• İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

D. Mehmet Doğan: Anadolu’dan önce Kudüs…

D. Mehmet Doğan: Anadolu’dan önce Kudüs…
Son yıllarda Türkiye’de hamaset muhtevalı bir Kudüs edebiyatı köpürtüldü. Kudüs bizim için yeni bir keşif olamaz.

Tarihimizin Kudüsü’nü bilmeden, İslâm tarihinde Türklerin rolünü dikkate almadan işi hamasete boğmanın, edebiyata bulamanın anlamı yok. Hayalî değil, gerçek Kudüs üzerinden konuşmamız gerekiyor. Bu tarih yok sayılarak, görmezden gelinerek yapılamaz.

Eğer Roman Diyojen yolunu kesmese idi, belki de Alp Arslan’ın asıl hedefi Kudüs’tü…

Malazgirt zaferinden bir yıl önce Uvak oğlu Atsız Kudüs’ü Fatımilerden aldı... Yani Selçuklular Anadolu’dan önce Kudüs’ü aldılar. İslâm dünyasının o zamana göre âcil bir meselesi yüzünden. Mısır Şii Fatimileri sünnî Abbasi hilafeti için tehlike teşkil ediyordu. Selçuklular da bunu bertaraf etmek istiyordu.

10 yıl önce Tuğrul Bey Abbasi hilafetini yok etmek üzere olan Büveyhileri mağlub ederek Bağdat’a girmişti. Halife Kaim Biemrillah Tuğrul beyi “dünya sultanı” olarak ilân etti. Bu İslâm tarihinde bir dönüm noktası...

İslâm dünyası 20. yüzyıla kadar Türk hanedanlı devletlerle gerçek anlamda bir barış dönemi yaşadı. Hindistan, Türkistan, İran, Türkiye, Mısır, Mağrib...İslâmın bereketli hilâli…Bu ülkelerdeki Türk hanedanlı devletler yönettikleri ülkelerin halklarını barış içinde bir arada yaşattılar.

Malazgirt zaferinden sonra Selçuklu süvarileri beş yıl içinde İstanbul’un burnunun dibine kadar gelmişti: Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti İznik oldu. Bu gelişme Avrupa’nın haçlı seferlerine bahane teşkil etti. Hedef Kudüs gibi görünmekle beraber, esas yapılmak istenen bir hıristiyan yurdu olarak kabul edilen ve o zamana kadar müslümanlar tarafından fethedilemeyen Anadolu’yu kurtarmaktı.

Haçlılar Anadolu’yu kurtaramadılar, Selçuklu ordusundan kurtulan kılıç artıkları Kudüs’e ulaştı. Kudüs’te 90 yıllık bir haçlı işgali var. Bu işgali ortadan kaldırmak yerleşik halkın, hadi diyelim Arapların meselesi olmadı. Mahmud Zengi, bölgedeki Selçuklu atabeyi, bunu büyük bir ülkü olarak benimsedi. Bunun hem maddî hem de manevî altyapısını oluşturmaya azmetti. Onun fetih halinde Mescid-i Aksa’ya konulacak minberi hazırlattırması yüzyıllar süren bir sembolizm oluşturdu.

Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran Selahaddin’i o yetiştirdi. 

Selahaddin Kudüs’ü kurtardı, fakat halefleri olan Eyyübî hükümdarlarından bu mukaddes beldeyi Haçlılara kiralayanlar çıktı! Eyyübileri yıkarak Mısır’a hâkim olan Türk memlûkler Kudüs ayağa kaldırdı.

Kudüs’ün güvenliğini tehdit eden bölgedeki haçlı kontluklarını haritadan silen de büyük Memluk sultanı Baybars’tır. Selahaddin’le birlikte Baybars’ın adı mutlaka anılmalıdır. Mescid-i Aksa’da Memlûk eli hâlâ en görünür olandır. Hem büyük yapıları ayakta tuttular hem de Harîmi yeni eserlerle bezediler.

Yavuz Sultan Selim, doğuda yeni bir güç olarak beliren Şah İsmail’i Çaldıran’da mağlub ettikten sonra güneye yöneldi ve Mercidabık zaferini kazandı. Zamanının en muktediri olan Memlûk devletinin sonu böylece göründü. Müslümanları bir bayrak altında toplamak isteyen Yavuz Haleb’i, Şam’ı aldı. Mısır’a doğru yürürken, 29 Aralık 1516’da az sayıda maiyeti ile, ki içlerinde Bitlisli İdris de vardı, Kudüs’e uğradı. Mescid-i Aksa’da namaz kıldı ve geçilmesi imkânsız görünen çölde yoluna devam etti.

Oğlu Kanun’î Süleyman, Kudüs’ü âdeta ihya etti. Ve Kudüs Osmanlılar için her zaman önemli bir belde olarak kaldı. Bu dönemde yapılan vakıflar hâlâ hizmet vermeye devam ediyor.

Bir asır önce, Osmanlılar Kudüs’ü İngilizlere karşı savunmak için neden yeterince direnç göstermediler? Kudüs’ün savunması orada yerleşik halkın desteği olmadan mümkün olamazdı. Yahudi devleti ortaya çıktıktan sonra yeniden canlandırılan ve büyük şöhret kazanan El-Fetih teşkilatı Osmanlıları Filistin’den çıkarmak için kurulmuştu. 

Halkın zihni Hüseyin’in kara propagandası ile karıştırılmıştır. Kötü örnek örnek değildir, fakat bilinmesinde fayda vardır: Türk ordusunda görevli üç yaralı Arap subayı Kızılhaç hastanesine getirilir, bunlardan biri “şimdi yaşasın İngiltere diye bağırabilir miyim” der. Hastanede çok sayıda yaralı Türk’ün olduğu bu yüzden dikkatli olması gerektiği hatırlatılınca, bunu önemsemediğini belirterek “Yaşasın İngiltere!” diye bağırır.

Kudüs’te Yahudi yerleşimi Osmanlıya isyan eden Hüseyin’in tasvibi ile mümkün oldu. Yahudî devletinin oluşumunda da Hüseyin’in oğlu Abdullah’ın (Ürdün emiri) tasvibi dikkatten uzak tutulmamalı.

Osmanlı ordusu “Medine Müdafaası”nı kime karşı yaptı?

Kudüs’ü savunsaydık, son tahlilde kime karşı savunacaktık?

kubbetüssahra-k.özer,-m.-biyikli.jpgsütunlar.jpg

Bu haber toplam 865 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim