• İstanbul 14 °C
  • Ankara -1 °C

Dilde SSS (Seyrek Sorulan Sualler) - 2

C.Yakup ŞİMŞEK

8. Sual:

TDK, eski Türkçe kelimeleri diriltirken hangi esâsa ve kıstasa göre hareket etti?

Bir dilin tabiî seyri içinde ölen ve mânâsını başka kelimelere devreden sözler canlandırılıp tekrar dile sokulabilir mi?

Diriltilemez, diye bir kaaide yok. Fakat bir şartla: Dirilteceğiniz kelimenin ifâde ettiği mefhûmu karşılayan bir kelimeniz yoksa... 

***

Türkçede ölmüş kelimeleri canlandırırken TDK bu şarta hiç uymadı, buna gerekduymadı... Meselâ aşağı yukarı 1000 yıl öncesinden îtibâren yerini "cevâb"a bırakıp sahneden sessizce çekilen "yanıt" kelimesi bu şartı taşımıyor. Çünkü artık "yanıt"ın ifâde ettiği mefhûmu karşılayan başka bir kelime vardır: cevap. 

Meselâ beş asır önce ölüp yerini "âlim" ve "hakîm"e bırakan "bilge"nin diriltilmesi niçin îcâb etti?

Peki, "bilge"yi mezarından çıkarmak doğruysa "âlim" ve "hakîm"i kabre koymak ne oluyor? "Bilge" Türkçe olduğu için yaşasın; diğerleri Arapça, onlar ölsün...

Bu dil siyâseti Türkçeye faydalı mı olmuştur? 

Böyle hortlatılan bir sürü kelime var.

Meselâ "nitelik, oy"da öyle: TDK ve devletimiz onları da canlandırdı. Hâlbuki -TDK'nın Tarama Sözlüğü'ne bakarsak- onlar da beş asır önce ölüp yerlerini başka kelimelere terk etmişler: keyfiyet, mâhiyet, haysiyet, vasıf; rey... 

TDK ve devletimizin bu niyeti, zihniyeti, hareketi ve siyâseti dilin gerçekleri bakımından doğru mu; Türkçeye bir fayda sağladı mı?
*** 

"Ölmüş de olsa Türkçesi varken yabancı asıllı kelimeleri kullanmak yanlıştır, dilimize zararlıdır..." diye ahkâm kesenlere soruyorum: Türkçenin büyük kabûl edilen şâir, muharrir, edip ve müelliflerinden hangisi sizin bu kaaidenize uydu? Böyle biri var mı? Yoksa hepsi Türkçeye zarar mı verdi? Meselâ, "yanıt" kelimesini şiirlerinde ağzına hiç almayan ve hep "öz Türkçeci" diye anılan Yûnus Emre?.. Meselâ, Çankaya kitabında bir kez olsun "yanıt" demeyip -yanlış saymadıysam- tam 195 kere "cevap" kelimesini kullanan, üstelik katıksız bir TDK'cı olan F.Rıfkı Atay?.. Peki, TDK'nın ifâdesiyle "Türk Dili Araştırma Kurumunu kuran, koruyan ve ona göklerden esinler alan büyük kavrayışının ışıklarıyla yol göstericilik eden Ulu Önderimiz Kamâl Atatürk" için ne demeli?(Nutuk'unda "yanıt" kelimesine hiç yer vermediği gibi, aksine, bilmem kaç yüz defa "cevap" demiş.)

Bütün bunlar Türkçe için muzır mıydı?    

Yedi sekiz asır, hattâ 1000 - 1500 sene evvel ölmüş olan Türkçe kelimeleri diriltmek... Eğer bu hareket doğruysa, başta Orhun Kitâbeleri, Dîvânü Lügaati’t-Türk, Kutadgu Bilig olmak üzere bütün eski Türkçe metinlerde bulunan, fakat sonraları yerlerini başka dillerden gelen kelimelere bırakan “öz Türkçe” sözlerin hepsinin diriltilmesi gerekmez mi? Meselâ aşağıdaki küçük listede büyük harflerle dizdiğim kelimeleri devletimiz derhâl bugünkü Türkçeye dâhil edip parantez içindeki “yabancı” kelimeleri atsın:

AĞIŞ (hazine, mal, servet)
AKI / SELEK (cömert)
ALAVAN (timsah)

ARMAKÇI (hilekâr, sahtekâr)
YAĞI (düşman)
ARTUT / BELEK (hediye) 
AZU (yâhut, veyâ) 
BEDİZ (resim, heykel, nakış, şekil) 
BUDUN (kavim, millet, halk)
ERTİNGÜ (fevkalâde, hârikulâde) 
BAY (zengin)
BAŞLIĞ (mağrur, gururlu)

İDİ (sâhip, efendi, rab) 

İLİG (hükümdar)
KANG (baba, peder) 
ÇIKAN (teyzezâde, kuzen)
BİŞÜK (akrabâ)

KİŞ (samur) 

KORGAN (kale)
YARAĞ (silâh) 
SENGÜN (general)
TUTUK (vâli, askerî vâli)
OTACI (doktor; tabip, hekim) 
OTAMAK (tedâvî etmek)
YÜLÜYÜCÜ (berber)
BEDİZÇİ (resimci, ressam, nakkaş, heykelci)
KIRGAG (kenar)
KÖBÜRGE (davul)
KÖRÜG (câsus) 
KÜNG (câriye, halâyık, hizmetçi) 
KIYIN (cezâ, cezâ karârı, karar)
SIMIZDI (vefâsızlık) 
DİLMAÇ (tercüman)
ÖTÜG / ÖTÜNÇ  (arz, niyaz, ricâ, duâ) 
İLDİM (pişman) 
SAYRI (hasta)
SEVİ (aşk) 
TEB (hîle) 
OD (ateş)
YIPAR (mum)
ÖD (zaman, vakit) 
ÖNG (renk) 
TEYENG (sincap)
TİRKİŞ (kervan, kaafile, haberci)
UBUT (âr, edep, hayâ)
ÜRÜNG (beyaz) 
TANSIK (mûcize) 
YIR (şiir) 
BİÇİN (maymun)
ACUN (dünyâ) 
SİN (mezar) 
SIĞIT (feryat, figan)
GÖZGÜ (ayna) 
ERKLİĞ (kudretli)
ERİNÇ (gaalibâ; şüphesiz, muhakkak)
BİTİ (mektup, kitap)
BENGGÜ (ebedî)
EMGEK (ızdırap, eziyet)
TAMU (cehennem) 
UÇMAK (cennet)

***
Çok uzatmayalım:
Uzun lâfın kısası:
Ey, "Öz Türkçeciyim!.." yâveleri geveleyip tekleyen "Devrim" düldülleri!
Ey, Dil Darbesi'ne methiyeler düzen yalı bülbülleri! 
Yukarıda verdiğim kelimeleri konuşma ve yazılarınızda -bugünden tezi yok- kullanmaya başlayın; parantez içindeki (size göre yabancı) kelimeleri de ıkınıp sıkınmadan, derhâl terk edin!..
Ne o, gözünüz yemedi mi?
Öyleyse hant hant ötüp durmayın, sesinizi kesin..

Bu yazı toplam 563 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim