Culpa in Contrahendo

Culpa in Contrahendo
Fatih Muhammet Atasever yazdı.

Önce söz vardı. Sonra sözleşme. Culpa in contrahendo borçlar hukukuna ait bir terim, bize dönerken sözleşme öncesi dürüstlük biçimine çevrilmiş. Obligation in negotiation. Biz buna niyet diyelim.

Parçalar: Niyetin halis olması, amelin niyetlerin ateşleme rampasında fırlatmaya hazır olması… Babam, niyetinin ufacık da olsa net olmadığıyla ilgili küçücük bir imaya; doksan derece ile “Benim yüreğim sapasağlam” der. Bir ölçü olarak: yüreksiz niyetler. Culpa in contrahendo’ya giderken ya da ondan gelirken; niyet, yürek kelimelerinin içlerini iyice dolduralım. Yazı bitse de yol bitmez nitekim. (Cemil Meriç, kavram, netleştirme içerir.)

Önce söz vardı. Sonra sözleşme. Sana bir söz veriyorum, sıkı tut. Söz tutmak: Onların ipine sıkıca yapışıp hiç bırakmamak anlamına gelir. Kur’an ve sünnet. Bize iki gibi görünen bir tane ip. Sıkıca tutunuz. Çarpıp çeperlerine vurup kırsın için diğer dolum malzemeleri; tutma, tutum, tutku.

Önce söz vardı. Sonra sözleşme. Culpa in contrahendo’nun tek eksiği tevhid. Şahadet getirse niyet adını alsa… Bu eski Japonlar gibi. Süleymaniye Kürsüsünde Mehmet Akif’in ihtar ettiği. Her şey hazır sıkılmış bir tevhide.
Bu terim bize sözleşme kurulmadan önceki sorumluluğu hatırlatır. Şehadet getirse mesuliyeti ihtar eder. Biz şimdi falan vakfa nakden yardım yapıp, ikindiyi bir ulu camiide cemaatle eda edip, borçlu olmaktan hac vazifesini gerçekleştirmemişiz ya -Afyonlu gibi söylersem gerçekleştiremeyesiymişiz, hah işte, sözleşmeden sonraki tüm rükünleri tastamam.
Her an sözleşme kuruluyor, son selamdan sonra sözleşme sona eriyor. Parmakla sözleşmeler sayılabilir, bir çeteleye çentik atmak marifetiyle tamam edilebilir. İçimiz ferah. Mis. Her şey ayrı, tastamam.

Önce söz vardı. Sonra sözleşme. Neden ısrarla sözleşme? Çünkü sözleşme öncesiz ise laiktir. Niyetle bezeli olmak durumundadır. Camiiden çıktıkta da, bozmamağa çalışılmalıdır. Abdesti bozan şeyler malumumuz; peki, niyeti bozan şeylerin sıralı tam listesinin bir linki bulunur mu?

Sözleşme duvarda mushaf gördükte çarçabuk kurulur. Musallaya boylu boyuna uzanmış bir mermer gördükte kurulur. İçimiz yanınca ta içeriden kurulur. Köşeye sıkışıp, gayrıdan ümit kesilince kurulur. Kısa bir vidyoda kan, çocuk, Amerika görmekle hemen kurulur. Bizi ilk kurulan sözleşmeye irtica etmeğe zorlar, kurulan tüm sözleşmeler. (İltica demek isteyenler hoş karşılanacaktır.)
Ya sözleşme bitince, çentik atılınca kağıda?
Ayeti mushafta görünce öpmek, onu yüksekçe bir çiviye iliştirmek bizi sözleşmenin bittiğine ikna ediyor. Tekrarla: Öncesiz sözleşmeler laiktir. Sokakta her an culpa in contrahendo. Şairin dediği gibi, sözleşme s harfi ile başlar ve bir harf ile bitmez.

Önce söz vardı. Sonra sözleşme. Sözleşme sona ermekle sona ermiş olmaz. Cevap kağıdında sadece çentikler sayılmıyor. Öncesizlik bizi mahveden. Sokaktan öncesi, camiiden öncesi, kürsüden öncesi.

Devamı: http://www.kulturgundemi.com/analiz/culpa-in-contrahendo-haber-36264

Bu haber toplam 217 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim