Cihan Aktaş, yeni romanı ‘Şirin’in Düğünü’nde 2000’lerin Türkiyesini resmediyor

Cihan Aktaş, yeni romanı ‘Şirin’in Düğünü’nde 2000’lerin Türkiyesini resmediyor
Ilımlı mütedeyyin bir ailede yetişmiş Şirin’in varoluş serüvenini anlatan Aktaş, karakterin yetiştiği toplumu şöyle eleştiriyor: “Kenan Evren’e ‘Paşa’ diyor, alaturka musikiyi seviyor, çocuklarını Avrupa’da yatılı okullarda okutuyorlar.”

ERKUT TEZERDİ

Yazdığı toplumsal gerçekçi öyküleri ve İran sineması üzerine kaleme aldığı kapsamlı araştırmalarıyla bilinen Cihan Aktaş’ın yeni romanı ‘Şirin’in Düğünü’ okuyucuyla buluştu. Romanında ailesi faili meçhul bir cinayete kurban gidince ılımlı mütedeyyin halasının yanında yetişen Şirin karakterinin kendini gerçekleştirme sürecinde, özgürlük tutkusunu ve aşkını anlatan Aktaş, aynı zamanda da 2000’lerin Türkiyesini tasvir ediyor, toplumsal yapıyı mercek altına alıyor. Cihan Aktaş’la ‘Şirin’in Düğünü’ üzerine konuştuk.

ÖZGÜRLÜK HAZIR PAKET DEĞİL

Romanınızın ana karakteri Şirin’in varoluş amacı nedir? Belgeselci olmak onun düşüncelerini, umutlarını nereye taşıyor? Yaşadıkları neticesinde özgür olduğunu söyleyebilir miyiz?

Şirin anlatı içinde farklı aşamalardan geçiyor. Sahici kimliğiyle gün yüzüne çıkmaya dönük bir ertelemeler halinde yaşıyor hayatı. Sahte bir hayata özgü tedirginliği, ailesinin faili meçhul cinayete kurban gitmesinin soruları, mesleki seçimini de belirliyor. Yalana mecbur bırakan, sahte bir adla sürdürdüğü ilişkilerin onu yorduğunu hissediyorsunuz. Aynı nedenle aşık olamadığını dile getiriyor zaten. Belgeselcilik gerçeğe doğru arayışının bir zemini olarak heyecanlandırıyor onu ama orada da yalana dolana başvurmasına dönük beklentilerle karşılaşıyor. Mecbur kaldığı yalanlardan kendisini çekip çıkaracak bir dava, bir ideoloji, bir aşk beklentisi içinde. Aşık olduktan sonra yaşadığı merhaleler neticesinde özgürlüğe ilişkin fikirleri de olgunlaşıyor. Özgürlüğün hazır bir paket olmadığını öğreniyor. Özgürlük veya benzeri olgular garanti edilmiş paketler halinde varlık alanımızda kalıcılık kazanmıyorlar, uğruna sürekli mücadele edilirken sürekli yeniden öğreniliyor değerler.

Şirin’in kendini gerçekleştirme doğrultusunda engellerini nasıl açıklayabilirsiniz?

Halasının korkuları, Nursuna ismiyle değil Şirin ismiyle yaşamasına izin vermiyor. Yapay bir kimlik üzerinden bir gelecek ve kariyer hatta aşk hayal edemiyor. O zaman da Şirin ismiyle geçirdiği çocukluğundan koparıldığı hissiyle, köksüz ve aidiyetsiz hissediyor kendini. Dünyaya kimliğini haykırmak, ailesinin başına gelenler konusundaki gerçeklerle yüzleşmeden, dahası bu gerçekleri araştırmadan nasıl mümkün olabilir? Ancak aşık olduktan sonra bu konuyu bütün yönleriyle düşünme gücü buluyor kendinde.

 

Devamı için: http://www.karar.com/hayat-haberleri/cihan-aktas-yeni-romani-sirinin-dugununde-2000lerin-turkiyesini-resmediyor-318732#

Bu haber toplam 710 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim