Dilini arayan medeniyet

Dilini arayan medeniyet
Mehmet Doğan düşünce hayatımızın en yerli damarı. Nurettin Toçu’nun rahle-i tedrisinden geçip Hareket okulundan mezun olmuş berrak bir zihin.

Mehmet Doğan düşünce hayatımızın en yerli damarı. Nurettin Toçu’nun rahle-i tedrisinden geçip Hareket okulundan mezun olmuş berrak bir zihin. 1970’li yıllardan başlayarak bu güne kadar devam ede gelen yazılarında hep millet olarak bizi biz yapan değerlerin nasıl yok edilmeye çalışıldığının sorgulamasını yapmıştır.

HÜSEYİN AKIN
 
Mehmet Doğan düşünce hayatımızın en yerli damarı. Nurettin Toçu’nun rahle-i tedrisinden geçip Hareket okulundan mezun olmuş berrak bir zihin. 1970’li yıllardan başlayarak bu güne kadar devam ede gelen yazılarında hep millet olarak bizi biz yapan değerlerin nasıl yok edilmeye çalışıldığının sorgulamasını yapmıştır. Türkiye’nin modernleşmesi ve batılılaşması konusunda lafı eğip bükmeden direk konuşabilen nadir kalemlerden biridir. Daha ilk gençlik yıllarımın başında okuduğum “Batılılaşma İhaneti” kitabı o sıralar kafamdaki resmi dizgeyi allak bullak etmiş, karton kuleleri yıkıvermişti. “Batılılaşma İhaneti” yakın tarih sorgulaması yönünden bu coğrafya insanının klasiği olmayı fazlasıyla hak etmiştir. Jakoben dayatmacı zihniyet, cebri kültür değişimleri dünle bugünü birbirinden uzaklaştırmış, dünün müşterek metinlerine yabancı nevzuhur dilsiz bir kuşak oluşturulmaya çalışılmıştır. Cumhuriyetin ikinci kuşağından itibaren yaşanan kopukluğun köklerine inen Doğan bu kopuşun merkezine “dil”i alıyor. Dile bigane bir dini duyarlığın insanlığı nasıl bir felakete sürüklediğini örneklerle ortaya koyarken kültür ve dile sırt dönmüş bir dini duyarlığın ismini de koymayı ihmal etmiyor: ‘Dini görünümlü pozitivizm’ ve ‘hayırhah çehreli pragmatizm’.
devlet eliyle kültürel darbe
 
Ortak metinler okuyanların dünyaları da bir noktada buluşur savından yola çıkarak söyleyecek olursak, bugünkü aidiyetsizlik, mensubiyetsizlik ve mihverini kaybetmişliğimizin özüne inebiliriz. Mehmet Doğan 2016 yılının sonlarında çıkan yeni kitabında yine çekici aynı noktaya vuruyor: Neden Klasiklerimiz Yok? İlk bölüm sorunun “dil” eksenli kısmını oluşturuyor. Bu meyanda  ‘Medeniyet dili’ üzerine söyledikleri oldukça önemli. Türkiye’nin tercüme Batı Klasiklerinin neşri ile bir tür hayat tarzı ve dil dayatmasına maruz kaldığının altı çiziliyor. Birçoklarımızın kültürel hamle olarak taltif ettiği 1940’lı yıllar klasikler neşriyatını 1920 li yıllarda başlatılan kültürel darbenin devlet eliyle yapılmış şekli olduğunu söylüyor Mehmet Doğan. Dilin belirsizleştirilmesi, ifade gücünün zayıflatılması gibi niyet ve yöntemlerle benimsetilmek istenen medeniyetin diline yer açılmaktadır. Kitabın ikinci bölümünde soru daha bir okuyucunun zihnine yerleştirilerek soruluyor:Neden klasiklerimiz yok? Bu soruya cevap verirken Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “ Bir dil basit tesadüflerinde değil, mufassal ve gelişmiş eserlerinde öğrenilir” sözünden hareket ederek yola çıkıyor. Ne yazık ki Türk toplumu kendi kültürüne ait ittifaken kabul edebileceği eserlerden mahrumdur bugün. Böyle olduğu içindir ki toplumda edebiyat şuuru oluşturmakta yetersiz durumdayız. Toplumsal birlik ve beraberlik için bu müşterek eserlerin maşeri şuuru harekete geçirici tarafları olduğu da önemli bir gerçektir. Ne ile beslenirseniz onunla seslenirsiniz. Binlerce yıllık yazılı edebiyata sahip bir milletin klasik eserlerden mahrum olması kuşkusuz dilsel savrulma, ideolojik kısır bakış açısı, aydın yabancılaşması ve toplumun sosyolojik normlara uymayacak denli hızlı değişmesi gibi sebeplere bağlanabilir. Kaybolan ahengimiz ve tınımızı da klasiklerin dışında tutmuyor Mehmet Doğan. Plastik sanatları da öyle. Bu yüzden üçüncü bölümü musikiye ayırmış. Kitabın göbek adı da diyebileceğimiz Hamamizade Dede Efendi’nin  2.Mahmut ve Abdülmecit dönemindeki kültürel değişime tepki olarak söylediği “artık bu oyunun tadı kalmadı” sözüne atıfta bulunarak sorduğu sorulara bir soru daha ekliyor: Neyin Sırrı? Dede Efendi’den yüz yıl sonra önce Reisicumhur İnce Saz Heyeti sonra da o dönemin konservatuarı olan Darülelhan’ın Türk musikisi kısmı kapatılacaktır. Aslında bu yasaklamalar bir milletin hafızasına yapılan müdahalelerden başka bir şey değildir. Mehmet Doğan bu anlamda söylemek istediklerini Ahmet Hamdi Tanpınar’a o da “Sahnenin Dışındakiler”deki İhsan’a söyletir: “ Musiki düşünceyi değil, nabzı idare etmektedir. İnsanımız “ alaturka musiki” dedikleri acayip tokmakla dövüle dövüle şekillenmiştir ve bunun için hâlâ direnme gücü vardır.” Bir kitabın adı soru ile bitiyorsa (Neden Klasiklerimiz Yok?) o kitapta meseleler askıda ya da havada kacak değildir ya.
 

99’luk fikirler

 
Yazarımız sorular sorduğu gibi bu sorulara muvafık cevaplar da veriyor. Cevaplar soruların karşılığıdır sorunların değil. Bunu da göz ardı etmiyor Mehmet Doğan ve son iki bölümde teklif, öneri ve somut alternatifler de yer alıyor. 100 Temel Eser’in yerine temelleri TYB Türkiye Sanat Yıllığında 1984’te atılan 99 şiir kitabı, 99 hikâye, 99 roman ve 99 oyun kitabı listesi de eklemeyi ihmal etmemiş. 99’lukların fikir kısmını –Tanzimat’a kadar-S.HayriBolay, Tanzimat ve sonrasını, Murat Erol hazırlamış. 99 Türk Romanı ve 99 hikâye kitabı Necip Tosun, Tanzimat’tan Günümüze 99 Şiir Kitabı Mustafa Aydoğan, tarafından listelenmiş. Bu listeler tartışma doğuracak mahiyette olsa da olması gerekenle ilgili örneklik teşkil etmesi bakımından önem taşıyor. Mehmet Doğan soluk alış verişi bile satırlarından hissedilebilen bir yazar. Tavizsizliği, öfkesi ve çapsızlığa karşı direncini satır aralarında yakalamak zor değil. Şu satırlardaki öfke söylenen sözün samimiyet nişanesi gibi: “Milli Eğitim tarafından “aydınlar listesine eklenmiş”im! Böyle bir “liste” mi var? Varsa ve o resmi bir liste ise, o listede yer almak istemem. Aydın olmak resmiyetle, konformizmle asla bağdaşmaz çünkü.”  Aziz okuyucu, ‘Kelimelerin Seyir Defteri”ni kaçırmış olabilirsin, “Ömrüm Ankara”yı ilk kez duyduğunu söyleyebilirsin, hadi “İki Yol açıcı:Nurettin Topçu ve Necip Fazıl” kitabını da ihmal ettin diyelim; hiç olmazsa bu kitabı oku! (Neden Klasiklerimiz Yok?-Mehmet Doğan-Yazar Yayınları)
 
Bu haber toplam 374 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim