• İstanbul 30 °C
  • Ankara 29 °C

D. Mehmet Doğan: ABD ile Savaş kapıda mı?

D. Mehmet Doğan: ABD ile Savaş kapıda mı?
Türkiye ile ABD’nin ilişkilerini “kâğıt üzerinde müttefik” olarak niteleyebiliriz. ABD’nin Türkiye ile ittifak için daha önce “komünizm tehlikesi” vardı, şimdi yok!

Şimdi ABD’nin Türkiye’ye müttefiklik için gerekçesi sadece İsrail olabilir. ABD ancak İsrail’le ittifak içinde olanlara, iyi ilişkileri her şeye rağmen yürütenlere müttefik gözüyle bakabilir.

Türkiye İsrail’e “bi dakka!” dedikten sonra ABD ile ilişkilerimizin kimyası bozulmaya başladı.

Amerika en sonunda papazı buldu! Türkiye ile ilişkilerin bozulması için böyle bir sanal sebebe ihtiyacı vardı. ABD, Hıristiyan dünyaya papaz üzerinden, Türkiye’nin farklı dinlere, bu arada hırıstiyanlara hürriyet tanımadığı mesajı veriyor. Tam mânasıyla haçlı mesajı…Ve ABD’nin İslâm dünyasına karşı yürüttüğü faaliyet yeni nesil bir haçlı seferi.

Sovyet bloğunun çöküşünden sonra dünya sisteminin yeniden tesisi neredeyse çeyrek asırlık mesele…

Yeni sistemin oluşması, gerçek dengelerin teşekkülü zaman alıyor. ABD her zaman istediği sonuca ulaşamıyor. ABD siyasetinin temel kriterleri bilinirse, bu belirsizliklerin bile uzun vadeli bir sonuca hizmet ettiği düşünülebilir. ABD’nin yeni dünya düzeninde İslâm dünyasının kontrolü, tahdidi, bastırılması önemli yer tutuyor. İslâm dünyasının merkezî toprakları üzerindeki ülkeler ya savaş içinde ya da ABD’nin siyasetine ram olmuş durumda. İki önemli ülke Mısır ve Suudi Arabistan ABD’nin âlet ülkeleri. Bunları istediği zaman, istediği şekilde devreye sokuyor. İsrail merkezli bir Ortadoğu planını bunlar eliyle gerçekleştiriyor.

Eğer Suudiler ve Mısır onay vermese idi ABD Kudüs’ü başkent olarak tanıyamaz ve elçiliğini oraya taşıyamazdı. 

Bir önceki başkan Obama döneminde İslâm dünyasında Şiilik üzerinden bir eksen oluşturulmaya çalışıldı. İran’ın bölgedeki ağırlığı desteklendi. İran Irak’da güçlü bir aktör haline geldi. Hatta Suriye iç savaşına İran’ın dahil edilmesine, en azından göz yumuldu. Şimdiki başkan bu siyaseti terk ederek İran’a karşı öncelikle ekonomik bir harekatı başlattı. Bunun başka unsurlar kullanılarak sürdürülme ihtimali de yok değil. ABD’nin İran’ı etkisizleştirerek hem Afganistan’da, hem Pakistan’da daha güçlü olacağı düşünülebilir. Ayrıca Suudlara ortak bir harekatla bir zafer de hediye edilebilir!

Biz yine de esas hedefin Türkiye olduğu görüşünü muhafaza ediyoruz. İran İslâm dünyasının bütünü için gerçek bir sürükleyici güç olamaz Mamafih bir süre, İran inkılabı sonrası böyle bir hava oluştu. Fakat şimdi bu hava dağılmış durumda.

Türkiye, her şeye rağmen İran’la ilişkilerini ABD’nin talepleri doğrultusunda yürütmeye yanaşmıyor. Bunu nükleer programında ciddi bir fedakârlığı göze alarak açıkça ortaya koydu. Şimdi de ABD’nin ambargosuna uymayacağını çeşitli şekillerde ifade ediyor. Türkiye-İran iktisadi ilişkileri küçümsenmeyecek bir seviyede. Türkiye İran’dan petrol ithal ediyor, bu sebeple İran ihracatta Türkiye’den önde.

Amerika’nın İran’a uygulamaya başladığı ambargonun ne ölçüde yaygınlaşacağı, diğer ülkelerin buna ne ölçüde uyacağı henüz belli değil. Yalnız şu açık, Türkiye böyle bir ambargoya boyun eğerse, ciddi bir ekonomik kayba uğrayacak.

ABD Türkiye’ye sözünü mutlaka dinletmek istiyor. Safını seçmesini istiyor. “İran’ı bırak, bana dön” diyor.

Bunu her şekilde söyledi, şimdi papaz meselesi üzerinden daha net şekilde söylüyor.

Türkiye papazı serbest bıraksa, ilişkiler düzelir mi?

Eğer İranla iktisadi ilişkilerimizi bu seviyede sürerse, asla!

Türkiye’nin bu derece sıkıştırılmışlığı eğer bundan on beş, yirmi yıl önce olsa idi, kısa sürede bir sonuç verebilirdi. Fakat Türkiye sistemini yakın bir savaş ihtimaline karşı yeniden oluşturdu. Karar mekanizmaları arasındaki uyumsuzlukları ortadan kaldıran bir yapı tesis edildi.

Dünya harb kokuyor! Silahlanma harcamaları tavan yapıyor. Zaten bölge harpleri devam ediyor. Türkiye bu bölge savaşlarından birinin açık tarafı durumunda. Daha ötesi için şimdilik bir şey söylemek mümkün değil. Fakat daha yaygın bir savaş için sahnenin tanzim edildiğinden şüphe yok!

 

Türkçe yoksulluğu…

Tramp’ın papaz krizine çifte su verdiği çelik ve aleminyum ithaline vergi yükseltme kararını, hem yöneticilerimiz hem basınımız “yasal değil” açıklaması ile karşıladı. Yasal değilse, kanun çıkarılır, yasallaştırılır! Bu konularda bir “yasa” da olmayabilir, çünkü şart değildir. Tramp’ın yaptığı “yasal” olsa bile, “meşru” değildir! Yani hukuka, adalete ve hakka uygun değildir!

Hadi bu zevat Türkçe bilmiyor. İingilizce bilseler bari! İngilizcede de iki kavramın farklı karşılıkları var. Bildikleri halde iki kavramı teke indirip “yasal” değille idare ediyorlarsa, bu da Türkçeye haksızlık!

Bu haber toplam 639 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim