• İstanbul 17 °C
  • Ankara 16 °C

Cihan Aktaş: Selamı yeniden öğrenmek

Cihan Aktaş: Selamı yeniden öğrenmek
Bir kamusal muaşeret meselemiz olduğu açık. Muhatabına ya öylece bakıyor ya da kem küm ediyor çoğu memur kamusal ortamlarda.

Derrida’nın tanımladığı şekilde “dil darbesi”nin bu meselenin kökleşmesindeki payı büyük. Özel alanlarımıza ait muaşeretin inceliklerini, yabancı gelen ölçülerle tanımlanmış bir kamusal alana uyarlama serbestisine bile sahip değildik.
Bizzat kendine ait dille bu kamu muaşereti meselesini aşabilmesi için dönemini kavrayabilen bir aile, özel alan, bir cemaat yapısı güvenine sahip olması gerekirdi insanın bu şartlar altında, kendini yeniden doğurmayı başaramamışsa tabii. Kapalı kapılar, horlayıcı seslenmeler, ayrımcılığın benliklerde yaralar açan damgaları… Daryuş Şayegan’ın öne sürdüğü sebeplerle değil yalnızca, saygınlık kazanmanın anlam dünyamızın reddine bağlanması yaralı bilinçler oluşturabilirdi ancak. Bir türlü tamamlanmış hissedemiyor kendini koltuğa oturan; kibir de işte bu tamamlanamama hissinin refleksi. Aktörler değişiyor ama “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sorusu baki kalıyor. Afra tafra toplumsal saygınlığın anahtarı gibi anlaşılıyor böylelikle.
Geçtiğimiz günlerde gittiğim bir klinikte on beş dakika dışarıda bekletildikten sonra muayene odasına girdiğimde gördüğüm muameleyi paylaştım twitter’da. Muayene odasının kapısı önünde uzun kuyruklar yoktu. Doktor masasında, telefon ekranına dalmış oturuyordu. Selamımı aldı mı emin değilim, belli belirsizdi sesi hep. Yüzüme bile bakmadan köşedeki göz muayene düzeneğine yönlendirdi beni. Bu muamele istisnai değil. Farklı karşılama örnekleri de elbette var. Sorun şu ki iyileşme, şifa bulma doktorun karşılamadaki tutumuyla başlıyor; hasta bir robot değil. Doktor da bir robot değil tabii; keşke gücünü aşan bir mesaiye mecbur kalmasa. Fakat karşılaşmalarda hastayı bir tebessümle karşılamak ona da iyi gelmez mi?
Büyülüdağ’ın gizemli doktoru Krokowski ne diyordu? “Bütün hastalık belirtileri gizli sevgi tezahürleridir ve hastalık dönüşüme uğramış sevgidir.” Birbirimizi bakış hücumları ve dil yaralarıyla öldürüyoruz.

Devamı: http://www.gercekhayat.com.tr/yazarlar/selami-yeniden-ogrenmek/

Bu haber toplam 92 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim