• İstanbul 18 °C
  • Ankara 17 °C

D. Mehmet Doğan: Diyarbekir küçeleri…

D. Mehmet Doğan: Diyarbekir küçeleri…
Diyarbekir küçeleri/Yâr doldur şişeleri (yahud da Yâr kaldır peçeleri…)

Celâl Güzelses’in türkülerinden biri olarak aklımda kalmış, onun okudukları arasında bulamadım, meğer daha sonra derlenmiş. Bir halay havası, ritmi de ona göre…Nakaratça zengin bir türkü:

Uy amman uy amman yâr yaman le le cane/ Uy amman yâr yamman le le cane…

Türkünün bir kıt’ası var ki yakıcı:

Diyarbekir sarayım/Seni kimden sorayım/Yüzüne hasret kaldım/Gel cemâlin göreyim

Diyarbakır anneleri Diyarbekir küçelerinde…

“Küçe” yol, sokak demek. Farsçadan geçmiş olmalı. Azerbaycan’da yaygın olarak kullanılıyor. Bizde sokakla ilgili deyimler, orada küçe üzerinden söyleniyor: Küçe kadını, küçe uşağı (çocuğu). Küçe küçe. O küçe senin, bu küçe benim…vs.

Diyarbekir anaları sevgili çocuklarını kimden soracağını biliyor. Çünkü bu şehirde yaşıyorlar, neyin ne olduğunu biliyorlar ve işleyişin farkındalar.

Çocukların dağa götürülmesi sürecinin ilk halkası malûm “parti”. Eğer belediyedeki hâkimiyetlerini tekrar kurabilselerdi, belediye teşkilatı da bu işe hizmet ediyor olacaktı.

Diyarbekir annelerinin bildiğini cümle âlem biliyor, Mısır’daki sağır sultan işitiyor. Fakat bazıları bilmezden, görmezden geliyor.

Efendim, bu annelerin gideceği yer polismiş, jandarma imiş, devletmiş!

Elbette bu polisiye bir vak’adır, devleti ilgilendirir. Bir noktadan sonra onlar devreye girer. İşte o nokta, konunun alenileşmesidir, şikâyetin ayyuka çıkmasıdır. 

Mezkür parti gerçekten bir siyasi parti mi?

Bir yan kuruluş mu, yoksa bir uzantı mı?

Görevden alınan belediye başkanı konuşuyor: “Bu provakasyondur!”

Diyelim ki provokasyon! Bu hangi gerçeği değiştirir? Çocukların terör örgütü elemanı olmak üzere dağa çıkarıldığını mı? Bu işlerin organizasyonunda partinin rolünün olmasını mı? 

En çok hayretimi celbeden parti başkanı hanımın beyanı oldu.

Delilleri çok kuvvetli!

İkna olmamak mümkün değil.

Kendisi daha önce içişleri bakanlığı yapmış. Yani bu işlerin ustası!

Siz içişleri bakanı iken dağa çıkarılan çocuklarla ilgili ne yaptınız? Sizin kapınıza birileri dayansa idi ne yapacaktın?

Tuzu kuru bir siyasî parti başkanı olarak değil de annelerin acısını yürekten duyan bir anne olarak konuşmayı becerebilse idi keşke. Tek çocuklu bir anne olarak kader seni Diyarbakır’da yaşatsa idi…Ve o tek çocuğun dağa kaldırılsa idi…

Seni nerede görürdük?

Sabık içişleri bakanına sorumuz şu: Bir siyasi partinin il merkezine polisin, jandarmanın hangi vesile ile olursa olsun girmesi nasıl bir resim verir?

Annelerin tepkisi devletin alacağı tedbirler için de bir mesned olacaktır. Annelerinin haklı tepkisinin Türkiye’de siyasetin dönüşümünde bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyorum.

Bu anneler şunu da diyorlar aslında: “Parti iseniz, parti olun. İsminizle cisminiz bir olsun. Parti görünümlü terör destekçiliği yapmayın!”

Bazı Diyarbekir anneleri böylece çocuklarına kavuşacak belki. Bazıları kavuşamayacak, bunun da farkındalar. Kavuşamayanlar da memleketin geleceği için güçlü bir talep ortaya koyuyorlar. Bu yüzden her türlü desteği hak ediyorlar.

12.09.2019-Karar

Bu haber toplam 239 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim