D. Mehmet Doğan: Edebiyata davet!

D. Mehmet Doğan: Edebiyata davet!
“Sanat, edebiyat ne içindir” tartışmalarının sonu gelmez. Edebiyatı edebiyat için yapanlar da esasen toplum için yapıyorlar, öyle olmasa yayın yoluyla halka açmazlardı.

Edebiyatı toplum için yapanlar eğer tezlerinin esiri olmamışlarsa, yaptıklarını sanat eserine dönüştürüyorlar. Buradan edebiyatı edebiyat için yapanların ille de büyük edebi eserler ortaya koydukları anlamı çıkarılamaz.

Edebiyat, düşünce, duygu ve hayâllerin yazı veya sözle, dil vasıtasıyla güzel şekilde ifade edilmesi sanatıdır. “Edebiyat, hayatın havasında ve sinirlerin ağlarındadır” diyor Ahmet Haşim.

Siyasetin çok fazla ön planda olduğu edebiyatın da geri planda kaldığı bir dönemdeyiz. Edebiyatın siyasete ihtiyacı var mıdır? Yoktur denemez. Ya siyasetin edebiyata ihtiyacı? Edebiyat ideolojik siyasetin vaz geçilmezlerindendir. Sovyet Devriminin lideri Lenin bunu en açık şekilde ortaya koymuştur: "Edebiyat, parti edebiyatı olmalıdır. Kahrolsun partizan olmayan yazar! Kahrolsun edebiyatın üstün adamı! Edebiyat, proletaryanın genel davranışının bir parçası olmalıdır."

Rus edebiyatının 19. Yüzyıldaki gücünü 20. Yüzyılda sürdürememesinin sebebi bu ideolojik yaklaşımda aranabilir. Rejimin görüşlerini yansıtmak, başarılarını yazıya aktarmak, kitleleri rejimin mükemmelliğine inandırmak, toplumu edebiyat yoluyla dönüştürmek. Bunu yapan binlerce yazardan bugüne ne kalmış olabilir? İyi kötü ismi devam edenler, bu çizginin dışına çıkabilenlerdir.

Edebiyat insan zihninin ürünüdür. Netice olarak insanı, çevresiyle ilişkilerini ve buna bağlı meseleleri anlatmak zorundadır. Bir metni edebiyat eseri yapan, ele aldığı şeyden çok, o şeyi ne ölçüde sanat eserine dönüştürdüğüdür. Esas olan, kalitedir, ne söylediği kalitesiyle değer kazanır. Kalitesiz bir eser, ne söylese boştur. 20. yüzyıl edebiyatımızın büyük şair ve yazarları çoğunlukla, siyaset değilse de fikirle iç içe olmuşlardır.

İdeolojisi için yaşayan bir hayli yazarlarımız geldi geçti. Bunlardan kalan, onların ideolojik vurguları değil, edebiyata dönüştürdükleri kabiliyetleridir. Bu arada, doğrudan siyasetle, fikirle ilişkilendirilemeyecek yazarlarımız da fikirsiz, görüşsüz, hatta siyasetsiz sayılmaz.

Düşüncenin sıkı takibat altında olduğu sistemlerde, fikir ürünlerinin hukuki ve cezai sonuçlarından kaçmak için iş edebiyata dökülür. Türkiye’de böyle çok sayıda roman yayınlanmıştır. Buradaki sıkıntı şudur: Ortaya konulan eserin gerçekliğini sorgulamak mümkün değildir. Çünkü üzerinde “roman” yazmaktadır. Roman birebir doğruları yansıtıyor olsa da bir kurmaca eseri olarak gerçeklik hissini zedeler. Belki de yazanın amacı budur.

Edebiyatın kendiliğinden siyasi bir fiil olduğunu söyleyebiliriz. Siyasetin edebiyat üretme niyetine karşılık, edebiyatın siyaset üretmesi durumuyla da karşı karşıya kalabiliriz. Siyaset planındaki değişiklikler, rejim değişiklikleri, darbeler, elbette sanatı edebiyatı etkiler. Birtakım sınırlamalar, baskılar olabilir. Türkiye bunu yaşamıştır. Cumhuriyetin tek parti döneminde yazı alanı ciddi baskılara maruz kalmıştır. Buna rağmen, edebiyatçılarımız yazmaya, ürünlerin vermeye devam etmişlerdir.

Darbe dönemlerinde darbe karşıtı bir edebiyat ortaya çıkar, Türkiye’de de böyle olmuştur. Fakat siyaset yoluyla sonuca ulaşamayan kesimler daha fazla edebiyata sarılırlar diyebiliriz. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: 27 Mayıs darbesi ile ilgili çok zengin bir edebiyat yoktur. Fakat 12 Eylülden sonra çok zengin bir edebiyat ortaya çıkmıştır.

Siyaset için edebiyatın makullük zemini yoktur. Çünkü sanatı zedeleyen bir durum söz konusudur. Ama fikri, zikri, düşüncesi, görüşü, inancı olan bir insanın ortaya koyduğu eser az veya çok siyasettir. Şablonlar, kalıplar üzerinden yapılmayan düşünce arkaplanı olan edebiyat önemlidir ve büyük edebiyat eserleri bu nitelikleri taşır.

Bu sayımızda TYB Akademi dergisi kendisine dosya konusu olarak “Yaşayan Edebiyat”ı seçti. Bu sayının editörlüğünü üstlenen Mehmet Kurtoğlu’na, yazılarıyla dergimize katkı sunan isimlere ve dergimize yayımlanmak üzere gönderilen yazılara hakemlik yapan hocalarımıza teşekkür ediyorum.

TYB Akademi 26 / Yaşayan Edebiyat / Mayıs 2019

Bu haber toplam 387 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim