D. Mehmet Doğan: Sırıtık Sırrı’nın zekâtı!

D. Mehmet Doğan: Sırıtık Sırrı’nın zekâtı!
Bazı kavramlar var ki, dine bigâne olanlar, hatta din düşmanları tarafından bile kullanılır. “Zekâtını vermek” gibi...Burada temel bir ibadetin özü sözkonusu değildir, bir varlığın fazlalığını anlatmak istenmektedir.

Geçenlerde TBMM’de bir tartışmaya şahid olduk. Oyuncu olarak iştihar etmiş ve her nasılsa milletvekili olarak Meclis’e girmiş birisi cesaret bahsi açılınca kürsüden ağzından köpükler saçarak “benim (bizim diyor ama böyle okumak lâzım) cesaretimizin zekâtı seni Aslan Yürekli Rişar yapar yapar!” diyor...

Bir milletvekili değilse de bir “artiz”e yakışır ifade, üslup ve bayağılıkta sözler...

Koca Meclis’i orta oyunu sahnesi yapmaya kâfi!

Kürsü şehveti ile söylenmiş sözlerin ardında durmak ne ölçüde mümkündür?

Sırrı Süreyya’nın din kültürünü ölçmek niyetinde değiliz. Ölçüye gelir nisbette mi bilmiyoruz; zaten konu dinî değil. Yine de bir varlıktan zekât vermek için “nisab”, yani yeterli sayıya, miktara ulaşmak gerektiğinin bilinmesi gerekir.

Şöyle basitleştirelim: 39 Koyununuz varsa, zekât vermeniz gerekmez. 40 tane ise birini zekat  olarak verirsiniz.

Burada asıl mesele Sırrı’nın cesaretinin nisab miktarına ulaşıp ulaşmadığıdır.

Cesaret senin kuyruğunu tutana “höt” diyebilmendir. Halbuki her konuşmanda onlara hulûs çakmakla meşgulsün. Meclis’te bulunuşuna sebep aranırsa bundan başka bir şey bulunabilir mi? Teröristbaşına, Kandil’e her fırsatta kandilli temanna göndermekten vücudun “vav”a döndü!

Şimdi Tunceli’den yükselen ses, bu toprakların asil isyanı, seni rahatsız ediyor. Cevap vereceğinden değil, kendini bir yerlere ısbat etmek için kürsüye çıkıyorsun. Kırıta sırıta laubaliyane sözler sarfediyorsun.

Senin artistliğin, oyunculuğun her şeyin önünde. Halk tabiriyle “artiz”sin! Sen her rolü oynarsın. Öyle oynarsın ki, gerçekmiş sanılır! Bu güvenle hatta milletvekili rolü oynamaya bile kalkıştın. Doğrusunu benden duy: Senin en kötü rolün bu! Bu da gayet tabii, sen orada milletin vekili değil, terör örgütünün adamı olarak rol kesiyorsun! Bu rolde de başarılısın. Her konuşman Kandil’de alkışlarla karşılanıyor. Tunceli milletvekili Gürsel Erol’a karşı kestiğin rol de Kandil’de yüksek takdirle karşılanmıştır elbette.

Senin dürüstlükte, ahlâkta, insanlıkta, haysiyette... nisaba ulaşman mümkün görünmüyor; tıpkı cesarette olduğu gibi. Çünkü gerçekte sen sen değilsin, sen birileri adına rol kesen alelade bir oyuncusun. Cesur rolü kesmek başka, cesaret sahibi olmak başka!

Hakikati teslim edelim: Yine de senin nisaba ulaşan bir vasfın var: Artizlik!

Sen bu artizlikle, bu oyunculukla hangi çevrelere girmedin, kimleri kandırmadın ki?

Sen artisliğinin zekâtını versen ödenekli tiyatrolar ihya olur!

Bu haber toplam 376 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim