D. Mehmet Doğan: Müjde: Ankara’ya Cumhuriyet tarihinin en görkemli inanç merkezi yapılıyor!

D. Mehmet Doğan: Müjde: Ankara’ya Cumhuriyet tarihinin en görkemli inanç merkezi yapılıyor!
Arada bir sevindirici haberler de almak lâzım! Birçok Ankaralı, Belediyenin yayınladığı haftalık bültende (29 Ağustos) müthiş sevindirici bir haber aldı. Tabii sevincinden ne yapacağını bilemedi!

 

Belediyenin kendisine dünyanın en pahalı suyunu sattığı gerçeğini unutur gibi oldu. Belediye yönetimi etrafında yaygınlaşan yolsuzluk, usülsüzlük, irtikap, vurgun haberleri zihninden uçup gitti.

Sevinilmeyecek gibi değildi, “Büyükşehir’in Esenboğa yolunda yapımını sürdürdüğü Kuzey Ankara Külliyesi şimdiden göz kamaştırıyordu.” “Cumhuriyet tarihinin en görkemli inanç merkezi Ankara’ya kazandırılıyor”du...

Tabii resimlerle desteklenen haber heyecanı kat kat artırıyordu.

Elbette en fazla sevinen biz olmalıyız, çünkü kökten Ankaralıyız! Ankara’ya kazandırılan her eser bizi ziyadesiyle sevindirir.

Fakat bu işte bir sakatlık var! Kuzey Ankara Külliyesi’nin “inanç merkezi” olarak tanımlanması doğru mudur?

Esasında yapılan abartılı büyük bir camidir. Her ne kadar “külliye” denilmekte ise de, mesela klasik külliyelerde bulunan mektep, medrese, imaret (aş evi), kütüphane, hamam, şifahane, kervansaray, sebil vs. yok. (Onların yerine neler var? Oraya geleceğiz.)

Cami ibadethanedir, “inanç merkezi” değildir. “İnanç merkezi” iki şekilde tarif edilebilir. Birincisi ülkenin hâkim dini dışında inanç sahiplerinin oluşturduğu merkezler olabilir. Diğer bir tarif ise ibadethane dışında insanların ziyaret ettikleri, dua edip manevi bir heyecan hissettikleri yerlerdir inanç merkezleri...

Bu mânada Eyüp Sultan bir inanç merkezidir, fakat Süleymaniye Camii, Muhteşem Süleyman tarafından yaptırılmış olmasına rağmen, değil!

Sözü edilen külliye asla bir inanç merkezi olamaz, bir ibadet mekânı etrafından bazı ticarî alanlar oluşturulmuş bir mimari manzumedir. Burada cami bir rant merkezinin vesilesidir!

Ankara’da inanç merkezleri var mıdır? Elbette Ankara’nın geçmişte, bugün ve yarın değişmeyecek en mühim inanç merkezi Hacı Bayram Veli camii ve türbesidir. Eskiden burası bir külliye idi, yani tekke, derviş mekânları, medrese ve imareti olan bir yapılar topluluğu. (Tabii müzmin başkan buraya da rant bulaştırdı. Lüks lokantalar, dükkânlar, anlayacağınız bir “veli” adı verilmiş ticaret merkezi!)

Kuzey Ankara’daki ihtişama boğulmuş yapıyı “inanç merkezi” yapmak için Hacı Bayram Veli Camii ve türbesini buraya taşımak lâzımdır!

Bültenin haberini dikkatle okuyalım. Yapılan iş bakın nasıl tarif ediliyor: “4 Minareli dev cami, kongre merkezi, kütüphane, satış yerleri, restoranlar, ofisler.” Buraya “kütüphane” ibaresinin yanlışlıkla girdiğini tahmin ederek, Kuzey Ankara Külliyesi’nin esasen bir “rant merkezi” olarak tasarlandığını söyleyebilriz.

Cami “ihtişamlı, muhteşem, göz kamaştırıcı, görkemli” sıfatlarıyla tanıtılıyor.  

Bunlar bir camiin sıfatları olamaz. Esas olan Allah rızasıdır. İhtişam için, göz kamaştırmak için cami yapılmaz. Ama kilise yapılır! Çünkü bu ihtişam onlarda güya Tanrı’nın büyüklüğünü gösterir!

İslâm mimarisinde böyle bir yaklaşım yoktur. Cami bir ibadet mekânıdır, Allahın büyüklüğü ile yapıların büyüklüğü arasında ilinti kurmak kıyas-ı bâtıldır!

“Büyük de kaç kişi aynı anda ibadet edebilir?” sorusunun cevabı haberde var: Kapalı alanda 5.700 olmak üzere 15 bin. Böyle bir iddia ile yapılamamış olan ve 1987’de açılan Kocatepe Camii de bu zaten kadar cemaat alıyor! Peki şehrin göbeğindeki bu camii bu kadar cemaatle kaç kere buluşmuş? Olsa olsa bazı bayram namazlarında! Bazı cumalar yolumuz düşüyor, bu Ankara’nın en kalabalık yerinde camiin kapalı mekânının yarısının bile dolmadığı müşahade ediliyor.

Ya Kuzey Ankara muhteşem camiinin cemaati?

Taşıma cemaatle cami olmaz! Cami yapmak kolay, cemaat yapmak müşkil!

Bu camiin sabah namazı boş, çünkü en yakın yapılar birkaç kilometre uzakta ve bina ulaşılamıyacak yükseklikte ve sarplıkta. Diğer zamanlar? Cami bir saf cemaat bulduğu zaman cemaate kavuşmuş sayılabilir. (Eh memlekette bir kaç saf müslüman kaldı!)

Dönelimi mevzuya... Bir mimari eserden söz ediliyor, fakat mimarın adı geçmiyor. “Süleymaniye camii, Mihrimah Sultan camii, 2. Bayezid camii ve Nuruosmaniye gibi çok önemli Osmanlı eserlerinden esenlenerek oluşturulan...” Neden bu camilerin adı sayılıyor? Çünkü bu camilerin ya hiç yan kubbesi yoktur, yahut da iki yan kubbelidir. Ana kubbeyi kemerler taşır. Bu eklektik, mimarı meçhul camide dört yan kubbe olduğu gibi, onların altında kemerli bölümler vardır! Bir mimarlık garabeti!

Gelelim işin özüne: Ne yaptığın değil, neden yaptığın önemli. Bu cami gerçekten müslümanların ibadet ihtiyacı için yapılıyorsa, cemaatin ulaşabileceği bir yerde inşaa edilmelidir. Büyüklük, ihtişam, görkem esas değildir, kolayca ulaşıp ibadet edebilmek önemlidir.

Bu camiin yapılış sebebi gösteriştir, iddiadır. Gösterişle, iddia dinle asla bağdaşmayan şeylerdir. “Ben Ankara’ya en büyük, en ihtişamlı camii yaptım! Ben en dindarım! Cennette en mükellef yer benim!”

Bununla Allahın rızasını değil, bazı saf müslümanların reyini kazanabilirsin!

Eğer müzmin başkan bu camii 28 Şubat döneminde yapmaya cesaret etse idi, onu alnından öperdik. Fakat biliyoruz ki, Hacı Bayram semtindeki iftar çadırlarına “Yemek çadırı” yazdıran o dur! TYB Vakfının logosunda “nun” harfini görür görmez, bir haftalık ilan edilmiş, afişleri basılıp dağıtılmış Mehmed Âkif faaliyetini iptal eden o dur!

Bir yazar vakfının logosunda “Nun vel kalem”e işaret olamaz mı?

Son nokta: Malûm müzmin başkan “inanç merkezi”ne harcananın en az on katını yatırarak bir “eğlence merkezi” yaptırıyor. Fakat girişine Anadolu’nun belli başlı dini sembollerinin “replikaları”nı yerleştiriyor. Bir eğlence merkezine camiler, türbelerin içinden geçerek giriliyor. Eğer bu normalse, şimdi Kuzey Ankara İnanç merkezinin girişine de dinozorlar, sirk çadırları vs. yerleştirsin!

 

Bu haber toplam 4071 defa okunmuştur
  • Yorumlar 15
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim