymaktadır ki; İSKİ perişan halde olan bir kurumdu. Her gün televizyonlarda İSKİ’nin durumu ile alakalı programlar yapılıyordu. Bu kurumda çok büyük hamleler yaptık. İSKİ’de inşa ettiğimiz barajlar, isale hatları, terfi merkezleri, su hazneleri, içme suyu şebeke yatırımları ile İstanbul şehrimize tabiri caize damgamızı vurduk. Sadece su temini ile kalmadık, aynı zamanda İstanbulluların musluklarından Dünya standartlarında su akmasını sağladık. İstanbul’da yaşayan vatandaşlarımız yaptıklarımızın canlı şahididir.

İSKİ’ye itibar kazandırdık, geçmişten kalan bütün borçlarını temizledik. 600’den fazla büyük yatırım gerçekleştirdik. Çevre konusunda önemli adımlar attık. İlk defa biyolojik arıtma tesislerini kurduk. Haliç’i, Marmara Denizi’ni kurtardık. İstanbul’un birçok sahilinden denize girilecek hale getirdik. İstanbul’un gelecekteki su ihtiyacı ve çevre meselelerini teminat altına alan Master Plan Çalışmalarını yaptık. 2040 yılına kadar İstanbul’un alt yapı çalışmalarını neticelendirdik.

Çözüm odaklı grup çalışmasına çok önem veririm. Başarımın sırrı çok çalışmak ve dakik olmak diye özetleyebilirim. Bir iş yapılacağı zaman en kısa zamanda ifadesine çok kızarım. Saat ve gün verilmesini isterim.

 

Bakanlığınız döneminde ülkemize kazandırdığınız önemli yatırımlardan kazanımlardan bahseder misiniz?

 

14 yıllık iktidarımız döneminde 6.588 tesisi tamamlayarak aziz milletimizin hizmetine sunduk. Bunların 451’i barajdır.

 

Tamamladığımız bazı dev projeler; Ermenek Barajı, Mavi Tünel, Çine Adnan Menderes Barajı ve HES, Deriner Barajı ve HES, Borçka Barajı, 1001 Gölet ve Bend, Dalaman Akköprü Barajı, Gördes Barajı, Zamantı Tüneli, Suruç Tüneli, Naras Barajı.

 

Şimdi de 270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, Dünyanın ise 3. yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı’nı Çoruh Nehri üzerinde inşa ediyoruz.

 

Ayrıca gövde hacmi bakımdan Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci, enerji bakımından dördüncü sırada yer alan ve Dicle Nehrindeki en büyük barajlarımızdan olan Ilısu Barajı bu yıl içerisinde tamamlanacaktır.

 

Artan nüfus artışları dikkate alınarak şehirlerimizin ve diğer yerleşim alanlarımızın en büyük meselelerinden biri olan içme suyu konusunda da büyük hamleler gerçekleştirilerek, nüfusuna bakılmaksızın 81 ilimizin 2060-2070 yılına kadarki müstakbel içme su ihtiyaçlarını karşılayacak çalışmalar tamamlanmıştır.

İşletmeye aldığımız 180 adet içme suyu projesi ile 42 milyon vatandaşımıza içme suyu temin ettik.2007 ve 2014 yıllarındaki büyük kuraklığa rağmen bütün şehirlerimize kesintisiz su temin ettik.

 

Yaklaşık 15 milyon nüfusu ile pek çok ülkenin nüfusundan daha fazla nüfusa sahip İstanbul’umuzun içmesuyu ihtiyacını karşılamak için büyük düşündük. Denizin
135 metre altından açtığımız dev tünel ile Melen Çayının suyunu İstanbul’a ilettik.

Şimdi de inşaatı hızla devam eden Melen Barajı ile İstanbul’un suyunu 2071 yılına kadar teminat altına alacağız. Melen Barajını bu sene sonunda tamamlayacağız.

İzmir’in içme suyu problemini çözmek için Gördes Barajı’nı ve isale hattını inşa ettik. Böylelikle İzmir’in içme suyu problemini de 2040 yılına kadar çözmüş olduk.

Ankara'nın rüyası Gerede Projesinde çalışmalar devam etmektedir. Türkiye’nin en uzun içmesuyu tüneli ile Ankara'nın 2050 yılına kadar içmesuyu problemini çözeceğiz.

Asrın projesi “KKTC Su Temin Projesi” ile 107 kilometre uzunluğundaki isale hattı ile yavru vatana yılda 75 milyon metreküp su iletiyoruz.

 

Ormancılık ülkeler için hayati bir mesele. Ormanlarımızı korumak çoğaltmak gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde bırakmak anlamında neler yapılıyor?

Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ile başlattığımız Cumhuriyet tarihimizin en büyük ağaçlandırma projesi olan “Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı” da dahil olmak üzere 2003 yılından buyana geçen 14 yıllık süreçte yaklaşık 4,72 milyon hektar alanda çalışma yaparak yaklaşık 3 milyar 750 milyon adet fidanı toprakla buluşturduk.

 

 

5.000 Köye 5.000 Gelir Getirici Orman Projesi ile orman köylüsüne destek oluyoruz.
2019 yılında tamamlayacağız.  Proje ile ceviz, badem, kestane gibi türler dikiyoruz. 3 yıl bakımı bize ait, 49 yıllığına kura ile veriyoruz. Bugüne kadar 5.193 orman kurduk, 2019 yılı sonu hedefimiz 7.929’dur.

Odun dışı ürünlerin geliştirilmesi, ülke ekonomisine ve orman köylüsüne katkısının artırılması gayesi ile Trüf Ormanı Eylem Planı, Salep Eylem Planı, Sakız Eylem Planı, Maviyemiş (Likapa) Eylem Planı, Defne Eylem Planı, Yabanıl Meyveli Türler Eylem Planı başta olmak üzere
38 Eylem Planını hazırlayarak uygulamaya koyduk.

Orman köylümüzün yanındayız. ORKÖY kredileri ile son 14 yılda 13 milyar TL’lik katkı sağladık. 2017-2019 yılları arasında 5,4 milyar TL daha elde etmelerini sağlayacağız.

Bal ormanları kuruyoruz. Bugüne kadar 356 bal ormanı kurduk. Bal üretiminde Dünyada
6. Sıradan 2. Sıraya yükseldik.

2003 yılında başlattığımız Şehir Ormanı Projesiyle bugüne kadar 145 şehir ormanı kurduk.

 

Ormanlarımızın en büyük düşmanı yangınlar. Yangınlara karşı tedbirler önlemler çalışmalarınız nedir?

Ülkemizde orman yangınlarının yüzde 90’ı maalesef insan kaynaklı faktörlerden meydana gelmektedir.

Yangınları söndürmek için 3 temel strateji izliyoruz. Bunun ilki önleme, bunun için yangın çıkmasına mani olmak maksadıyla eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. İkincisi ise söndürme, bunun için erken ikaz ile hızlı ve etkin müdahale yürütüyoruz. Üçüncüsü ise rehabilite, bunun içinde yanan alanları hızla ağaçlandırıyoruz.

 

Yangınla mücadele çalışmaları çerçevesinde teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Kurduğumuz gözetleme kuleleri ve erken uyarı sistemiyle ormanları 24 saat kameralarla izliyoruz. Herhangi bir yangında dumanın yükselmesiyle birlikte uyarı yangın harekât merkezlerine düşüyor. Daha önce teknoloji dalında “En İyi Gelişim Gösteren Proje” ödülünü de alan Yangın Yönetim Sistemi projemiz sayesinde yangın nerede çıkmış, ne zaman çıkmış, hangi araçla müdahale edilmiş, hava araçları kaç km hızla yangın mahalline gidiyor bunların hepsini ben Ankara’da odamdan takip edebiliyorum.

 

Orman yangınlarıyla mücadelede geniş personelimiz ve zengin ekipmanımızla yangına müdahale süresini 45 dakikadan 15 dakikaya indirdik.

 

Anayasamızın 169. maddesinde yer alan hükümler, gerekse 6831 sayılı Orman Kanunu ilgili maddeleri gereğince yanan alanların başka bir şekilde kullanılması mümkün değildir. Yanan alanları yılı içerisinde veya en geç ertesi yıl ağaçlandırıyoruz.

 

 

AK Parti Döneminde bir çevre politikası oluşturulabildi mi?

Çevreci bir akademisyen olarak, gelmiş geçmiş en çevreci hükümet olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. 

26 Ağustos 2009 tarihinde Kyoto Protokol’üne resmen taraf olduk. Kyoto Protokolüne taraf olmamızın ardından İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu ile yaptığımız strateji belirleme çalışmaları ve 2012 yılı sonrasına yönelik ülkemizin politikasını oluşturulmasına yönelik çalışmalara ivedilikle başlanmıştır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 16. Taraflar Konferansı, Meksika’nın Cancun şehrinde 29 Kasım - 11 Aralık 2010 tarihlerinde düzenlenmiştir.

Toplantıya ülkemizi temsilen Bendenizin başkanlığında ilgili kurumların üst düzey uzmanlarından oluşan bir heyet ile katılım sağlanmıştır.

Konferans neticesinde “Cancun Anlaşması” onaylanmıştır. Cancun Anlaşması 2012 sonrası düzenin oluşturulmasında ana çatının kurulduğu, yeni iklim fonların tanımlandığı, gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkelerin düşük karbonla kalkınma stratejisi geliştirmelerini öngördüğü, gelişmiş ve gelişmek olan ülkeler için ayrı ayrı azaltım yöntemlerinin tanımlandığı önemli bir anlaşma olarak kayda geçmiştir.

Bu anlaşma ile önemli bir adım atılarak; ülkemiz, 2012 sonrasına ilişkin yeni iklim rejimi müzakerelerinde ekonomik ve sosyal göstergeleri çerçevesinde kurulacak sistemden daha fazla faydalanma şansını müzakere etme imkânı sağlamıştır.

Türkiye’nin, sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda 2012 sonrasına kadar herhangi bir sayısal azaltım yükümlülüğü olmadığı halde, bütün sektörlerde kapsamlı çalışmalar başlatılmış, enerji, ulaştırma, atık, tarım, ormancılık ve arazi kullanımı sektörlerinde birçok azaltım politikası uygulamaya konmuş, gerekli mevzuat çalışmalarına hız verilmiş, bu çerçevede birçok birincil ve ikincil yasal düzenleme yürürlüğe girmiştir.

HES projeleri, enerji kaynakları içerisinde en az karbondioksit salınımı veren kaynaktır. Son
14 yılda yeterli seviyede elektrik enerjisi üretim kapasitesinin oluşturulmasına, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine, yenilenebilir enerji kaynaklarına, üretim ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesine önem verdik. Devreye aldığımız HES sayesinde karbondioksit (CO2) salınımını engellemiş oluyoruz.  HES’ler, yılda yaklaşık 1,9 milyar ağacın sağladığı temiz havaya eşdeğer bir katkıda bulunuyor.

AB müzakerelerinde “Çevre Faslı”, Türkiye’nin açılış kriterlerini yerine getirmesi üzerine,
21 Aralık 2009 tarihinde İsveç’in AB Dönem Başkanlığı’nda müzakereye açılmıştır.

Atıksu arıtma tesis ve düzenli depolama tesis sayılarını  2002 yılına göre % 80- 90  seviyesinde arttırdık.

 

Türkiye, çevre ile kalkınmayı bağdaştırma gayretinde, hızlı ve dinamik bir gelişme sürecinde bulunmaktadır. Bütün tabii kaynaklarımızı koruma kullanma dengesini gözeten, akılcı ve katılımcı sürdürülebilir kaynak yönetimi anlayışının hakim kılınması için hem mevzuatta hem de uygulamada çok önemi adımlar atılmıştır.

 

Çevrenin korunması herkesin vazifesidir. Çevrenin korunması demek, geleceğimizin ve çocuklarımızın korunması demektir. Hiçbir zaman çevreye zarar verecek bir uygulamanın ve projenin içerisinde yer almadık. Bir çevre profesörü olarak menfi bir uygulamaya izin vermem ve yanında olmam söz konusu olamaz.

 

Bakanlık olarak gelecekteki atılımlarınız neler olacak. Projeleriniz nedir?

Bölge ve il ayırımı gözetmeksizin hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Bu anlayışla 10 adet Bölgesel Gelişim Projelerini başlattık. (GAP, KOP, DAP, DOKAP, TRAGEP, EGEGEP, BAKGEP, AKDENİZGEP, ORTA ANADOLU GEP, MARMARAGEP) Projeler; sulama tesisleri, fidan dikimi, ormancılık faaliyetleri, meteorolojik gözlem tesisleri gibi çok çeşitli alanların birleşiminden oluşmaktadır. Bu projelerimize hızla devam ediyoruz.

Bu projelerle 2019 yılına kadar 232 milyar 980 milyon TL’lik yatırım yapacağız. 2019 yılı sonuna kadar tamamlayacağımız Bölgesel Gelişim Projeleri ile adeta bölgelerimizi şaha kaldıracağız. 

Ülkemiz 15 Temmuz gibi talihsiz bir işgal girişimini atlattı. 15 Temmuza dair düşünceleriniz nedir? Milletimizin işgalcilere karşı gösterdiği kahramanlığı nasıl yorumluyorsunuz?

Bu şerefli milletin bir ferdi olarak ne kadar gurur duysak azdır. Aziz Milletimiz 15 Temmuz gecesi birlik ve beraberliğini bir kere daha muhteşem bir şekilde bütün Dünyaya göstermiştir. 

15 Temmuz gecesi Çanakkale ve İstikbal Harbimizin ruhunu taşıyan asil milletimizin feraseti, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayeti, Bakanlar Kurulunun kararlılığı ile birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde göstererek Aziz Milletimizin ve devletimizin bekasına kasteden bedbahtlara tarihin en anlamlı tokadı vurulmuştur. 

Bu zaferin esas sahibi milletimizdir. Herkes devletine, milletine, bayrağına sahip çıktı. 80 milyon vatandaşımıza şükran borçluyuz.

Eğer Fetö’nün hain planı başaralı olsaydı Türkiye iç savaşa sürüklenecek, kardeş kanı akacak milletin iradesi ortadan kalkacaktı.  Mazlumların umudu olan Türkiye, çok ağır bedeller ödemek zorunda kalacaktı. Şükürler olsun Sayın Cumhurbaşkanımızın cesareti,  Aziz Milletimizin azim ve kararlılığı Rabbimin yardımıyla bu belayı da atlatmış olduk.

Fetö tipi ihanet odaklı yapılara karşı devletimiz nasıl bir refleks içinde olmalı?

Biz millet olarak birliğimizi ve beraberliğimizi muhafazaca etmeli ve içerideki de dışarıdaki hainlere fırsat vermemeliyiz. Rehavete kapılmamalı, uyanık olamaya devam etmeli, 15 Temmuz alçak darbe girişiminde yaşananları asla unutmamalı ve unutturmamalıyız. 

Sizin Bakanlığınızda Fetö ihanet örgütüne karşı nasıl bir mücadele yürütülüyor?

Paralelle mücadeleyi ilk başlatanlardan birisi olarak Fetö Terör Örgütü'nün darbe girişimi sonrası Bakanlık bünyesinde titiz soruşturma başlattık. Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında yürütülen çalışmalar kapsamında Fetö ile bağlantısı tespit edilen personeller görevlerinden ihraç edildi.

Siz Reis  ile uzun yıllardan beri yol arkadaşlığı yapıyorsunuz. Sizce Cumhurbaşkanımızın liderlik sırları nelerdir?

 Cumhurbaşkanımız çok zekidir. Dikkatli dinler, dikkati fazladır. İstişareye çok ehemmiyet verir. Ve herkesi dinledikten sonra karar verir. Dinlemeden karar vermez. Bu liderlik için gerçekten önemli bir husustur. Önemli bir üstünlüktür. Bakanlar kurulunda da herkesi dinliyor. Münakaşalar sonrasında güzel bir hakikat ortaya çıkıyor. Ziya Paşa'nın da dediği gibi "Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar". Dolayısıyla kendisi de fikirleri çatıştırıyor ve ortaya koyuyor. Takipçidir, sıkı takip eder. Hafızası da kuvvetlidir. Bir de her şeyden öte kendisi cesurdur. Biliyorsunuz onun yerine başka bir kişi olsa bir ihtilal hazırlığı var, bir darbe teşebbüsü var. Kendisine Marmaris'te "Efendim, motor hazır. En yakın Yunan adasına sizi götürelim" dedikleri zaman şiddetle karşı çıkmış ve "Biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Öleceksek de adam gibi ölürüz" demiştir. Neticede Türkiye için büyük bir felakete yol açabilecek, Türkiye'nin parçalanmasını işgalini hedefleyen FETÖ alçak terör örgütüne karşı direnmiştir. Büyük bir liyakat örneği göstermiştir. 

Siyasetin yoğunluğu arasında çocuklarınıza vakit ayırabiliyor musunuz? Çocuklarınızın eğitimleri nedir? Nasıl yetiştirdiniz?

Çocuklarımdan çok memnunum. Üç kızım ve bir oğlum var. Şunu itiraf edeyim, İSKİ Genel Müdürlüğüne kadar 1994’e kadar çocuklarımla yakınen ilgilenirdim. Ama 1994’ten sonra zaman sınırı dolayısıyla hiçbir şekilde tatil yapamadım. Çocuklarla zaman zaman tatile giderdim. Bazen denize gider bazen de başka yerlere giderdik. Ama 5 Mayıs 1994’ten sonra maalesef bir yere gidemedik. Ben bir yıllığına İSKİ'ye başlamıştım. O zaman İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sayın Cumhurbaşkanımıza "Bir yılda suyu halleder, üniversiteye dönerim başkanım" dedim. Bir yıl geçti, "Veysel hoca Haliç ne güne duruyor? Marmara Denizi ne güne duruyor?" derken sekiz buçuk yıl İSKİ'de kaldım. Bütün meseleleri çözdük. İSKİ'nin mali durumunu düzelttik. Ondan sonra tam üniversiteye geri döneceğim sırada Cumhurbaşkanımız " Veysel hoca, yatmak yok doğru DSİ'ye" dedi. Oradan tekrar bir yıllığına Türkiye'nin su meselesini halletmek için izin aldım. 2007 yılına kadar bir yıl bir yıl diye diye seçimler karşımıza çıktı. "Veysel hoca istifa ediyorsun ve doğru milletvekili adayı oluyorsun" deyince o zamana kadar 13 yıl boyunca her yıl üniversiteden izni uzatarak hizmetler yaptık. Dolayısıyla tatil yapmaya fırsat bulamadık. Çocukların her birisi tahsillidir. Bir kızım Harward'da doktora bursu kazandı. Doktorasını çok iyi bir derece ile bitirdi. Oğlum elektrik mühendisi. Diğer bir kızım sanatkardır. Ebru sanatıyla ilgileniyor. Şimdi ev hanımı. En küçük kızım diyetisyen oldu' yüksek lisans yapıyor. 

Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanırsınız? Bu ara elinizde ne var? 

Ben genelde tarih kitaplarını okumaktan hoşlanıyorum. Aynı zamanda Hadisi Şerif kitapları okumayı severim. Şuanda Riyaz-üs Salihin’i okuyorum. Daha önce okumuştum ama akşam başucumda onlar vardı. Bazen tarih kitapları var. Bir de Geleceği Kuran Kadınlar isimli kitap var. 

Akademinin içinden gelmenin siyasi hayatınıza ne gibi katkıları oldu?

Akademik hayat önemli ve çok şey öğretiyor. Benim iki yönüm vardır. Birisi esnaf çocuğu olmam. Manifatura tuhafiye yaptık. Aynı zamanda çiftçilik ile de uğraştık. Bu bakımdan beşeri münasebetlere epeyce katkı sağladı. Üniversitede benim anlattığım dersler itibari ile kamu kurumlarıyla yaptığım iş birliği, yaptığım büyük projeler, dünyanın her tarafına tebliğ sunmak için gittim. Dünyanın en tanınmış profesörleri ile tanıştık. Ortak yayınlar yaptık. 350 taneden fazla yayınım var, bunların bir kısmı da yurtdışındadır. Çok sayıda kitap var. Üniversitenin büyük düşünmek konusunda büyük katkısı oldu. Ayrıca mesleğim icabı Türkiye'deki en büyük mesele su meselesiydi. Dolayısıyla kendi ihtisasım da su ve daha sonra orman olduğu için bu tecrübeler, ilmi tecrübeleri uygulamaya yansıtma imkanı bulduk. Böyle bir faydası oldu. Çok sayıda ders verdik. O tarihlerde Türkiye'de en çok araştırma yapan bendim. Yurtdışına en çok gidenlerden birisi bendim. Japonya'dan Amerika'ya Kanada'ya farklı ülkelerde konferanslara katıldık.

 

 

Sizi seven takip eden ülkemizin idealist gençlerine tavsiyeleriniz ne olur?

 

Öncelikle,  bugüne kadar yürüttüğüm projelerde kendime şiar edindiğim ve kısaca “7 T” diye adlandırdığım formülümü gençlerimize tavsiye edebilirim.

Bana verilen vazife ne kadar zor ve meşakkatli olursa olsun bu ilkeleri uygulayarak başarılı oldum.

  1. Tahayyül
  2. Tetkik
  3. Tahkik
  4. Takvim
  5. Tatbik
  6. Takip
  7. Teşekkür

 

Öncelikle tahayyül yani bir işi yapmak için en geniş şekilde hayal etmek gerekir. Sonra çok ayrıntılı şekilde tetkik etmek ve işin takvimini belirlemek gerekir. Takvimi belli olmayan iş bitmez. Yapılan işin takibi de çok önemlidir. Zira takibi olmayan iş neticelenmez.

Son ilke olarak da marifet iltifata tâbi olduğundan çalışana teşekkür edecek, taltif edeceksiniz ki şevkini kaybetmesin. 

Yeni Akit

Bu haber toplam 211 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim