Elif Sönmezışık: Yangından Geriye Kalanlar Bizimdir

Elif Sönmezışık: Yangından Geriye Kalanlar Bizimdir
Dünyanın doğadan uzak, insan eliyle yapılmış görüntülerini izlemek, sık sık ne kadar çirkin bir dünyada yaşadığımızı düşündürüyor.

Yaşama imkânlarının sınırlı olduğu yerlerdeki hayatların çevre biçimlemesi doğayla uyumlu, ama imkânlar ortalamaya yükselince iş değişiyor. Zira “gelişmiş” ülkelerin büyük şehirlerinin ve banliyölerinin kuşbakışı görünümlerinde, alacalı bir grilik ve toprağı eciş bücüş örten paslı tutamlar kayda geçiyor. Dünya nüfus yoğunluğunun konuşlandığı paslı grilikler bunlar.

Gücü simgeleyen katı mimari ve eskidikçe çürümüşlük izlenimi veren metropol görünümleri, artık “manzaralı ev” penceresinin süsü sayılıyor. Aşinalıktan ve alışmışlıktan doğan bu benimseyişin güzellikle hiçbir ilgisi yok hâlbuki. Temaşa algısı da tıpkı şehirler gibi değişime uğradığından güzellik tanımı, çirkinliğin bıçak sırtı konumunda, hepsi bu. Öyleyse, ahalinin çoğu aslında acımasızlığı kesin bir çirkinliğin muhatabı.

Avrupa rönesansının ardından şekillenen barok-rokoko anlayışı, Avrupa'nın kiliseler ve dinî mitlerle çerçevelediği sanatı, izafi güzelliğe taşımasının son merhalesi oldu. Ardından gelen modern sanat, söz konusu izafiyeti derinleştiriyor, sanayi toplumunun öncekilere göre biçim olarak bozuluşunu da yansıtıyordu. Bu akımlar Osmanlı dönemi 18. yüzyıldan itibaren kendini ağırlıklı olarak hissettirmişti. Batı'nın kendini yenileme endişesinden payımızı almasak da, sanatını hâkim güç olarak dayatma prensibinin altında ezilmiş görüntümüz, asimile meraklılarını ikna ediciydi.

Sanatı toplumdan uzaklaştırmakla, yücelterek ulaşılmaz hale getirişle mimarideki kırılma bütün katmanlara yayıldı. 

Modern zamanlardan bugüne sanat akışı, kuvvetli bir metacılık ekseninde yolculuğuna devam etti. Sanat eseri, yüksek fiyatlarla satılması gereken kişiye özel ürüne dönüştü.

Sanatı tüketim ve şöhretle özdeş kılan, kirli/çirkin imgeleri bir sanat teması olarak öne süren bu eksen, dışında kalamadığımız tekelci biçim hâkimiyeti dayatıyor hâlen. Artık bir gazete manşetinin bile sanat eseri olup olmayacağını tartışılabildiği zamanlardayken, mimari, cadde ve sokak tasarımı, sokak ve ev eşyaları, “kişiye özel ürünler”den doğan fikirlerle tekelleşiyor. Bazı ev ihtiyaçlarının topyekûn alındığı, tasarımı ucuza satan market zincirleri, bunun en tipik örneği…

Devamı: http://www.yenisoz.com.tr/yangindan-geriye-kalanlar-bizimdir-makale-25636

Bu haber toplam 45 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim