Elif Sönmezışık: Sinema ve Hayat

Elif Sönmezışık: Sinema ve Hayat

Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir sanatçı eserinde inancını ve yaşam biçimini savunur ve bunu kendinin bir ifadesi olarak yapar. Sanat türleri de bir nevi teknolojik unsurlar gibi. Aracı olduğu fikirden tamamıyla bağımsız bir ifade biçimi. Yorumlayıcı, yansıtıcı. Toplumların zaman zaman karşısında galeyana gelip en azından yadırgayacakları kadar olay olan sanat ürünleri birebir mensup olduğu sanat türünü temsil etmiyor, yalnızca o yorumlayışın bir yansıması oluyor. Bu yansımalarda ise kimi zaman mesaj, popülerlik, ticarilik ya da etkileme kaygısına bağlı doz aşımı sanat kimliğinden uzaklaştırsa da, o sanat türü ile anılmaya devam ediyor. Çünkü bu tür sapmalar için başka bir başlık oluşturarak sınıflamak, toplum adına bir tartışma konusuna dönüşüyor.

Bu izahattan en çok payını alan sinema olmalı. Sanal aracılar arttıkça her türlü görsel yansımanın gerçeğinden bile daha önemli hale geldiği bir çağda sinema, bütün hayat yorumlarının, inançların, tasarıların ve değiştirme/dönüştürme sistemlerinin biricik tercihi. Sinemanın yüz yıldan fazla süre önce başlayan serüveni, ilk karşılaşmada meydana getirdiği hayret duygusunu gün geçtikçe hızlanan bütün gelişmelere ve dünyanın yaşadığı değişimlere rağmen asla kaybetmedi. Dünya iki büyük savaş gördü ve bu yıkımların en etkileyici çoğalımı -kurgu ya da gerçek haliyle- sinema perdesinin yansıttıklarıydı.

Çağın dili bu; görüntüler ses ve yazıdan daha etkili ve daha kalıcı sayılıyor artık. Tarihî bir şahsiyetin kameraya alınmış görüntüleri onun geçmişteki varlığını ispatlamak için tek yol. Ses kayıtları yahut fotoğraflar daha güçsüz “delil”. Onlar da yoksa anlatılanlar birer efsaneymiş gibi algılanıyor. Bu şartlanmışlığı en cüretkâr ve en inandırıcı boyutuyla tatmin eden sinema oluyor. Bir vukuatın tartışmalarına nokta koyan bir belge, onu kurguyla harmanlayarak anlatan bir filmden daha etkileyici değil. Elimizdeki görsel taşıyıcıları hangi şekle bürünürse bürünsün, ne kadar ileri giderse gitsin hiçbiri sinemanın varlığını reddedemiyor. Kullandığımız bütün görsel cihazlar bir sinema filmini izleyebileceğimiz kapasitede üretiliyor. Tuhaf olan şu ki, ev sineması alışkanlığını pekiştiren her tür -ekran ve ses aksamları- gelişme ya da, birden çok filmi yanınızda gezdirebileceğiniz, hiç yoksa internet aracılığı ile nerede olursanız izleyebileceğiniz onca şahsi cihaza sahipken bile sinema salon sayısındaki artış şaşılacak düzeyde. Tek salonlu sinemaların devri de bitti. Artık sinemalar çoklu salonlar içinde seçeneklerini artıran birer ünite artık. Yazlık sinemalar bile bir nostalji unsuru olarak yaşatılmaya devam ediyor.

Devamı: http://www.yenisoz.com.tr/sinema-ve-hayat%C2%A0-makale-26067

Bu haber toplam 387 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim