• İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

Elif Sönmezışık: Entelektüel

Elif Sönmezışık: Entelektüel
-Ruzname'den; Kelime Günlüğü-

Bazı kelamlar yazılırken farkında olmadan yazıdan çok manifestoyu andırabilir. Manifestoyu kendimce verilmiş direktifler listesi olarak tanımlıyorum. Sözlük'se onun için “bildiri” diyor. Bir bakıma bildiri de verilmiş direktifler listesi değil mi?.. Niyeyse entelektüel kelimesini yazmak da bir manifesto kaleme alınıyormuş hissi veriyor. Belirsiz bir algıya hapsolduğundan olsa gerek…

Memleketçe takılıp kaldığımız kelimeler var. Popüler medyanın ağzına sakız olup pörsümeye başlayınca atılan ya da “aydın” çevrelerce sıkça üstünde durulup “izleyici/okuyucu sıkıldı bu konulardan, başka bir şey konuşalım/yazalım” kaygısıyla işe yaramayanların olduğu rafa kaldırılan kelimeler bunlar… sonra tekrar raftan indirip konuşulabiliyor ama ne eski tadı veriyor ne de bıkkınlık giderilmiş oluyor.

Kavramların içinin boşaldığını sıkça dile getirdiğimiz bir zamanda, “havalı” kavram ve terimlerin gündeme malzeme edilip anlaşılmaktan öte “moda”sı geçip geçmemesi üzerinden ele alınmasının bunda payı hiç yok mu? Olmamasına imkân yok. Entelektüel kelimesi de yeterince anlaşılamadan böyle tükettiklerimizden işte.

Entelektüel'le, 90'larda yusyuvarlak, burun üzerine kondurulmuş iki sedef halkasını andıran gözlükler sayesinde tanıştım. “Entel gözlüğü”ydü bunlar. Hep olduğu gibi yabancısı olduğumuz bu kelimenin de kaynağını merak etmiştik ve entel'in entelektüel'in yandan yenmişi olduğunu bu sayede öğrenmiştik. Entelektüel kelimesi orta öğretim sözlüklerimizde yoktu. Sorup soruşturunca anladık ki bu kelime bilgi birikimi, kültürel yatkınlık, bilgiyle içli dışlı olma, bilgiyi sorgulama, bilgiyi hayata dâhil etme gibi karmaşık bir tanımlama silsilesine karşılık geliyordu.

Hayatımıza yeni yeni dâhil olan tuhaf kelimelerdendi. Bir şey ne kadar tuhafsa o kadar dikkat çekiyor. Çünkü olan bitenden farklı bir kulvar açıyor kendine. Devrin gençliği de entelektüel'i “entel” gibi uydurmaca bir kalıp üstünden olabildiğince hafifleterek acayip ve tuhaf eylemlerini isimlendirmeyi seçmişti. Bir şey son derece havalı, farklı, kullanılmamış ya da az kullanılmışsa “entel” oluyordu. Entel eğlence mekânları, entel kıyafetler, entel saçlar, entel konuşmalar gibi tanımlamaların somut karşılığı “farklılık” uğruna gösterilen çabanın bugün baktığınızda o dönem için yalnızca “nüans” miktarınca karşılık bulduğu beyhudeliklerdendi.

Kendi kuşağım, bir önce ve bir sonraki kuşaklar için, “entel” ve dolayısıyla “entelektüel” kelimesinin büyük ölçüde bu beyhudelikler çerçevesine hapsolduğunu söyleyebilirim. Hatta bugünlerde, böylesi tanımlamalar alaycı göndermelerle hatırlansa da, içinde yaşayan kuşaklar entelektüelliği gençlik çılgınlıklarının ötesinde bilgiyle ilişkilendirmekte zorlanıyor. “Entel” kelimesini ilk kullanan kim bilmiyorum; fakat uzunca bir süre zihinlerde koflukla tanımlanabilecek gedikler açtığı için kaza süsü verilmiş bilinçli bir hamle olması da pekâlâ mümkün gibi geliyor.

Devamı: http://www.yenisoz.com.tr/entelektuel-makale-40349

Bu haber toplam 82 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim