D. Mehmet Doğan'a Kitabın Ortası'ndan sorular

D. Mehmet Doğan'a Kitabın Ortası'ndan sorular

1- Mehmet Akif Ersoy Araştırmaları Merkezi’ni anlatabilir misiniz? Mehmet Akif Ersoy adına böyle bir kuruluş fikri nasıl ortaya çıktı ve gelişti?

Mehmet Âkif Ersoy Araştırmaları Merkezi’ni 28 Şubat’ın ağır havası devam ederken kurduk. Âkif aleyhtarlığının yeni biçimlerde güçlendirilmeye çalışıldığı bir dönemde Mehmed Âkif’i, onun eserini, İstiklâl Marşı’nı kamuoyuna tanıtmak için harekete geçtik. Çeşitli toplantılar yaptık. Safahat okuma programları uyguladık. Mehmed Âkif Bilgi şölenleri düzenledik ve bunları 9 cilt halinde yayınladık. Böylece en geniş Mehmed Âkif külliyatını oluşturduk.

 

2- Mehmet Akif Ersoy’un fikir yönünü, felsefesini anlamak, öğrenmek neden önemlidir? Günümüzde Mehmet Akif’in bilhassa gençler tarafından yeterince ve doğru anlaşıldığını düşünüyor musunuz? İstiklal Marşı’nın şairini özellikle gençler nasıl bilmeli?

Mehmed Âkif, modern dönemde, “kendimiz olarak ayakta kalma, varolma” diyebileceğimiz bir fikir çerçevesi oluşturan sembol bir isim. 20. Yüzyılda Müslüman olarak, kimliğimizi koruyarak dünyanın gelişiminin de farkında olarak ayakta durmak Mehmed Âkif’in tavrının esasını teşkil ediyor. Kimlik meselemiz, yanlış modernleşme dikkate alınmadan tam olarak anlaşılamaz. Taklitçi modernleşme yerine kimlikli yenileşme konusunda gençlerimize model olacak şahsiyet Mehmed Âkif’dir.

Günümüzde Mehmed Âkif’in bilhassa bu yönüyle yeterince anlaşıldığı söylenemez. Bilhassa gençler Âkif’i tanıma, eserlerinden yararlanma konusunda bir sürü engelle karşı karşıya. İstiklâl Marşı güzel bir başlanıç olabilir. Bizim tarihi milli mutabakat metnimiz İstiklâl Marşı’dır. Mehmed Akif bu şiirde üç asırdır batı emperyalizmine karşı savaşa savaşa çekilen bir milletin kimlik kodlarını ifade etmiştir. İstiklal Marşı’nın derin manasına gençlerin nüfuz etmesini sağlamak zorundayız.

 

3- Mehmet Akif’in mücadele yıllarındaki yeri neydi? Mehmet Akif’i daha kapsamlı bilmemiz için neler söylersiniz? Mehmet Akif’i anlamak adına neler yapmamız gerekir?

Mehmed Âkif Milli Mücadele’ye daha Meclis açılmadan, başlangıç safhasında davet edilmiştir. Bu davet İslâm Şairi Mehmed Âkif’edir. Çünkü Milli Mücadele’nin yürütülebilmesi için İslâm Şairi Mehmed Akif’e ihtiyaç vardır. Âkif bu daveti kabul etmiş, Milli Mücadele için üzerine düşeni yapmıştır. Şair olarak yapmıştır, fikir adamı olarak yapmıştır, vaız olarak yapmıştır, milletvekili olarak yapmıştır. İstiklal Marşı’nı yazmak da bu üzerine düşenlere dahildir.

 

4- “Hayalle yoktur işim, ne gördüysem onu yazdım.” dizelerinin sahibi Mehmet Akif’in cephelerde savaşmamasına, Çanakkale Savaşı’nda ülkede olmamasına rağmen şiirlerinde olayları kendi gözleriyle görmüş izlenimi uyandırmasının sizce sebebi nedir?

Mehmed Âkif’in gerçekçi bir şair olduğundan şüphe yok. Onun tuttuğu yol gerçekleri şiirle ifade etme yoludur. İslâm aleminin içinde bulunduğu durum, Müslümanların dünya şartları içinde kendi varlıklarını sürdürme konusundaki meseleleri Mehmed Âkif’in şiirlerinde sık sık dile getirilir. Yüksek bir şiir gücüne sahip olan Âkif, vaız edasıyla konuşmakla beraber hiçbir zaman basitliğe, bayağılığa düşmez, hamasete kaçmaz. Sözünü en güzel şekilde söyler. Fakat Âkif öyle şeylere şahid olmuş, öyle şeyler yaşamıştır ki, “hayal ile alışverişim yok” demesine rağmen yüksek tahayyül gücünü şiirlerine yansıtmak zorunda kalmıştır. Buna en açık örnek Çanakkale Şehidlerine şiiridir.

 

5- Devrin ve Mehmet Akif’in sanat tutumu anlaşılmadan ne onun eserlerini anlamak ne de değerlendirmek mümkün olmaz. Bu zorluğu göze alamayanlar Mehmet Akif’in bütün bir şiir dünyasını sadece birkaç şiirine indirgeyerek hem ona haksızlık etmekte, hem de Mehmet Akif okumalarından beklenilen sonucu elde edememektedirler. Bütün bu sebeplerden dolayı Mehmet Akif’i okumanın özel bir okur kimliği gerektirdiğini söylemek doğru olur mu? Böyle bir kimliğe sahip olabilmek için yapılması gereken nedir?

Mehmed Âkif, hem hayat olarak okunmalı, hem de eserleriyle okunmalıdır. Yaşadığı dönem, bu dönemin şartlarında Mehmed Âkif olmak önemlidir. Bu büyük şahsiyet eseriyle bir milleti ayakta tutacak güçlü bir muhteva ortaya koymuştur. Fikir muhtevası yanında heyecan muhtevası da güçlüdür.

 

6- Mehmet Akif’in edebi şahsiyetinin oluşmasında kimlerin etkisi olmuştur?

Mehmed Âkif’in, bizim klasik edebiyatımızı iyi bildiğini, Tanzimat sonrası edebiyatçılarını yakından takip ettiğini, döneminin önemli şair ve yazarları ile ilişkileri olduğunu biliyoruz. Onun Mevlana, Hafız, Sadi gibi farsça yazan şairleri bildiği kadar, Fuzuli, Galib gibi şairlerimizi de bildiğinden şüphe yoktur. Yunus Emre ilahilerine alan ilgisi de bilinmektedir. Arap edebiyatını hakimiyeti malumdur. Fransızcası yüksek derecededir ve Fransız edebiyatını da çok iyi bilmektedir. Mehmed Âkif’in bu müktesabatla düşündüğünü ve şirlerini ortaya koyduğunu dikkatten uzak tutmamamız gerekiyor.

 

7- Türkçe için pek çok çalışmaya imza attınız, bu yolculuğunuz nasıl başladı?

Dilimiz ana yurdumuz, evimiz. Kişilik yapımızı dilimiz belirler. Dil evi harab olursa, biz biz olmaktan çıkarız. Dil ilgim orta okul yıllarında başladı. Bana büyük görünen TDK sözlüğünün Mehmed Akif’i, Yahya Kemal’i, Peyami Safa’yı, Tarık Buğra’yı hatta o zamanın günlük gazete yazılarını anlamak için yetersiz kalması beni dehşete düşürdü. Sözlük ihtiyacını derinden hissettim. Türkçenin sözlük meselesi dahil birçok meselesinin temelinde ne yattığını zamanla öğrendim. Doğru bildiğimi söylemek, yazmak yanında doğru bildiğimi yapmak da istedim. Bu yüzden sözlük işleri ile uğraştım. Dilimizin birçok meselesi ile ilgilendim.

 

8- Hayatınız boyunca, yazarlık mesleğinin tanınması ve yazarların meslekî bir kuruluş çatısı altında toplanması için birçok faaliyet yürüttünüz. Günlük konuşma dilinde artık daha az kelime kullanılıyor, insanlar sözlüğe, imla kılavuzuna bakmayı pek önemsemiyor. Bu konu hakkında yorumunuz nedir?

Dil yarası…Yara gitikçe büyüyor, bütün edebiyat, fikir ve ilim alanını kaplayacak şekilde genişliyor. Türkçe en önemli kültür ve medeniyet meselemiz.

 

9- Türkçenin yozlaşmasını, ortak bir imla kılavuzunun mevcut olmamasını, resmi sözlüklerde bile sık sık değişiklikler ve revizeler yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durumu dilimizin geleceği açısından değerlendirdiğinizde neler söyleyebilirsiniz? Dilimizin selameti açısından bu konuda neler yapabiliriz?

Devlet sözlüğü diyebileceğimiz sözlüğün baştan arızalı olduğunu bildiğim için bu değişimin zaruri olduğunu söyleyebilirim. 1940’larda oluşturulan sözlük kelime kadrosu açısından olduğu kadar tarifler yönünden de ağır hasarlıdır. Zaman içinde kelime kadrosu belli ölçüde değiştirilmiş, tariflerde de normalleşme sağlanmaya çalışılmıştır. Buna rağmen daha tam sonuca varılamamıştır.

 

10- Peki, siz nasıl bir okursunuz okurken nelere dikkat edersiniz? Ne tür eserler okumayı tercih edersiniz?

Çok ve çeşitli okumak. Çalıştığım alanla ilgili okumak, dönem dönem değişse de edebi metinler okumamda bir değişme olmaz. Fikir eserleri için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Aktüel kitaplardan kaçınmaya çalışırım. Sürekli okuduğumuz yazarlar ve kitaplar listesinden olanları tekrar tekrar okurum.

 

11- Son zamanlarda okuduğunuz ve okurlarımıza tavsiye edebileceğiniz birkaç eser adı verebilir misiniz?

Bir yıldır Sözlüğün yeni bir baskısı üzerinde çalışıyorum. Daha çok sözlüklerle ve temel kaynaklarla haşır neşirim. Gençlere sözlük okumalarını tavsiye ediyorum. Elbette zor iş. Fakat faydası düşünülürse, bu zorluğa katlanmak gerekir.

Bu haber toplam 359 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim