Dilâra Coşkun: “Bana bir masal anlat”

Dilâra Coşkun: “Bana bir masal anlat”
“Yaraşır Sana Sadakat” bittiğinde oluşan duygu şu oluyor: Masalları ne kadar da uzağımızda tutuyoruz ve sadeliğe ne kadar da muhtacız.

Kamil Doruk, Büyüyen Ay Yayınları’ndan çıkan “Yaraşır Sana Sadakat”i ile “Sil Pasını Gönlünün” kitabından sonra yine bir masal anlatıyor okuyucusuna Şehrazad Abla’nın ağzından.

“Yaraşır Sana Sadakat” bittiğinde oluşan duygu şu oluyor: Masalları ne kadar da uzağımızda tutuyoruz ve sadeliğe ne kadar da muhtacız. Oysa masallar değil mi, hoyratlıkların, kalabalıkların, kabalıkların içinde umudu yeşerten filizler? Masallar değil mi insana dair temel ve ahlâkî durumları öğrendiğimiz yerler? Zamanlar üstü oluşları insana dair değişmeyen şeyleri anlatışlarından değil mi aslında?

Doruk, öyle sade öyle serin bir dille anlattırmış ki masalını ve sonunda almamız gereken hisse o denli sarih ki ‘masal tadında hikâye’ demeli miyim bilemiyorum.

Adından anlaşılacağı gibi ‘sadakat’in ne olduğunu anlatıyor masalı. Sadakatin ne kazandırdığını, sadakatsizliğin ne kaybettirdiğini… Sadakatin insanın kendisine, bir başkasına ve Allah’a olan samimiyeti ve riyasızlığı olduğunu ve bunların birbirinden ayrılmayan halkalar olduğunu öğreniyoruz ondan. 

Sadık bir kimsenin, ecinniye verdiği sözünde durmak adına canından vazgeçişi karşısında, daha önce çeşitli vesilelerle ‘sadakat’ mevzuu ile sınanmış kişilerin duydukları haşyet ve ‘sadakat’ın nasıl bir erdem olduğu masalın teması. Masalda, canını, sözünde durmak için teslim eden adamın canı, sadakati dolayısıyla bağışlanıyor kendisine.

Mehmet Âkif ahlâkıyla söz tutmaların, Tevfik İleri ahlâkıyla devlet malına sadakatin çok uzağında olmak istemiyorsak eğer masallara daha fazla kulak vermeliyiz. Masallar hala kaybolmamış güzellikleri fark etmemizi, kaybettiğimiz güzellikleri de edinmemizi sağlayacak.

Gözümüzle değil, yüreğimizle görmek istiyorsak ve insanı yüreğinden tanımak istiyorsak basitleşelim, sadeleşelim, yumuşayalım. Zarafet, nezaket, fazilet ve sadakat o kadar da uzak olmasa gerek. Ümitvar olmak da, ‘Kibritçi Kız’lar da öyle.

Birbirimize “bana bir masal anlat” diyelim ve başlayalım.  

 

 

Dilâra Coşkun 

 

 

Yaraşır Sana Sadakat/Kamil Doruk, Büyüyen Ay Yayınları, Ocak 2016

http://buyuyenayyayinlari.com.tr/prddet.php?pid=149

 

Bu haber toplam 6630 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Yaşayan Hatıralar14 Mayıs 2018 Pazartesi 14:39
  • Mahir Adıbeş'in "Şahit" Romanı24 Nisan 2018 Salı 13:04
  • Ezelden Urfa: Bir Şehir Aforizması20 Nisan 2018 Cuma 14:44
  • Remzi Toprak: Çanakkale’den Sakarya’ya Mehmed Âkif03 Mart 2018 Cumartesi 10:07
  • İkinci Yeninin Doğuşu12 Şubat 2018 Pazartesi 09:04
  • Şakir Kurtulmuş Kültürün İzi03 Kasım 2017 Cuma 13:38
  • Buse Şanlı:Nazım Payam’ın Sılası Türkçe05 Ekim 2017 Perşembe 14:30
  • Osman Gümüş: Bir isyan romanı: Suda Yanan Âyetler28 Eylül 2017 Perşembe 16:59
  • Buse Şanlı: Matematik şiirden anlar mı?25 Eylül 2017 Pazartesi 16:55
  • Buse Şanlı: Özcan Ünlü ’nün Ahiret Kumbarası22 Eylül 2017 Cuma 16:06
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim