• İstanbul 21 °C
  • Ankara 24 °C

Dr. Turinay, Düşünce ve Edebiyatta 1940’lı Yılları Anlattı

Dr. Turinay, Düşünce ve Edebiyatta 1940’lı Yılları Anlattı
Dr. Necmettin Turinay, Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Selçuklu Belediyesi’nin birlikte düzenlediği söyleşi programına katılarak “Kültür, Düşünce ve Edebiyatta 1940’lı Yıllar” konulu bir konuşma yaptı.

Konuşmasına “1940-50 arası 10 yıllık bir dönem sosyal, siyasi ve dini hayatımızda adeta şuur altına yerleşmiş, oluşmuş ne kadar mesele varsa kökü burada. Bu algılama, kullanılan malzeme… Bu dönemi iyi algılamak için bir kendinden önce bir de kendinden sonraki 1950’li dönemi çok iyi incelemek gerekir. Kendinden önceki dönem Atatürk dönemi, kendinden sonraki dönem de çok partili dönem. Türk milletinin hafızasında öyle bir yer etmiş ki asla çıkası gözükmüyor.” diyerek başlayan Dr. Necmettin Turinay sözlerine şöyle devam etti.

“Bu dönem Türk Milletinin çok partili hayata geçmek için mücadele verdiği bir dönem olarak algılamak mı gerekiyor? Bu dönemde yazılan hatıratlara baktığımız zaman sağcı kesim de solcu kesim de Türkçü kesim de ateş püskürüyor.  Dini kesim; Kur’an okumak yasak, cenazelere kefen bezi bulunamıyor, camiler kışla yapılmış v.s. Milliyetçi cenah 3 Mayıs 1944 olaylarını takiben ne kadar Türkçü yayın varsa hepsine el konulmuş, yazarları tutuklanmış, Hüseyin Nihal Atsız gibi Türkçü yazarlar hapse atılmış, dergisi kapatılmış.

1947-48’den sonra ise tamamen farklı bir uygulama yapılmış. Bu sefer de sol tandanslı yazarlara ve şairlere baskı yapılmış, kimisi hapse atılmış kimisi ülkeyi terk etmek durumunda kalmış. Sabahattin Ali Bulgaristan’a kaçmak üzereyken öldürülmüş…

1946 seçimlerinde Türkiye’de ne kadar sol bildiğimiz kesim varsa hepsi CHP’ye karşı Demokrat partiyi destekledi. Bu dönemde neredeyse top yekûn bir Türkiye muhalefetin yanında yer aldı. Bu dönem, birbirine zıt unsurların muhalefette birleştikleri bir dönemdir.” dedi.

“Bu dönemi üç şekilde ele alıp incelemek gerekir.” diyen Turinay bunları şöyle sıraladı;  1)1938-1944 yılına kadar uygulanan bir taktik var. Bu dönemde savaşın Almanya’nın kazanacağına dair o kadar güçlü bir inanç vardı ki bütün söylemler ve icraatlar dini, milliyetçi ve halkı kucaklayıcı bir yapıda idi.

2) 1944’ten sonraki dönem. II. Dünya Savaşı’nın müttefiklerin kazanacağı kesinleşince bu kez de uygulama tam tersine döndü. Almanya’yı öven yazılar sansür edildi, dergiler kapatıldı ve milliyetçi söylem ve demeçlerde bulunan fikir adamları ve kalemşörler tevkif edildiler.

3)1947’den sonraki dönem. Bu dönemde savaşı müttefik devletlerin kazanması dolayısıyla daha öce fakültelere yerleştirilmiş olan sol görüşlü öğretim görevlilerin yine devlet eliyle tasfiye edildiği dönem.

1938-45 arası dönemde İsmet Paşanın dini ve milliyetçi söylemleri ön planda tutuğu görülür. İsmet paşa Cumhurbaşkanı, Refik Saydam da başbakandır. Bu dönemde yapılan ilk icraat hac ibadetinin serbest bırakılmasıdır. Ali Ulvi Kurucu 1939’da ilk defa Türkiye Cumhuriyeti pasaportuyla babasıyla birlikte hacca gitmiş ve bir daha geri dönmemiştir. 1939’a kadar Türkiye’de hacca gidiş yoktu. 1939’da bu yasak kalktı. Onlardan başka kimseler de hacca gitti. 1936’da vefat eden Mehmet Akif İçin İstanbul’da görkemli bir tören düzenlenmişti. 1937 yılında Mehmet Akif’in ölüm yıl dönümü için hiçbir kutlama yapılmadı. 1938 yılında ise İstanbul Üniversitesi rektörü bir açıklama yaparak Mehmet Akif’in ölüm yıldönümünün pek çok etkinlikle kutlanacağını bildirdi. Bu tamamen Cumhurbaşkanının teşvikleriyle yapılan bir uygulamadır.  Beyazıt Camiinde dönemin en ünlü hafızları bir araya gelerek Akif için mevlit okudular.  İstanbul Öğretmen okulunda anma toplantıları yapıldı.” dedi.

“Necip Fazıl’a bu dönemde milletvekili olması teklif ediliyor. Teklifi getiren CHP’nin genel sekreteri Memduh Şevket Esendal. O dönemde Başbakan Refik Saydam. Buna rağmen olmuyor. Tanpınar bu dönemde milletvekili oluyor.” şeklinde konuşan Dr. Necmettin Turinay sözlerini şöyle sürdürdü;

O yıllarda fazla miktarda İlmihal kitapları basılıyor. Hacim olarak küçük fakat konular derli toplu. Dini hayatta bir canlanma var fakat daha sonra bıçak gibi kesiliyor. İnönü döneminin ilk icraatlarında biri de 150’lilklerin affedilmesi oluyor. 1939-40’lı yıllarda İnönü’nün iktidarının ilk yıllarında mini bir ara seçim yapılıyor. Kazım Karabekir, Memduh Şevket Esendal milliyetçi- muhafazakâr olarak bilinen bazı şahıslar milletvekili olarak parlamentoya girdi. Enver Paşa’nın oğlu yurt dışından getirilerek Harbiye’ye askeri öğrenci olarak alınıyor.  Daha önce gözden düşmüş olan Ali fethi Okyar’a iade-i itibar yapılıyor ve kabinede Adalet Bakanı oluyor…

1940’lı yıllar dıştan bakınca tek düze bir strateji olarak görülür. Tek parti yönetimi… Ama içerden bakınca dalgalı bir siyaset izlendiği görünümü verir. Dalgalı bir denizde batmamak için sağa sola yalpalayan gemi misali bir uygulama. Dünyadaki gelişmeler hükümetlerde istikrar bırakmıyor. Bir zamanlar sol kadrolar devlet eliyle üniversite ve köy enstitülerine yerleştirilirken aynı kadrolar yine devlet eliyle tasfiye ediliyor.

1940’lı yıllarda gazeteler bulundukları bölgelere den diğer bölgeler vaktinde ulaşamadığı için kamuoyu oluşturamıyor. Hükümet bunun yanında çok etkili bir radyo programı uyguluyor: Çeşitli müzik programları, “Kahramanlar Saati”, “Geçmişte Bu gün”, “Milli Kahramanlardan Menkıbeler”, “Geçmişte Türk Zevkleri” gibi yayınlar icra ediyordu. Dört programın dördü de tarihle ilgili. Her an savaşa girebiliriz endişesiyle toplum topyekûn savaşa hazırlanıyordu. Kitap saatini Ahmet Kutsi Tecer, Şiir Saatini, Faik Rıfkı Atay gibi edebi kalemi güçlü kişiler hazırlıyorlardı. Müzikte halkı coşturacak marşlar çalınıyordu. Bu marşlardan biri de Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu” marşı idi.

O yıllarda önemli bir şey daha var. Köylü el üstünde tutulmak isteniyor. Bunun içinde Köy Enstitüleri kuruluyor. Orada köy çocukları okuyacak, köye dönünce köylüleri bilgilendirecek, onlara yol gösterecekti… “Savaşın sonuna doğru Almanya’nın kaybedeceği, Rusya, ABD ve İngiltere’nin kazanacağı anlaşılınca birden çark edildi. Milliyetçiler görevden alındı yerlerine komünistler getirildi. Savaş bittikten sonra ise ABD şemsiyesi altına girilince komünistler de cezalandırıldı.” diyen Turinay; “Bu dönemden sonra çok partili sisteme geçişin çalışmaları yapılmaya başlandı. Çok partiye geçişle birlikte de bu dönem sona erdi.” dedi.

Konuşma sonrasında AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun, Konya Büyükşehir Belediyesi eski belediye başkanı ve AK Parti eski Milletvekili Halil Ürün, Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Ahmet Köseoğlu ve TYB Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Hayri Erten tarafından Dr. Necmettin Turinay’a günün hatırasına bir plaket takdim edildi. Toplu fotoğraf çekiminden sonra program sona erdi.

1940li-yillar-1.jpg1940li-yillar-2.jpg1940li-yillar-3.jpg

Bu haber toplam 267 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim