Eleştirel Düşünme Kılavuzu

Eleştirel Düşünme Kılavuzu
Yaşadığımız yüz yıl, diğer yüzyıllara göre baş döndürücü değişimlere şahitlik etmektedir. Bu yüzyılda yaşayan bizler; günlük hayatımızda ekonomik, politik ve sosyal nedenlerden kaynaklanan pek çok problemle karşılaşmaktayız.

Bu problemlerle başa çıkmak için yoğun çaba sarf ediyoruz. Problemlerle baş edebilme için yaşadığımız dünyayı, toplumu, olayları doğru anlamak, doğru kararlar almak gerekmektedir. Bütün bunlar için de düşünmek gerekiyor. Peki, sadece düşünmek yeterli mi? Elbette, sadece düşünmek yeterli değildir. Sistematik ve eleştirel düşünerek bu problemlerle ilgili en sağlıklı kararları alabilir, insanlığa katkı sağlayabiliriz.

Başarılı eleştirel düşünme, insanların bizi yapmaya veya inanmaya ikna etmek için uğraştığı şeyleri yapmak veya bunlara inanmak için iyi nedenlerimiz olmasını sağlar ve yanlış ya da saçma şeyler yapmamızı ve bu gibi şeylere inanmamızı engeller.

Dakikada binlerce haberin üretilip yayıldığı günümüzde; haberlerin kimler tarafından üretildiği kadar, hangi amaçla üretildiği ve bizim kullanımımıza sunulduğu da önem taşımaktadır. Yalan haberlerin cirit attığı bir ortamda, bize ulaşan bilgilere eleştirel bir yaklaşım sergilemek, bilgileri analiz etmek, en doğru olanına itibar etmek bir insan olarak yapmamız gereken en doğru davranıştır.

İşte bütün bunların nasıl yapılacağını detaylı bir şekilde anlatan bir kitap, TÜBİTAK Kitaplar Müdürlüğü tarafından basıldı ve okuyucunun hizmetine sunuldu. Aşağıda, kitabın bölümlerinden alıntılarla sizi baş başa bırakıyor, iyi okumalar diliyoruz. Kitabı temin için: https://esatis.tubitak.gov.tr/

İkna etme girişimleri argümanlara dayalı olabilir veya olmayabilir. Argümanlara dayalı olmayan ikna girişimlerinin büyük kısmı retorikten, yani ilgili inanç, arzu veya eylem için iyi nedenler sunmak yerine o inanç, arzu veya eylemi sırf sözcüklerin gücünü kullanarak motive etmeye çalışan girişimlerden oluşur. Öte yandan argümanlara dayalı girişimler, bir iddiayı kabul etmemiz veya önerilen eylemde bulunmamız için nedenler vererek bizi ikna eder. Tüm argümanlar iyi argüman değildir. İyi argümanlar, bize bir eylemde bulunmak veya bir iddiayı kabul etmek için iyi nedenler sunan argümanlardır.

Bir metin ya da konuşmanın bir argüman içerdiğini belirledikten sonra hangi cümlenin argümanın sonucunu, hangilerinin de argümanın öncüllerini ifade ettiğini bulmamız gerekir. Argümanlar açıklamalardan kesinlikle ayrılmalıdır: argümanlar, doğruluğunun kabul edildiğini varsayamayacağımız bir önermeye inanmak için nedenler sunmaya çalışır; açıklamalar bir önermenin zaten kabul edildiğini varsayar ve sebebi belirlemeye çalışır.

Çeşitli dilbilimsel olgular argümanları saptamayı ve yorumlamayı zorlaştırabilir. Bulanıklık, belirsizlik, eğretileme, retorik sorular ve alaya alma söz konusu olduğunda bu olgular sorun yaratabilir. Çünkü konuşmacı ve yazarlar tarafından kastedilen anlamın üstünü örter.

İki tür genelleme vardır: güçlü ve zayıf. Güçlü genellemeler yalnızca hiçbir istisnaları yoksa doğrudur. Yanlış yorumlardan kaçınmak için tüm, hepsi, hiçbir, hiç, her zaman, asla gibi niceleyicileri kullanan cümleler ile ifade edilmeleri gerekir. Zayıf genellemeler ise yalnızca genellemenin konusunu oluşturan sınıfın çoğunluğu için doğrudur. Bunlar, çoğu, neredeyse hepsi ve çoğu durumda gibi niceleyicileri ve genel olarak, tipik olarak ve genellikle gibi belirteçleri kullanan cümlelerle ifade edilmelidir.

Her halükârda, dilbilimsel olgular kastedilen anlamın açıkça anlaşılmasını engeller; bu yüzden ikna girişimine ilişkin en akla yakın yorumu elde etmek için bağlama özellikle dikkat etmemiz şarttır. Cümlelerin anlamları, eleştirel düşünürün farkında olması gereken birkaç boyuta sahiptir. Tanımlar, bize bir şeyin belirli türden bir şey olarak nitelendirilebilmesi için ne gerektiğini söyler.

Retorik tuzaklar, argümanlara dayanmayan yollarla ikna etmeye çalışır. Akılcı olmaya ve başkalarının aklına hitap etmeye çalışıyorsak, kendi ikna girişimlerimizde retorik tuzaklar ve safsatalar kullanmaktan kaçınmamız ve başkalarının bir şeyler yapmaya veya bir şeylere inanmaya retorikle ikna etme girişimlerine aldanmamaya dikkat etmemiz gerekir. Bunu yapmanın en iyi yolu, çeşitli yaygın retorik tuzakları iyice tanımaktır. Çoğu retorik tuzak, belirli duygu veya arzulara başvurur; bunlar arasında yeniliğe, popülerliğe, merhamete, acımaya, suçluluk duygusuna, korkuya, şirinliğe, cinsel çekiciliğe, modaya, havalılığa, zenginliğe, güce, alaya başvuruyu ve diğerlerini sayabiliriz.

Moda sözcükler kullanma, dinleyicilerin tutkularını manipüle etmek için son derece duygusal veya yüksek retorik etkiye sahip sözcükler kullanmaktır. Jargon kullanımının retorik etkisi, ilgili bağlamda kullanılan sözcükler ve söz öbeklerine yabancı kişileri dışlamak, bunları anlayan kişilerin ise bir “seçkinler” sınıfına ait olduklarını hissetmelerini sağlamaktır.

Rasyonel bakımdan ikna edici bir argüman ya tümdengelimsel açından geçerli ya da tümevarımsal açıdan kuvvetli olmalıdır. Tümdengelimsel açıdan geçerli bir argüman eğer (belirli bir anda) öncülleri kabul etmek için iyi bir nedeniniz varsa (o anda) sizin için rasyonel bakımdan ikna edicidir. Tümevarımsal açıdan kuvvetli bir argüman eğer (belirli bir anda) öncülleri kabul etmek için iyi bir nedeniniz varsa ve argüman (o anda) sizin için yenilgiye uğramamışsa (o anda) sizin için rasyonel bakımdan ikna edicidir. Mantıksal değerlendirme ve argümanların geçerli ya da tümevarımsal açıdan kuvvetli olmadıklarını göstermeye yönelik çeşitli gayrı resmî yöntemler mevcuttur.

 

Safsatalar belirli ortak özelliklerine göre gruplara ayrılabilir. Biçimsel safsatalar hatalı çıkarımlardan ibarettir. Serbest safsatalar, çekici ama yanlış olan ve yanlış olduğu ortaya çıkartılır çıkartılmaz fark edilebilecek, çok genel, karakteristik bir ilkeyi gizli bir şekilde varsayan argümanlarda görülür. Çoğunluk inancı ve ortak tutum safsataları, bir inancın veya eylemin yaygın olmasına dayanarak o inanç veya eylemin kabul edilebilir olduğu sonucuna ulaşan gayrimeşru çıkarımlarda bulunur. Kumarbaz safsatası (veya Monte Carlo safsatası), bir olay ne kadar sık (veya ender) tekrarlanmışsa, o olayın bir sonraki seferde gerçekleşme ihtimalinin o kadar düşük (veya yüksek) olacağını söyleyen yanlış bir varsayıma dayanır. Adam karalama ve tu quoque safsataları, bir görüşü ileri süren kişi(ler) hakkındaki olguları, o görüşü reddetmek için bir gerekçe olarak kullanır. Mükemmeliyetçi safsatasına bir fikir veya öneriye ilişkin olarak aşırı beklentiler içine girildiğinde düşülür. Ahlak ile yasallığı karıştırma safsatası, hatalı bir şekilde, yasal olan her şeyin ahlaka uygun veya yasadışı olan her şeyin ahlak dışı olması gerektiğini varsaydığımız zaman karşımıza çıkar. Zayıf benzetme safsatası bir argüman desteksiz veya gerekçesiz bir benzetme kullandığında ortaya çıkar.

Eleştirel düşünürlerin; doğrunun göreli değil, nesnel olduğunu kavraması çok önemlidir. Aksi hâlde eleştirel düşünürün bir konunun aslını öğrenme amacıyla argümanları çözümleme ve değerlendirme hedefi büyük zarar görecektir. Dolaysız birer iddia gibi görünen bazı cümleler aslında öznel tercih ve zevklerin örtük göreli ifadeleridir: Bunlar, örtük konuşmacı-görelidir.

Geleneksel olarak filozoflar bilginin, doğru bir inanca, doğru bir yoldan –yani yeterli kanıtlarla desteklenen iyi bir muhakeme aracılığıyla– ulaşmayı gerektirdiği sonucuna varmıştır. Bu, üçlü tanım olarak bilinen bir bilgi tanımının oluşturulmasına neden olmuştur.

Bu haber toplam 228 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim