D. Mehmet Doğan 23 Nisan 2014’te yazdı: Ankara böyle gitmez!

D. Mehmet Doğan 23 Nisan 2014’te yazdı: Ankara böyle gitmez!
D. Mehmet Doğan’ın 23 Nisan 2014 tarihli Akit gazetesinde yayınlanan yazısı:

Mahallî seçimlere bir kaç ay vardı. Ankara Adliyesi’nin önünden geçiyordum. Orta yaşlı bir vatandaş önümü kesti. “Hocam seni alnından öpmeye ahdettim. Melih Gökçek hakkında bir tek sen yazabiliyorsun!”

Biz yazıyorduk, fakat böyle yazılar ancak Akit’te yayınlanabilirdi! Seçim döneminde Ankara seçimleri ile ilgili yazmam, ülkenin içinde bulunduğu şartlardan ötürü mümkün değildi. Zaten seçim Ankara’da Melih Gökçek’in değil, Başbakan’ın seçimine dönüşmüştü. Seçim bitti, hatta üzerinden neredeyse bir ay geçti. Ankara’da belediye hizmetleri konusunu yazmanın zamanı geldi. 

Ankara Türkiye’nin başkenti. Ankara’daki güzel bir örnek, bütün ülkeye yayılır. Tabii güzel örnek olursa!

Türkiye’de belediyecilik son 25 yılda büyük hamleler yaptı. Bazı belediyeler bu hamlelerden sonra bir yol ayrımına geldiler. Hâlâ yol, su, kanalizasyon belediyeciliği ile mi yetinilecek, şehir ahalisinin hayat kalitesini artıracak, bedenden öte gelişimini sağlayacak alanlara mı yönelinecek? 

Altyapı meselelerini büyük ölçüde halleden belediyeler, sosyal belediyeciliğe geçmeye başladılar. Son adım, kültürel-insanî belediyecilik. 

Belediyeler şehrin maddesiyle yeterince meşgul oldu, şimdi sıra insanda, yani şehrin ruhunda. Maddedeki gelişme ruhta da sağlanmazsa, yozlaşma, bozulma kaçınılmazdır. Nitekim bu bozulma hissedilir hale geldi. 

Ankara Büyükşehir altyapıda başarısını gösterdi. (Elbette metro hatlarında hezimetini unutmadan bunu söylüyoruz.) Sosyal belediyeciliğe yöneldi, futbol için çok enerji sarfetti. Kültürel belediyecilik ise, Melih Gökçek’in kitabında yazmıyor!  

“Kitab”ı mecazen söylemiyoruz. Son seçim için yayınladığı kitapta, her şey var, bir tek kültür yok! Şimdi “olur mu efendim, Sosyal ve Kültürel Hizmetler bölümüne bakın!” diyenler çıkacaktır. 

Gelin beraber bakalım: Gıda ve temizlik yardımı, yakacak yardımı, ekmek yardımı, yemek çadırları, çorba dağıtımı, giysi yardımları, şefkat evleri, kadın sığınma evleri, toplu sünnet, toplu nikâh, simit camekânları, BELMEK-BELTEK kursları vs. vs.  

Ha bir de “Başkent Tiyatrosu” var! Kitapta, 3 milyon 66 kişiyi sanatla buluşturduğu kaydediliyor! Ankara’nın merkez nüfusu 4 milyon civarında. Demek ki, her dört Ankaralıdan üçü bu tiyatronun seyircisi olmuş! Ben dahil, çevremde bulunan kültürle, edebiyatla, sanatla haşır neşir yüzden fazla kişiye sordum, bir tanesi bile bu “sanatla buluşanlar” arasında yer alamamış. Demek ki, biz Ankara’nın şanssız dörtte biri içinde yer alıyoruz!

Şunu merak etmeden geçemiyoruz: Ankara’da belediyenin tiyatro gösterimine uygun kaç salonu var? Bildiğimiz kadarıyla, son yıllara kadar yoktu. Şimdi Gençlik Parkı’nda iki salon var ve bunlardan birisi tiyatro için elverişli. Bu salon her gün dolu olsa, yine bu rakamın eteğine ulaşılmaz. Ama rakamlara yalan söyletmek, yaygın bir alışkanlıktır!

Geçmişi bir tarafa bırakalım, bugünü ve yarını konuşalım. Ankara Büyükşehir belediye başkanı bundan sonra ne yapabilir? 

Seçim projelerinden biri “Ankara Boğaziçi” idi. Bu seçmen tarafından ciddiye alınmadı! İkincisi şehirden Hava Limanı’na metro projesi. Hatta bunun animasyonu bile yapılmıştı. Tabii başkanın daha önceki metro başarısızlıklarına bakarak şunu söyleyebiliriz: Projesi olmayan bu muhayyel hat, velev ki hayata geçirilmeye kalkışılsa, çözümü belli: Ulaştırma Bakanlığı üstlenir, gelecek seçime kadar bitirir! Öyleyse kazmayı vuralım!

Peki, Ulaştırma Bakanlığı’nın ülkenin demiryolları yerine habire Ankara’nın metro hatlarını yapması reva mı? Belki Ulaştırma Bakanlığı Ankara metrolarını tamamlamak için harcadığı parayı, enerjiyi, hızlı trene harcasa idi, Sivas hattı bitmiş olurdu!

Melih Başkan bundan sonraki belediyecilik alanını belirledi: Daha önce sporda başarısız olduktan sonra, sirk ve eğlence alanına, lunaparkçılığa yöneldi. Bu yöneliş, fikirsiz, zikirsiz, idealsiz insanların işidir. Fikri, zikri, ideali olan, ağaç yetiştirmek kadar insan yetiştirmenin önemini kavrar! Gökçek milyonlarca ağaç dikmekle öğünüyor. İnsan yetiştirmek için bugüne kadar ne yaptı. Belediye hizmetlerini ayaktan, gövdeden yukarıya, kafalara kadar çıkarabildi mi?

Önce şuna tartışalım: Belediyelerde sirkler, eğlence işleri hizmetten sayılabilir mi?

Ancak totaliter devletlerin sirk ve eğlence sektörü olur! Sovyetler Birliği böyle idi. Nitekim Gökçek’in sirki de Moskova sirki! Şimdi sirk için, eğlence alanları için Ankara’nın göbeğinde Atatürk Orman Çiftliği arazisi hallaç pamuğu gibi atılıyor. Çok sayıda sirk gösteri alanları, diğer eğlence işlerine ait mekânlar kuruluyor, dev cihazlar monte ediliyor. 

Bu eğlence merkezinin adı da Anka-Park. Peki Ankapark’ın girişinde ne var? Mevlâna türbesinin yeşil kubbesi!

Bu kadarına da pes!

Sonuç: Ankara Büyükşehir, Başbakanın ve hükümetin boynunda yüktür!

İki not: Neden basın, yazarlar Melih Gökçek’le ilgili suskundur? Gökçek, bu konuda çok başarılı! Basın mensuplarının memnuniyeti bir şekilde sağlanıyor. Bizim gibi itiraz edenler için de yöntemleri vardır elbette!  Şahsen hiç bir beklentimiz yok, her şeyi göze alarak yazmaya devam edeceğiz. 

İkinci not: Melik Gökçek, Yalova seçimlerinin iptali üzerine bir açıklama yaptı. “Yalova’ya kamp kuracağım!” Bizce isabet olur. Çünkü Melih Gökçek’in Ankara’da yapacağı bir iş kalmamıştır. Kendini böyle işlere adaması en doğrusu.

 

 

Bu haber toplam 677 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim