D. Mehmet Doğan: Yeni bir İstiklâl Marşı bestesi

D. Mehmet Doğan: Yeni bir İstiklâl Marşı bestesi

İstiklâl Marşı, TBMM tarafından kabul edildikten sonra bir çok bestekâr tarafından bestelendi. Bu çok sayıda eseri biraz da Meclis’in beste yarışması açmasına borçluyuz. Bunların içinde bugün söylemekte zorluk çektiğimiz Zeki Bey (Üngör)’in bestesi de vardı. İlk üç dereceye girememiş bu beste, sonra çeşitli sebeplerle resmî beste olarak tanındı ve kanunla kabul edilmiş metni gibi muameleye tabi tutulur oldu.

İstiklâl Marşımızın sözleri, Meclis tarafından kabul edilmiş ve ilk kabul edildiğinde gereken saygı gösterilerek ayakta dinlenmişti. Kesin bir kanaat teşekkül etmemiş olmalı ki, aynı zamanda ve farklı yerlerde farklı bestelerin icra edildiği görülüyordu. Riyaseticumhur Orkestrası şefi Zeki Bey’in bestesinin sonraları resmi beste muamelesi görmesinin görevi ile ilgili bir tarafı var mıdır? Yoktur denilemez!

İstiklâl Marşı’nın Meclis tarafından kabul edilişinin 90. yıldönümüne yakın günlerde (12 mart 2011) İstiklâl Marşı da gündemimize beklenmedik şekilde girmişti. Zeki Üngör bestesinin telif haklarının bir Alman firmasında (veya meslek kuruluşunda) bulunduğu ve bu kuruluşun Almanya’daki bir Türk okulundan telif hakları talebi, dikkatleri İstiklâl Marşı’nın bestesine çevirdi. Marşın bestesinin kamulaştırılması gündeme geldi ve bu hassas konunun daha fazla dallanıp budaklanmasını önlemek isteyen hükümet besteyi kamulaştırmak için harekete geçti.

İstiklâl Marşı’nın hangi şartlarda yazıldığını, Meclis’de nasıl kabul edildiğini ve rakipsiz olduğunu, yani ikinci, üçüncü veya dördüncü bir şiirin olmadığını biliyoruz. Marşın sözleri böyle ama, bestesi öyle değil.

İstiklâl Marşı büyük bir şairin eseri ve kendiliğinden söylenivermiş gibi tabiî, heyecan uyandıran çok güçlü bir metin. Bestesi için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Dededen toruna o besteyi bir türlü doğru dürüst okuyamıyoruz. Neden?

Marşın ilk mısraını hatırlayalım:

“Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.”

Bu mısraı duyar duymaz o al bayrağın zihin semanızda dalgalanmaya başladığını hissediyorsunuz değil mi?

Hadi bir de marş olarak, bestesiyle söyleyelim:

Korkma sönmez bu şafaaak!

-larda yüzen al sancaak!

 

Bu yaşa geldik vatandaş olarak bu marşı hakkıyla söyleyemiyoruz nedense!

Kusur bizde mi? İşi daha derinlemesine bilen müzikçiler bu müzik özürlü bestenin ıztırabını çekiyor. İstiklâl Marşı şairimiz Mehmed Âkif’in vefatının 50. yıldönümünde (1986) Türkiye Yazarlar Birliği bir  sempozyum düzenlemişti ve bu toplantıda müzik konusundaki otoritesi tartışılmaz üstadlarımızdan Cinuçen Tanrıkorur merhum bu ıztırabı uzun uzun izah etmişti.

Cinuçen bey İstiklâl Marşı bestesinin değiştirildiğini göremeden gitti. Mehmet Âkif’in vefatının 70. yıldönümünde düzenlediğimiz bilgi şölenine yaşayan bir mûsıki ustamız ısrarla katılmak istedi. Biz de buyur ettik. Bakın söylediklerine:

“Yalnızca iki kıt’ası müziklendirilmiş olan şiirin sekiz mısraındaki 117 hecenin 53 tanesinde prozodi hatası mevcuttur. Kelime gruplarının nağmeye denk düşmemesi demek olan periyot hatası ise 13’tür. Türkçe okuma kurallarına ters düşen vurgu hatası 14’tür. Budanmış veya kelime gruplarından doğan anlamsız hece veya hece gruplarının sayısı ise 12’dir.” (Reha Sağbaş’ın bildirisi, Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2007 yılında basılan Mehmet Akif Ersoy Bilgi Şöleni bildiriler kitabında mevcuttur).

Bu kadar kusurlu bir beste nasıl doğru dürüst okunabilir ve neresi düzeltilebilir?

Bu imkânsızı istemek gibi bir şey!

Peki ne yapmak lâzım?

Yeni bir İstiklâl Marşı bestesi yarışması açarak bu müşkil halledilebilir. Yukarıda sözü edilen olay üzerine böyle bir teklifle ortaya çıkmıştık. Fakat gördük ki, sağdan soldan birçok ukala İstiklâl Marşı’nın sözleri gibi bestesinin de koruma altında olduğunu sanıyor. Dahası, bestesinin değiştirilmesini marşın sözlerinin değiştirilmesi ile bir tutuyor!

Milliyet Gazetesinin 6.12.2010 günkü nüshasında yayınlanan Yasemin  Bay imzalı haberi birlikte okuyalım:

 

Zor bir marş ama değiştirilmemeli

 

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Mütevelli Heyeti (Başkanı) Mehmet Doğan, İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif haklarının bir Alman firma tarafından alındığından hareketle “Bestesini değiştirelim” önerisi yaptı. Müzik dünyasının ileri gelenleri karşı çıktı.

 

YASEMİN BAY

 

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Doğan, İstanbul Edebiyat Mevsimi’nin dünkü açılışında gerçekleştirdiği konuşmasına İstiklâl Marşı tartışmasıyla başladı. 

Doğan İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif haklarının bir Alman firma tarafından satın alındığını hatırlatarak, “İstiklâl Marşı’nın metniyle uyuşmayan bu besteden kurtulmak için bu fırsatı değerlendirebiliriz. Büyük bir ‘İstiklâl Marşı Besteleme Yarışması’ açabiliriz. Mehmet Akif’in eseri, şanına lâyık yeni bir İstiklâl Marşı bestesine kavuşabilir” dedi.

Doğan’ın bu açıklaması üzerine müzik dünyasının önemli isimleriyle konuştuk. Görüşlerin hepsi yeni bir İstiklâl Marşı’nın bestelenemeyeceği yönünde...

Gönül Paçacı (Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Görevlisi)

İstiklâl Marşı’nın bestesinin değişmesi fikrini doğru bulmuyorum. Zamanlama ve ideoloji olarak şu aşamada bu konunun tartışılması doğru değil. Müzisyen olarak sorarsanız ilkokul çocuklarının bu marşı söylememesinden anlıyoruz uyumu konusundaki sorunlarını. Fakat artık bu saatten sonra, Türkiye’nin zihinsel bölünmüşlüğünde, bestenin değişmesi talebini tekrar söz konusu etmek doğru değil. Zeki Üngör’ün bestesi, birleşmeye ihtiyacımız var denilen yıllarda son anda, tartışılsa bile mutabık kalınarak kabul edilmiş. Yeni bir marş yazılsın demek bölünmeyi tekrar derinleştirmek demektir. Konu üzerinde biraz hassasiyetle düşünecek olursak buradaki amacın ne olduğunu anlayabiliriz. 

Prof. Özkan Manav (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Ana Sanat Dalı Başkan Yardımcısı)

İstiklâl Savaşı yıllarında bestelenmiş bir müziğin ve metnin kullanılıyor olması daha anlamlı. O dönemde İstiklâl Marşı için yapılan beste yarışmasına başvurmuş başka marşlar da var. Belki ikinci bir seçenek, yeni bir marşın bestelenmesindense, o gün bestelenen marşlar içinden bir değerlendirme yapmak. Ama esasında bestenin değişmemesi görüşündeyim. Evet bestenin bir uyum sorunu yaşadığı herkesçe biliniyor. Ama bu uyum sorunu, sözlerin daha iyi yerleştirilmesiyle, ses sınırının ayarlanmasıyla çözülebilir. Bugün yeni bir bestenin ortaya çıkmasını doğrusu çok uygulanabilir görmüyorum. 

Prof. Dr. Filiz Ali (Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi) 

Bir ülkenin İstiklâl Marşının değiştirmesi çok zor. Bunca sene söylenmiş bir marş bu. Hakikaten prozodisi bozuktur, söylenmesi, hele çocuklar için, çok zor bir marştır. Ama marşın değiştirilmesi bana çok ters geliyor. Bir ülkenin kimliğini değiştirmek gibi bir şey bu. Bestenin üzerinde çalışılır, prozodisi sağlanabilir. Esasında bir bestecinin yapabileceği bir şeydir bu. Yeni bir istiklal marşı bestelenmesi bana doğru gelmiyor. 

Fazıl Say

İstiklâl Marşı bence değişmemeli. Ruhu olan bir müzik. Ve dönemin ruhunu hissettiren bir heyecanı var. Prozodi sorunlarına da biz alıştık. Böyle kalmalı.

Almanlar telif hakkını almadı, rutin işlem yaptı
Prof. Cihat Aşkın  

İstiklal Marşı’nın telif haklarının Almanya’daki bir firma tarafından satın alındığı haberleri doğru değil, konu çarpıtılarak aktarılıyor. Bahsi geçen Almanya’daki firma GEMA, MESAM muadili bir kuruluş. Almanya sınırları içinde çalınan eserleri, yasa gereği, kontrol etmek ve takip etmekle yükümlü. İstiklâl Marşı’nda da uygulanan bu, Almanlar rutin bir işlem yapmışlar. Mehmet Doğan’ın, bu son derece rutin işlemi bir fırsat olarak değerlendirilip de İstiklâl Marşı’nın bestecisine hakaretvari bir şekilde saldırması ve yepyeni bir marştan bahsetmesi Türk Cumhuriyeti’ne hakarettir. Telif hakları sorunu iddiasıyla yeni bir marş bestelenmesini savunmak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine hakarettir.

*

Memleketin aydınlarının, anlı şanlı müzikçilerinin zihin mekanizmaları nasıl çalışıyor, bu örnek olayda açık olarak görülebiliyor. Ortak nokta şu: Kötü, bozuk, sorunlu...Fakat değişmemeli, çünkü Cumhuriyet’e hakaret olur!

Demek ki Cumhuriyetle iyi, güzel, kalite bağdaşmıyor! Bunlar Cumhuriyet’i ihlal ediyor! Asıl Cumhuriyet’e hakaret kötülük, çirkinlik ve kalitesizlik olmalıdır.

Bu noktada söylenecek bir şey yok!

İstiklâl Marşı’nın resmî bestesini yalan yanlış söylemeye devam edelim! Bu elbette metnin yeni bestelerinin yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Nitekim, değerli bestekâr ve icracı Mehmet Kemiksiz’in yeni hazırladığı Âkif İklimi albümünde İstiklâl Marşı besteleri var!

Birisi ilk iki kıt’anın neva makamında marş olarak bestesi olmak üzeri, şiirin başka kıt’alarından da besteler yapmış Mehmet Kemiksiz. “Ruhumun senden ilahi şudur emeli/Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli” bölümü klasik formda bir beste olarak albümde yer alıyor.

Kemiksiz’in yeni İstiklâl Marşı bestesi dinleyeni hemen sarıp sarmalıyor desem, asla mübalağa olmaz. Gerçekten, Zeytunburnu Belediyesi’nin salonunda Mehmed Kemiksiz’in mûsıkî topluluğu ile icrasını heyecanla dinledim. Çok hareketli bir mehter marşı, prozodi meselesi halledilmiş. Ritm kan kaynatıyor. Yetkili biri olsam, her defasında iki besteyi birden icra etirir, farkın fark edilmesini sağlardım!

 

Bu haber toplam 466 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim